+ İSLAM-GREEN34 İSLAMİ FORUM VE SOHBET SİTESİ
 Son Mesajlar

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
 21 
 : Kasım 16, 2014, 10:17:12 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin


MÜSLÜMANLAR VE DÜNYA

FORUM İSLAMİ DÜŞÜNCE VE FORMASYON 2013

HALİT AHMET ÖNCÜGİL


Selamün aleyküm kardeşlerim
Forum islami  Düşünce ve Formasyon 2013
İçinde çok çarpıcı bilgilere ulaştım
Ancak Dünyadaki Müslümanların çıkmazları
ve Dünyadaki akan Müslüman kanının durdurulm ası için
Müslümanların nasıl bir formasyon içinde olmalarına dair
Açıklayıcı bir özet yazı bulamadığım için
Ben bir kaç  Anektod paylaşmak istedim
Konuya şuradan giriş yapmak istiyorum
Siyonizm dünyadaki müslümanları yok etmekle
yok edemediği insanları veya müslümanları etkisizleştirmekle
veya çeşitli yöntemlerle kendi safına çekmekle meşguldür
daha doğrusu
Bazı teorisyen lerin ifadesiyl
Dünyadaki Devletler i
tek bir merkezden yönetmeye çalışan güç odakları
Egemen gücün planları ve proğramları gereği
Dünya tarihinde ki en büyük savaşları sevk ve idare etmeye
ve savaşlar sonucunda kurulacak devletler in
Yönetim biçimlerine ve şekillerine göre dizayn etmeye 
Kiminde diktatörlük kiminde demokrasi
Kiminde monarşi kiminde ise Sosyalizm olarak
yönetilmesini sağlamaya çalışmaktadırlar
Bunu sağlamak içinde   
1.Dünya ve 2. Dünya savaşları ile
NATO ve Varşova Paktlarının kuruluşunu
organize etmişlerdir
veya Kapitaliz m ve Sosyalizm ile
SSCB nin kuruluşu veya dağılışını
organize etmişlerdir
Ortadoğu ve İslam Dünyası ile
farklı ülkelerde hegamonya sal bölgelerin
oluşmasını sağlamaya çalışmışlardır
Ve bilhassa Osmanlının yıkılışı ile
Ortadoğu ve İslam coğrafyasındaki
Müslüman dünyanın bölünüp parçalanması
ve yeni kurulan devletler in sevk ve idaresini n
Yine tek bir merkezden kontrol edilmesi için
her türlü bilimsel veya inançsal
ekonomik veya siyasal
ve bazende askeri operasyon ları sevk ve idare eden
güç odaklarının arka planında
siyonizm hep idare merkezi olarak  mevcut olmuştur
siyonizm ise inançsal gücünü kabalaist muharref tevrattan almaktadır
Ancak bu muharref tevrat Allahın hakiki tevratı değildir
Hakiki tevrat yok edildiği için
Allah cc tarafından yeni kitaplar vahiyle gönderilmiştir
Ve Allah katında islam dışında Hak Din yoktur
Bunuda hatırlatalım
" İnned Dinel İndallahil İslam
 Şüphesizki  Allah c.c katında Hak Din İslam'dır  "
Al-i İmran suresi 19. ayet-i kerime
Fakat muharref tevrattan önceki hakiki tevrat 
özünde mutlak Allah c.c tarafından
İnsanlara gönderilmiş bir kutsal kitaptı
Ancak Firavunun Yahudiler i
Mısır piramitle rinin imarıda dahil
bazı köleleştirmelerde kullanırken
Yahudiler in yok olması hadisesin de
O zaman mevcut hakiki tevratın
bu yokoluş karşısında
Allahın hakiki tevrattak i ayetlerle
 insanlara
 Allahın ayetlerin i yalanlama maları gerektiğini
buyurmuş
Yahudiler e ümit ışığını yakarak
sabrı tavsiye etmesi ve sabır ile barış sayesinde
sevgi ve merhametl e felaha erecekler ini
müjdelemesini tasvip etmeyen Kabala" nın
köleleştirilen yahudiler i özgürleştirmek
ve ayakta kalmaları için motive ederek
Tevrattak i sevgi ve merhamet ile
sabır ve barış ayetlerin i kaldırıp
hakiki tevratı tahrip etmesiyle birlikte
Kabalanın yazdığı yeni muharref tevratın hükümlerinin
Yahudiler in genelince kabul edilmesiy le başlayan süreçle
Ve yeni muharref tevrattak i ayetlerin hükümlerinde yazan
Yahudiler in tanrı tarafından  seçilmiş ırk olduğunu
ve Yahudi ırkının diğer ırklardan üstün olduğunu
Ve Yahudi ırkının diğer dünyadaki tüm ırkların
ve insanların efendisi olduğunu
ve diğer ırkların ve insanların Yahudi ırkının kölesi olduğunu
ve kölelerin ise Yahudi olan efendiler ine itaat etmeleri gerektiğini
eğer itaat etmezlers e katledilm eleri gerektiği doktrinin i
benimsetm işler ve doktrinle rin uygulanma sına  devam etmişlerdir
Muharref Tevrat mezmurlar bölümü 2/8 " Onları çömlekçi kabı gibi
onları demir çomaklarla kıracaksın "
v.b gibi benzeri ayetlerle Muharref Tevratın emriyle
bu planlar ve uygulamal ar günümüzdede artarak devam etmektedi r
Ve yine muharref tevratın emriyle
Yahudiler e verilen Kenan diyarının Yahudi toprakları oluşu ile
Bu toprak parçalarının idaresini n
ve diğer dünyadaki toprak parçalarınında
bir ana merkezden Kabalaist lerce idare edilmesin in
Bu idare şekillerinin ve idarecile rininde seçiminin
Yine Muharref tevratın emriyle Yadudiler e verilmesi yle birlikte
Kabalaist lerin dinleri gereği ve tanrının kabalaist lere verdiği emir gereği
Müslümanlar insan sınıfında bile değildir ve köledir
ve katledilm esi gerekmekt edir
Dolayısıyla İslam veya Müslümanlar ile siyonistl er arasında barış olamaz
Müslümanlar ile barış yapan eğer yahudiyse
Müslümanlar ile birlikte katledime si bu dokttrini n gereğidir
Bu emir yahudiler e tanrı tarafından verildiği için
Ve kabalaist muharref tevrat ile iman eden 
tanrıya inanan her yahudi bu emri yerine getireceği için
siyonistl er güçlerini inançsal olarak
Muharref tevrattan aldıkları için
ekonomik siyasal ve askeri güçleri mevcut olduğu için
Bu gücün devamınıda bilim ve teknoloji deki üstünlükleriyle
muhafaza ettikleri için
Müslümanlar açısından günümüzde barışçıl bir dünya mevcut olamamakt adır
Müslümanların Dünyada varlıklarını sürdürebilmeleri için
ve yaşama hak ve hürriyetini elde edebilmel eri için
Ayakta kalabilme leri için ekonomik siyasal askeri inançsal ve bilimsel
güç dengesine ihtiyaç vardır
Bilim ve teknoloji ise Alahın nimetleri ve kurallarıdır
Allah c.c nimetleri ne ve kurallarına itaat edenlere 
Ve Allah c.c çalışana üretene ve emek harcayana
 Ve batılda olsa inancına göre yaşayana elbet destek olacaktır
Bilim ve teknoloji akıl ile sabittir
Ve akıl Allah c.c tarafından sadece siyonistl ere verilmemiş
Müslümanlara ve bütün insanlığa verilmiştir
Müslümanlar ise bilim ve teknoloji üretemediği takdirde
Ve müslümanlar bilim ve teknoloji yerine
Mezhep tarikat ve cemaat ile meşgul olup
birbirler iyle mücadele ettiği sürece
Siyonistl er balistik füze üretirken
Müslümanlar kendi füzelerini üretmeyip
küffardan daha kalitelis ini ürettiğini belgeleye meyip
küffarın elindeki füzenin etkisisiz liğini ispat edemeyip
Küffarı füze atmaktan vaz geçiremediği sürece
her türlü bilimsel ve teknoloji k gelişmeye karşı
Müslümanlar çay kahve içip sohbet ederek
ve tesbih çekerek " Kuran- ı kerimde bu zaten vardır " deyip
üretmeyip laf ile peynir gemisi yürütmeye çalıştıkça
Kuran-ı kerim matbaasındaki makinenin parçası arızalanınca
Almanyada n parça gelmesini bekleyere k
Tifdruk matbaada basıma ara verdikçe
Ve Suudi Arabistan gibi İngiliz-İsrailiyat uzmanlarınca desteklen en
Vehhabile rin Amerika ile müttefik olup
Amerikada n satın aldığı yazılımı kendileri ne ait olmayan
uçak ve füzeler satın alarak kendini koruyabil eceğini sandıkça
herhangi bir savaş esnasında bu uçakların ve füzelerin
kullanılamayacağını bile bile satın almaya devam ettikçe
Bazı Selefiler in Kuran-ı kerimde muhkem ayetler içinde
Radyo ve televizyo nun yer almadığını söylemeye
devam ederek
müteşabih ayetleri görmezden geldikçe
Bilişim teknoloji sinden bir haber olup
yahudiler in kurduğu web sitelerin de
islamiyet i anlatmakl a müslümanlığın yayıldığını düşündükçe
Bazı müslümanların " En büyük cihad nefs ile cihattır " diyerek
Dünya ve bilimle uğraşmayıp
Satın alıp bindiği otomobili n parasını
kendisine mermi sıkan siyonistl ere veya onların destekçilerine
bilmeden
mermi parası olarak ödedikçe
Din alimlerin in aynı zamanda fizikçi veya matematikçi olmadığı sürece
Tarikat mezhep ve cemaat ile meşgul olan
Müslüman kardeşlerimizin kendileri çalışmayıp
üretmeyip
Bilim ve teknoloji yi hafife alarak
dolayısıyla Bilim ve teknoloji denilen Allahın nimet ve kurallarını bilmeden
" Şeyhim halı uçurur " demekle yetindiği sürece
Ve hiç bir şeye tedbir almayıp
tedbiride takdiride Allah c.c tan beklediği sürece
Türk-Kürt veya Alevi-Sünni
Sağcı-solcu
Milliyetçi-sosyalist
Laik-Antilaik
Nakşi-Kadiri
Nurcu-Süleymancı
gibi ayrılıklar ve bölünmüşlüklerle uğraştıkça
gereksiz yere aynı ülkede
bilim ve teknoloji dışında
gereksiz düşmanlıklarla
birbirler ine karşı üstünlük taslama yarışlarıyla
Allahın dini islamı ve bilim ve teknoloji yi dışlayıp
çatışmasal fikirlerl e
kişisel egolar ve iktidar hırsıyla
fanatizm ve kin ile nefretle meşgul olmaya çalıştıkça
Müslümanların üzerinden zulm eksik olmayacak tır
Ve aynı ülkede kardeş kardeşin kanını akıtmaya devam edecektir
ve arka planda yine siyonizmi n planları işlemeye devam edecektir
ne olursa olsun zerreden kürreye
herhangi bir konuda hüküm elde edileceks e
İslami reailte dörttür
Kuran - Kütüb-i sitte sünnet
İcma ve kıyastır
Kıyas içinde ise akıl ve bilim vardır
Hz. Ali r.a buyurduğu gibi
" Hayatta en hakiki mürşid ilimdir "
Ancak mürşid kelimesin in ne anlama geldiğini bilmeyen
Ve arapça sözlükte karşılık arayan
veya Türkçe lugatta bu kelime varmı diye düşünen
cahilleri n ne akılla ne bilimle
nede dinle imanla nede islamla ilgileri vardır
Allahın kitabı Kuran-ı kerimi yıllardır okuyupta
Türkçe mealini okumakla
anlayabil eceğini düşünen
ve yaşanmayan bir islamın
okumakla bir yere varılamayacağını anlayamay an
cahiller var olduğu sürece
Siyonizm değil Müslümanlar birbirine
düşmanlık yaparak birbirler ine saadet hakkı tanımayacaklardır







MÜSLÜMANLAR VE DÜNYA

FORUM İSLAMİ DÜŞÜNCE VE FORMASYON 2013

HALİT AHMET ÖNCÜGİL

 22 
 : Kasım 16, 2014, 10:14:34 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
MÜSLÜMANLARIN BİLİM VE TEKNOLOJİDE
GERİ KALMALARI NIN BAZI NEDENLERİ

TARIK  HÜSEYİN KARAOĞLU

İSLAM AYDINLIK DİN FORUM 2011


Selamün aleyküm kardeşlerim
Ben bugün farklı bir konu yazmak
ve sizlerind e fikir ve görüşlerinizi almak istiyorum
Konumuz aslında çok büyük bir araştırma gerektire n
hassas ve önemli bir konudur
Konumuzun ana başlığı " Müslümanların Bilim ve Teknoloji de
Geri kalmalarının bazı nedenleri " şeklindedir 
Müslümanların Bilim ve Teknoloji de
Geri kalmalarının elbette bir çok nedenleri vardır
Bu nedenler islamiyet e veya manevi değerlere kesinlikl e maledilem ez
Müslümanların kendileri ne ait olan hatalar elbette vardır ve çok çeşitlidir
Bu nedenlerd en bazılarından sizlere bir kaç anektod aktarmak istiyorum
Ancak Müslümanların kendileri ne ait hatalara geçmeden önce
Müslümanların bilim ve teknoloji ile bağlarının neden koptuğuna dair
Bu konuda yazılmış bir anektodu aşağıya aktarayım
ve daha sonra konumuza devam edelim İnşallah


MÜSLÜMANLAR NEDEN GERİ KALDI

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=573


İslamiyet, faydalı her yeniliği emreden bir dindir. Bundan dolayı, ilim adamlarına çok önem verilmiş, ilmi, fenni ve teknik tecrübeler yapılmış, müslümanlar, tıpta, kimyada, astronomi de, coğrafyada, tarihte, edebiyatt a, matematik te, mühendislikte, mimarlıkta ve bunların hepsinin temeli olan, güzel ahlak ve sosyal bilgilerd e, en mükemmel dereceye vasıl olmuşlar, bugün de tazim ile yâd edilen kıymetli âlimler, hakimler, mütehassıslar, üstadlar yetiştirmişler, dünyanın hocası, medeniyet in rehberler i olmuşlardır.

O zaman, yarı vahşi olan Avrupalı, fen bilgileri ni İslam üniversitelerinde öğrenmiş, hatta Papa Sylvester gibi, Hıristiyan din adamları da Endülüs üniversitelerinde okumuştur. Bugün, hâlâ Avrupa’da kimyaya, Chemie ve cebire, [Arabi El-cebir kelimesin den]Al-gebra ismi verilmekt edir. Çünkü bu ilimler, önce müslümanlar tarafından dünyaya öğretilmiştir.

Avrupalılar, dünyayı tepsi gibi dümdüz ve etrafı duvarla çevrili zannederk en, müslümanlar, ilk olarak, dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü buldular. Musul civarında, Sincar sahrasında, meridyeni n uzunluğunu ölçtüler ve bugünkü rakamları elde ettiler.

Bugün insaflı Hıristiyanların kabul ettiği gibi, hakiki Rönesans,İtalya’da değil, Abbasiler zamanında, Arabistan’da başlamıştır ki, Avrupa’daki Rönesans’tan çok çok öncedir.

Müslümanların son zamanlard a, ilim sahasında en büyük rehberi, Osmanlılar idi. Bütün Hıristiyan âlemi bu İslam devletini n, dünyadaki terakkile re ve keşiflere kayıtsız kalması için siyasi ve askeri hücuma geçtiler. Bir taraftan, haçlı saldırıları, bir taraftan da, bunların ihdas ettikleri, bid'at sahibi müslümanların yıkıcı ve bölücü çabaları, Osmanlıların fen ve teknikte rehberlik yapmalarına mani oldu. Türkler, dışardan ve içerden yapılan saldırılardan dolayı, çok zarara uğradılar. Tesirleri fazla olan yeni silahlar yapamadılar. Ülkelerinin büyük kaynaklarından layığı ile faydalana madılar. Kendi vatanlarında sanayii ve ticareti yabancılara kaptırdılar. Fakir düştüler.

Dinimiz, İslam ahlakında ve ibadetler de en ufak bir değişiklik yapmayı şiddetle men etmiştir. Dünya işlerinde, fen bilgileri nde ise, her değişikliği yapmayı, bütün yeni keşifleri öğrenmemizi ve yapmamızı emretmiştir. Osmanlı Devletini ele geçiren sözde aydınlar, dinimizin bu emrinin tam tersini yaptılar. Masonlara aldanarak din bilgileri ni değiştirmeye, dinin esaslarını yıkmaya çalıştılar. Avrupa’nın fende ilerlemes ine, yeni keşiflere gözlerini kapadılar. Hatta fen bilgileri ne, modern tekniğe uymak isteyen büyük Türk sultanlarını şehid ettiler. Masonların elinde maşa olarak, ilerlemey i, teknikte değil de, dinde reform yapmakta, bölücülükte aradılar.

İngilizler, asırlardır İslam ülkelerini kana boyamakla kalmamış, İskoç masonları, binlerce müslümanı ve din adamlarını aldatarak, mason yapmış, (insanlığa yardım, kardeşlik) gibi laflarla, dinden çıkmalarına, dinsiz olmalarına sebep olmuştur. İslamiyet’i büsbütün yok etmek için, bu masonları maşa olarak kullanmışlardır. Böylece, Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa ve Mithat Paşa, Talat Paşa gibi masonlar, İslam devletler ini yıkmakta kullanılan paşa unvanlı maşalardır. Efgani veAbduh gibi masonlar ve yetiştirdikleri çömezler de, İslam bilgileri ni bozmaya, içten yıkmaya alet olmuşlardır.

1846’da sadrazam olan mason Reşit Paşa, iş başına gelir gelmez, hariciye nazırı iken, Lord Rading ile el ele verip, hazırlamış olduğu ve ilan ettiği Tanzimat kanununa istinat ederek, mason locaları açtı. Çeşitli hıyanet ocakları çalışmaya başladı. Gençler, din cahili olarak yetiştirildi. Londra’dan alınan planlarla, bir yandan idari, zirai, askeri değişiklikler yaptılar. Bunlarla gözleri boyadılar. Öte yandan da, İslam ahlakını, ecdat sevgisini, milli birliği parçalamaya başladılar. Yetiştirdikleri kimseleri işbaşına getirdile r. Bu yıllarda Avrupa’da, yeni buluşlar, ilerlemel er oluyor; büyük fabrikala r, teknik üniversiteler, modern harp vasıtaları kuruluyor du. Osmanlılarda bunların hiçbiri yapılmadı. Hatta, Fatih devrinden beri medresele rde okutulmak ta olan fen, hesap, hendese, astronomi derslerin i büsbütün kaldırdılar. Din adamlarına fen bilgisi gerekmez diyerek, bilgili âlimlerin yetişmelerine mani oldular. Sonradan gelen İslam düşmanları da, din adamları fen bilmez, din adamları cahildir, gericidir diyerek müslüman yavrularını İslamiyet’ten uzaklaştırmaya çalıştılar. İslamiyet’e ve müslümanlara zararlı olan, İslamiyet’in öğrenilmesine mani olan şeylere uygarlık, ilericili k dediler. Çıkardıkları her kanun müslümanların, devletin aleyhine idi. Vatanın asıl sahibi olan müslüman Türkler, ikinci sınıf vatandaş haline getirildi .

Din ve dil birliği
Hıristiyanlık dininde, akla uygun bir esas kalmamış, hurafeler, karmakarışık bir merasim halini almıştır. Bundan başka, aynı dinde, hatta aynı mezhepte bulunan hıristiyanlar, başka başka hükümetlerin idaresind e yaşamaktadır. Avrupa hükümetleri, bunun için, başka bir bağ aramışlardır.
Böylece, Avrupa’da, din birliği ölmüş, milliyet hissi doğmuştur.

İslamiyet, ticaret, sanayi ve sosyal nizamı da kurduğundan, milliyet düşüncesini de içine almaktadır. Müslümanlar arasında ayrı milliyetl er kurmaya ihtiyaç kalmamıştır. Bunun içindir ki, ilmihal kitaplarında, Din ve millet, ikisi birdir denilmekt edir.

Eğer müslümanlar, bölünmeseler, İslamiyet’in, milliyeti temsil etmesinde n istifade ederek, yeryüzündeki sağlamlaşmamış birçok milliyetl ere galebe çalmanın yolunu bulurlar.

İslamiyet’in milliyeti temsil etmesinde, lisan birliği de hatıra gelir ise de, beş vakit namazda okunan ezan ve Kur'an-ı kerimleri n bütün İslam ülkelerinde Arabi olması, bu beraberliği de temin etmektedi r.
Bunun içindir ki, İslam düşmanları, bir milleti İslamiyet’ten ayırmak, din birliğini yok etmek için, o milletin dilini, gramerini, alfabesin i değiştirmeye çalışıyorlar.

Bir milletin dinine, imanına vurulacak en büyük darbe de, bu yoldan geliyor. Nitekim, Sicilya ve İspanya müslümanları böylece Hıristiyan yapılmıştır. Ruslar da, yıllarca Türkistan’daki müslümanların din ve imanlarını yok etmek için, bu keskin silahla saldırmışlardır. Zindanları, elektrik fırınları, Sibirya sürgünleri ve toptan imha faciaları, bu keskin silah kadar tesir edememiştir.

Celal Nuri bey (İttihad-ı İslam) adındaki kitabında, müslümanlar için Arapça’yı, müşterek lisan olarak tavsiye etmektedi r. Yavuz Sultan Selim Han bunun için çalışmıştı. Bunu temin etmek içindir ki, tarih boyunca bütün İslam ülkelerinde din kitapları arabi olarak yazılmıştı. Arabi, bütün İslam ülkelerinde bir din lisanı olmuştur. Cennette de, herkesin arabi konuşacağını hadis-i şerifler haber vermekted ir. Bu, her müslüman milleti Araplaştırmayı istemek değildir!

Dünya devletler i arasında İngilizce ortak bir dil halini almaktadır. Bugün ilim ve fen sahibi bir kimsenin, bir veya birkaç yabancı dil öğrenmesi zaruret halini almıştır. Bir hadis-i şerifte, (Bir kavmin dilini öğrenen, onların zararlarından korunmuş olur) buyuruluy or. Bunun içindir ki, gençlerimizin Arabi’nin yanında, Avrupa dillerini de öğrenmeleri faydalı olup, sevap kazandıran çok işlere sebep olabilir. Avrupalıların asırlardan beri bize yabancı gözü ile bakmaları, milliyet hissinden ziyade, İslam dinini bilmemele rinden ileri gelmekted ir.(Faideli Bilgiler)

Din cahilleri
Din cahilleri, tâ ilk asırdan beri, İslamiyet’i yok etmek için çalışıyorlar. Şimdi de, çeşitli adlarla, çeşitli planlarla saldırıyorlar. Cehenneme gidecekle ri bildirilm iş olan itikadı bozuk kimseler de müslümanları doğru yoldan ayırmak için, hile ve iftira yapıyorlar. Böylece, İslam düşmanları ile işbirliği yaparak, Ehl-i sünneti yıkmaya uğraşıyorlar. Bu saldırıların öncülüğünü İngilizler yaptı. Bütün kaynaklarını, hazineler ini, silahlı kuvvetler ini, donanmasını, tekniğini, politikacılarını ve yazarlarını bu işte kullandı. Böylece, dünyanın en büyük iki İslam devleti olan Hindistan’daki Gürganiyye ve üç kıta üzerine yayılmış bulunan Osmanlı İslam devletler ini yıktı.

Her yerde İslam’ın değerli kitaplarını yok etti. İslam bilgileri ni birçok yerlerden sildi, süpürdü. İkinci Cihan Harbinde, komünistler yok olmak üzere iken, bunların kuvvetlen melerine, yayılmalarına sebep oldu. İngiliz Başbakanı James Balfour, 1917’de, müslümanların mukaddes yerleri olan Filistin’de Yahudi devletini n kurulması için çalışan Siyonizm teşkilatını kurdu. İngiliz hükümeti, bu işi senelerce destekley ip, 1947’de İsrail devletini n kurulmasını sağladı. Yine İngiliz hükümeti, 1932’de, Arabistan Yarımadasını Osmanlılardan alıp, Süudlara teslim ederek, İslamiyet’e en büyük darbeyi vurdu.

İşte İngiliz siyaseti
1944’de Japonya’da vefat eden Abdürreşid İbrahim efendi, 1910’da İstanbul’da basılan Âlem-i İslam kitabının ikinci cildinde, (İngilizlerin İslam düşmanlığı) yazısında diyor ki:

(Hilafet-i islamiyye nin bir an önce kaldırılması, İngilizlerin birinci düşüncesidir. Kırım muharebes ine sebep olmaları ve burada Türklere yardım etmeleri, hilafeti yıkmak için bir hile idi. Paris muahedesi, bu hileyi ortaya koymaktadır. Her zaman Türklerin başına gelen felaketle rde İngiliz parmağı vardır. İngiliz siyasetin in temeli, İslamiyet’i yok etmektir. Bu siyasetin sebebi, İslamiyet’ten korkup müslümanları aldatmak için, satılmış vicdansızları kullanırlar. Bunları İslam âlimi, kahraman olarak tanıtırlar. Sözün özü, İslamiyet’in en büyük düşmanı İngilizlerdir.) (Faideli Bilgiler)

Sömürgeler bakanlığı kurdular
Osmanlıların her sahada ilerlemel erine ve bu kadar başarılı olmalarına rağmen yıkılmalarının sebebini, yirminci asrın tanınmış psikologl arından Amerikalı Terman şöyle anlatıyor:
Osmanlı orduları Avrupa’da ilerliyor, Viyana elden gidiyordu . Viyana gidince, bütün Avrupa’nın Müslümanların eline geçmesi çok kolay olacaktı. Osmanlılar, Avrupa’ya İslam medeniyet ini getiriyor; ilim, fen, ahlak nurları, Hıristiyanlığın kararttığı, uyuşturduğu yerlere, zindelik, insanlık, huzur, saadet saçıyordu. Asırlarca, diktatörlerin, kapitalis tlerin, papazların zulümleri altında inleyen kimseler, İslam ahlakı ile, insan haklarına kavuşuyordu. Avrupa diktatörleri ve öncelikle Hıristiyan kiliseler i, Osmanlı ordularına karşı son gayretler ini harcıyorlardı. Bir gece, İstanbul’daki, İngiliz sefiri, Londra’ya tarihi mektubunu yolladı. Buldum... Buldum!.. Osmanlı ordularının ilerleme sebebini buldum. Onları durdurmanın yolunu buldumdiy erek şöyle yazıyordu:

(Osmanlılar ele geçirdikleri her yerde din, ırk farkı gözetmeksizin, seçtikleri çocukların zekalarını ölçüyor, ileri zekalıları ayırarak, medresele rde okutup, İslam terbiyesi ile yetiştiriyorlar. Bunlar arasından da seçtiklerine, saraydaki Enderun denilen yüksek okulda, o zamanın en ileri bilgileri ni veriyorla r. İşte, Osmanlı siyaset adamları, başkumandanları; böyle seçilen, yetiştirilen keskin zekalı şahsiyetlerdir. Sokullula r, Köprülüler böyle yetişmiştir. Osmanlı akınlarını durdurmak, Hıristiyanlığı kurtarmak için biricik çare, Enderun mektepler ini ve medresele ri dağıtmak, onları içerden yıkmaktır.)

Bu mektuptan sonra, İngiltere’de, Sömürgeler Bakanlığı kuruldu. Burada yetiştirilen casuslar ve Hıristiyan misyonerl eri ve masonlar, yalan propagand a ve yaldızlı vaatlerle avladıkları cahilleri, Osmanlı devletini n kilit noktalarına yerleştirmeye ve bu kuklaların eli ile; medresele rden fen, ahlak derslerin i kaldırmaya, Müslümanları cahil bırakmaya uğraştılar. Nihayet tam başarı sağladılar. İslam devleti yıkıldı. İslamiyet’in dünyaya neşrettiği saadet, huzur nurları söndü.


Evet kardeşlerim yukarıdaki yazıyı okudunuz
Birde Müslümanların hatalarından bahsedeli m
Osmanlı medeniyet i bizlere şunu gösteriyor
Batı medeniyet i ile islam medeniyet inin
Reformasy on yapıldığı takdirde Müslümanların
Kendi standatla rına göre bilim ve teknoloji deki
Gelişimi ile birlikte paralel olarak
Her türlü ürünü kendi imal edebilme yetisi
veya kendine has bir mamul üretebilme yetisiyle
Batıyı kopye etmekten ziyade
Kendine has bir mamul stardartı geliştirebilme
yetisinin elde edilişiyle Avrupa bağımlılığının
ve etkileşiminin olmayacağını gösternektedir
Glokenscp iel denilen enstrüman ile
Mehter takımndaki Çevgan denilen enstrüman
veya Batı çalgısı timpani ile kös arasındaki benzerlik
Bizlere her türlü mamul üretimde
Müslümanlara has bir teknoloji nin olabileceğini göstermektedir
Fatih Sultan Mehmet Hanın
İstanbulun fethindek i Planlarını projeleri ni biliyorsu nuz
Özelllikle ateşli toplarla ilgili yenilikle rini biliyorsu nuz
Ancak Osmanlıdan sonra Müslümanlar geriledi
Mezhep Tarikat Cemaat taassubu ile meşgul olarak
Irkçılık hezeyanı ile birlikte gereksiz fikir akımlarının etkisinde kaldı
Dini bilimler ile Nazari bilimleri n paralelliğinin
yok olması yüzünden Bilim ve teknoloji den uzaklaştılar
Müslümanların Bilimsel çalışmaları
Endülüs yoluyla Batıya geçerken
Endülüste Müslümanların ve islamın izleri silinirke n
Osmanlı memlukler le savaşmakla meşgul olmak zorunda kaldı
Osmanlı yıkıldıktan sonra ise
Müslümanlar Bilim ve Teknoloji ye önem vermedi
Bunu her sahada görebilirsiniz
Batı örneğin sinema teknoloji sine önem verdi
Örneğin Walt Disney ürünü bir çizgi filmde
Amerikan Film Şirketi Senfoni orkestrası kullanırken
Müslümanların yaptığı çizgi filmde bir kudüm ile Ney sesi vardı
Amerikan Hollywood yönetmenlerinden Mustafa Akad
Fatih Sultan Mehmed ve İstanbulun Fethi filmini
çekmek istediğinde İslam ülkelerinden sinema için finasman alamadı
Amerikan Nasa Uzay üssü uzmanlarından Müslüman Prof Dr Faruk El-Baz
Müslüman ülkelerden birinde Uzay üssü kurulabil eceğini
Bunun için kendisine Finansman verilmesi ni istedi ama verilmedi
Dünyada Batı Radyo istasyonl arı ve TV kanalları kurmaya başlandığında
Müslümanlar ilk etapta bu teknoloji yede karşı çıktılar TV haram dediler
Yıllar sonra TV kanallarının gerekliliğini anladılar
Bu örnekleri saymakla bitmez tükenmez ve gereksizd ir
Müslümanlar Osmanlıdan sonra Bilim ve Teknoloji ye değer vermedile r
Günümüzün Müslümanlarında düşünme araştırma inceleme geliştirme 
Yetisi olmadığı gibi herşeye gereksiz ön yargıyla ve inatçılıkla bakış açısı mevcut
İstişare yerine bağnazlık tutuculuk taassub ve nemelazımcılık hakim
Olaylara karşı ilgisizli k ve sabırsızca bir kibirlili k ve bencillik-egoistlik hakim
Kendisini n herşeyi bildiğini sanır bir yaklaşım var ve öğrenmeye azim yok
Hiç bir şeye önem vermiyor edebiyatt an sinemaya veya müziğe kadar
Hiç bir dünya ilmine değer vermiyor ve çalışmıyor üretmiyor
Üretilen mamulü satın alıyor ve satın aldığı ülkenin kültür ağına takılıyor
Bir kaç anektod aktarmaya çalıştım sizlere
Bizlerde Müslümanız ve hepimizin yığınla hataları vardır şüphesiz
Bizlere haklarınızı helal ediniz ve Allah Müslümanların yardımcı olsun
Allaha emanet olunuz Selamün aleyküm kardeşlerim

MÜSLÜMANLARIN BİLİM VE TEKNOLOJİDE
GERİ KALMALARI NIN BAZI NEDENLERİ

TARIK  HÜSEYİN KARAOĞLU

İSLAM AYDINLIK DİN FORUM 2011

 23 
 : Kasım 16, 2014, 10:12:09 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin



İSLAM VE BİLİMSEL HAKİKAT

FORUM DÜNYA VE İSLAMİ HAYAT 2010 İSTANBUL

HÜSEYİN FIRAT DAĞOĞLU


Selamün aleyküm aleyküm kardeşlerim
İlim ve İslam bağlantısı ile ilgili
bir kaç anektod aktarmak istiyorum
Önce aşağıdaki yazıyı okuyalım
sonra konumuza devam edelim

İLİM MÜSLÜMANIN YİTİK MALIDIR

http://www.mumineforum.com/misafir-soru-cevaplari/50827-ilim-muminin-yitik-malidir-nerede-bulursa-alsin-ne-demektir.html

İslam dini, ilme ve ilim adamlarına olması gerekenin
en iyi şekliyle değer vermiş ilme giden meşru yolları
açık tutmuştur.
Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi
emreden dinimiz Müslümanların
daima ilimle iç içe olmasını istemiştir.
Yüce dinimiz İslam, ilim öğrenmek ve öğretmeyi
ibadet kabul etmiştir.
Kur’an-ı Kerimde, Allah (cc)’ın ilk emri “Oku”(1) olmuştur
İlimle alakalı olarak muhtelif ayetlerde de şöyle buyrulmuştur
“ Hiç bilenlerl e bilmeyenl er bir olur mu ?”(2)
“ Allah, içinizden inananları ve kendileri ne
ilim verilenle rin dereceler ini yükseltir”(3).
“Allah’a karşı kulları içinde ancak alim
olanlar derin saygı duyar”.(4) “Hikmet ve ilim ile daima
Rabbinin yoluna çağır”.(5) Daima ilme teşvik eden
sevgili Peygamber imiz (sav)’de şöyle buyurmuşlardır:
“İlim mü’minin yitik malıdır.
Onu nerede bulursa alsın.”(6)
“İlim tahsil etmek kadın-erkek her
müslümana farzdır.”(7) “Alimler
peygamber lerin varisleri dir”.(Karizmatik “Mahşerde alimlerin mürekkebi
şehitlerin kanlarıyla muvazene edilir (tartılır)
.”(9) “İlim talep etmek için yola çıkan kimse
dönünceye kadar Allah yolundadır.’’(10)
Hadis-i Şeriflerinde bu şekilde buyuran
Peygamber (sav)’ın, mescidind e suffe oluşturması
Bedir Savaşında esir alınan esirlerin, bırakılmalarının
10 müslümana okuma yazma öğretme şartına bağlanması
Peygamber (sav)’ın ilme verdiği değerin açık ifadesidi r.
Hulefa-i Raşidin döneminde de ilme önem verilmiştir.
Kur’an, Hz. Ebubekir zamanında mushaf haline getirtilm
Hz. Ömer döneminde ilim tahsil edenlerin ihtiyaçları karşılanmış,
Hz. Osman devrinde Kur’an çoğaltılarak
diğer İslam beldeleri ne gönderilmiştir.
Hz. Ali bizzat ilimle meşgul olmuş ve
“Bana bir harf öğreten beni kendisine köle yapar”
ifadesiyl e ilme verdiği önemi ortaya koymuştur.
Daha sonraki dönemlerde de müslümanlar
ilimle iç içe olmuşlardır. Endülüs’te yetişen alimler
Selçuklu ve özellikle Osmanlı döneminde camilerin
külliye şeklinde yapılışı müslümanların ve şanlı ecdadımızın
ilme ve ilim adamlarına verdiği ehemmiyet i ortaya koymaktadır.
Bugün bize düşen
ilmin sınırı ve öğrenmenin yaşı olmayacağı şuuruyla
kadın-erkek hepimiz ilimle meşgul olmalıyız
ve insanımızı ilme teşvik etmeliyiz .
Böyle yaptığımız taktirde, imanlı ve erdemli bir nesil
meydana getirmiş oluruz.
Bununla beraber diğer müsbet ilimler de de
Müslümanlar,olmaları gerekli olan yeri almalıdırlar.
Allah (cc)’ın ilk emri “oku” iken bizim en son yaptığımız iş
okumak olmamalıdır.


Kaynaklar:
1 Alak ,1
2 Zümer, 9
3 Mücadele,11
4 Fatır ,28
5 Nahl,125
6 Tirmizi,İlim,19-2688
7 Mukaddime,15-11-1395
8 Buhari,10
9 Cami’ul- Beyan,ilim,33
10 Tirmizi,4080


Evet sevgili Müslüman kardeşlerim
peki madem " İlim Müslümanın yitik malıdır "
Ve bu Hadis-i şeriftir ve sahihtir
Peki müslümanların bilim ve teknoloji yle
uğraşmayarak
herşeyi hazırdan Siyonistl erden satın alması
Ve her satın alınan ürün ile
ve ödenen her kuruş para ile
Siyonistl erin
Müslümanlara sıktığı her bir merminin
parasını bizzat kendileri ödeyerek
Müslümanları ve islamiyet i
zarardan nasıl koruyacak lardır
Dünyayı idare eden Siyonist mekanizma lar
Bilim ve teknoloji üreterek
Dünyanın egemenliğini ve
kendileri ni ayakta tutmaktadırlar
Hem müslümanları sömürmektedirler
Hemde islamiyet in fetret devrine ulaşmasına
Engel olmaktadırlar
Bunu yaparken fazla çaba harcamala rına gerek yoktur
Müslümanlar bilerek yada bilmeyere k
kendi elleriyle
İslamın gelişmesine engel olmaktadırlar
İslamiyetin gelişmesindeki en büyük engel
Müslümanların kendileri dir
bakınız müslümanların kullandığı ürünlere
içtiği meyve suyundan
kullandığı otomobile kadar
herşeyi siyonist ve onların destekçilerinden
tedarik etmektedi rler
Kuran-ı Kerimi basan matba makinesin den tutunda
hastalandığı zaman eczaneden satın aldığı ilaca kadar
Kullandığı herşey
siyonistl erin veya onların destekçilerinin ürünüdür
veya onlardan alınan parçaların montesind en ibarettir
satın almakla veya montajla ilimin ne ilgisi vardır
sadece Din ve İman Allahın kurallar bütünü değildirki
Matematik kimya fizik astronomi bunların tümü
zaten Allahın var ettiği ve bu kuralları açığa çıkaranlara
fayda verdiği kurallardır
Bu kurallarıda açığa çıkarmak ilimledir
ve bu kuralları ilimle ortaya çıkaranlar
diğerlerinden her bakımdan üstün konumdadırlar
Üstünlük elbette takvadadır
peki Müslümanlarda takvamı eksildi
Takvayı elde etme metodu Allaha yakınlıktadır
Bu neyle olur
Allaha yakın olmak içinde Allahın var ettiği
her türlü kurallara tabi olup
Allahın Hem din hemde bilim ile ilgili kurallarına
tabi olmakla olmak ve uygulamak la olur
Bunun için imanmı gerekir çabamı gerekir
emekmi gerekir yada duamı gerekir
Elbette emek ve dua gerekir
çalışmak ve çabalamak gerekir
Siyonistl er aslında muharref tevratın
emirlerin e göre elbette çalışıyorlar
duada ediyorlar
dinlerini n gereği olarakta
müslümanlara hayat hakkı tanımayacaklardır
bu onlara göre dinlerini n emridir
müslümanlar çalışmıyorlar çabalamıyorlar üretmiyorlar
ve her türlü ürünü satın alıyorlar
bunun adınada ilimi almak diyorlar
ilim almak demek üretilmiş ürünü satın almak değildir
ilim almak demek parçaları satın alıp monte etmek değildir
ilim almak o ürünün üretilmesindeki teknoloji yi almaktır
ve ilim demek
alınan o teknoloji yi geliştirip
o satın alınabilecek üründen daha kalitelis ini üretmek
ve önce müslümanların daha sonrada
tüm insanlığın kullanımına ve faydasına sunmaktır
müslümanın görevi budur
Anlatılan bir kıssa vardır onu aşağıya alıntıladım
kıssayı okuyalım ve konumuza devam edelim inşallah

HZ. MUSA AS VE NİL HADİSESİ

Hz.Musa as. Allahın peygamber idir
Ve Allahın dinini ve buyruklarını
Peygamber liğinin gereği olarak
tebliğ etmektedi r
Firavun ise Hz.Musa as.ın Peygamber liğini
Ve Allahın varlığını birliğini ve üstünlüğünü
kabul etmemekte dir
Firavun kendini herkesten ve herşeyden üstün saymaktadır
Ve her fırsatta Hz.Musa as. a karşı
kendi üstünlüğünü ispat çabasındadır
Bunu yaparken akla hayale gelmeyece k planlar içindedir
Bir gün öyle bir hadise olurki
Hz.Musa as. Allahın varlığını büyüklüğünü
ve üstünlüğünü ispat için
halkın huzurunda Firavun ile iddiaya tutuşur
Hz.Musa as buyururki : " Benim Rabbim
( yücedir ve üstündür ) Nil nehriyle Mısıra hayat verir "
buyurur
Firavun ise bu söze karşılık
" Ben istersem Nili ters ( akıtırım ) çeviririm " der
Hz.Musa a.s ise " Hadi o zaman göster " diye buyurur
Firavun ise bunu ispatlaya cağını
ancak kendine süre vermesini ister
Hz.Musa as düşünür ve nasıl olsa sürede olsa
ne yapılırsa yapılsın Firavunun Nili ters akıtamayacağını
Bunu yapacak olsa bile Allah c.c ın mutlak Peygamber inin
yanında olacağından buna izin vermeyeceğini düşünerek
Firavuna istediği süreyi verir
ve yarın aynı yerde buluşarak Firavunun ispatını yapması
gerektiğini söyleyerek oradan ayrılır
Hz.Musa as neticede Allah c.c ın Peygamber idir
Ve her buyruğu mutlak Allah c.c ın emrini ve buyruğunu
İnsanlığa iletmek içindir
Hz.Musa as Yaradanın buyruğunu dile getirmeni n huzuruyla
eve gider ve istirahat e çekilir
Hz.Musa as ertesi gün Nil nehrinin Firavunun istediği yöne
mümkün değil akmayacağını düşündüğünden
içi rahat bir şekilde uykuya dalar
Firavun ise uyumaz ve düşünmektedir
Çünkü bir iddiaya girmiştir
ve iddianın ispatı olmazsa yalancı olacaktır
Ve halkının gözünde küçük duruma düşecektir
itibarı ve inandırıcılığı kalmayaca ktır
üstünlüğü kalmayaca ktır
Firavun bütün gece uyumaz
ve aslında inanmadığı Hz.Musa as ın Rabbine
bütün gece boyunca uyumadan dua eder
Sabah olur ve iddiaya girilen Nil nehri kenarına
Firavun ile Hz.Musa as ve halk birlikte gelirler
Hz.Musa as Firavunda n Nili ters akıtabilirim
iddiasının ispatını ister
Ve o sırada Nil nehri
Firavunun iddia ettiği yöne doğru ters akmaya başlar
Hz.Musa as şaşırır ve Allah c.c hazretler ine
" Rabbim ben senin söylemediğin birşeyi söylemedim
neden böyle irade buyurdun" diye buyurarak
aslında neden kendi Peygamber inin
yine Allah c.c hakkı için
dediğinden farklı bir irade buyurduğunu
yada bu şekilde irade buyurarak
neden kendi Peygamber inin dediğinin doğru olduğu halde
sanki yalan söylemiş gibi bir hale soktuğunu Rabbine sorar
Allah c.c ise " Ey Hz. Musa as
Elbette senin söyledigin dogruydu
Ama sen ( bütün gece ) uyurken o ( Firavun ) dua etti
Ben, herkesin Rabbiyim
Herkesin duasına cevap veririm
Allah, o kadar adildirki
Kendisine ibadet edenede
Etmeyened e
Tapanada, tapmayana da, duası karşılıgında yardım eder " buyurdu

Evet sevgili Müslüman kardeşlerim
Bu kıssadan alınacak çok ders var
Bu kıssada olay sadece dua değil
Dua ile birlikte uykusuz kalınarak verilen emektir
Allah c.c adaleti gereği
Emek verip çalışanların emeklerin i zayi etmez
Firavun ve Nil hadisesin den çıkaracağımız nihai sonuç ise
Siyonistt e olsa Yahudide olsa
İnançsızda olsa eğer emek veriyorsa
Bu emeklerin in karşılığının
Allah c.c tarafından zayi edilmeyec eğidir
Bu yüzden üzülerek şunu ifade etmeliyiz ki
Müslümanlar çalışmıyorlar
üretmiyorlar
ve eğer belki ediyorlar sa Rablerine dua ediyorlar
Ancak çalışmadan üretmeden emek harcamada n
Eğerki sadece dua ile siyonistl erin çemberinden
kurtulabi lecekleri ni sanıyorlarsa yanılıyorlar
Çünkü Okyanusta yolalan Nükleer uçak gemisinin
yakıtı uranyum ise ve uranyumun parçalanması ile
açığa çıkan enerjiyle gemi yol alıyorsa
ve uçak gemisinde n atılan roket
Müslümanların sahilini vuruyorsa
Ve bütün bunların arkasında emek ve çaba sarf edilerek
elde edilen bilim ve teknoloji denilen
Yine Allahın verdiği akıl ile geliştirilen
Yine Allahın var ettiği Matematik fizik kimya
oşinografi gibi
Allahın kuralları denilen ilim dalları varsa
Ve müslümanlar bu Allahın kurallarından habersizs e
ve atılan rokete karşı
Allahın verdiği akılla karşıt roket üretip atmayıp
edilen dua ile roketin denize düşeceğini düşünüyorlarsa
üzülerek söyleyelimki Allahın adaleti gereği
Müslümanlar çabalamadıkları ve emek harcamadıkları için
Atılan roket Müslümanların bedenleri ni parçalayacaktır
Ve mutlak buda Allahın kudreti ve adaleti gereğidir
Bazı kardeşlerim şimdi diyecekle r
" İlla roket satın alıp karşı tarafamı atacağız
İslam sevgi ve barış dinidir
bu savaş çığırtkanlığı dinimize ve merhameti mize yakışıyormu ? "
diyecekle r
Hayır kardeşim amacımız karşı taraf ile savaşmak değildir
Amaç karşı tarafın savaştan vaz geçmesini sağlamaktır
Bununda yolu roket atmasını engelleme ktir
Bunun yoluda roket satın alıp atmak değildir
Hayır kardeşlerim yapılacak şey şudur
ben roket satın alın ve karşıya atın demiyorum
roket satın almak yerine ve savaşmak yerine
önce roket satın almaktan vaz geçeceksin
ve roketi üretecek teknoloji yi kendin geliştireceksin
ve daha kalitelis ini üreteceksinki
karşıdaki kendi roketinin etkisizliğini ve
müslümanın ürettiği roketin üstünlüğü görünce
zaten roket atmaktan vaz geçecektir
Çünkü onlar Hakkı değil Kuvveti üstün tutarlar
Ver sizin roketiniz daha kuvvetliy se
karşı tarafta ise zaten iman olmadığı için
kuvvetsiz roketiyle size ateş açmayacaktır
yoksa zaten karşının attığı roket müslümanı vurdukça
ve daha etkilisin i müslümanlar yerine
başkaları yaptıkça
müslümanlar roketleri n hedefi olmaya
ve parçalanmaya devam edecektir
Siyonistl erin roket üretmesinede gerek yok zaten
Müslümanlar bilim ve teknoloji yle uğraşmıyorlar
sadece yaptıkları mezhep tarikat ve cemaat kavgasıyla
asırlardır birbirler ini eziyorlar
Müslümanlar birbirini ezmekle meşgulken
Siyonistl erin gülüp eğlenmeye elbette hakkı vardır
Buda Allahın adaleti gereğidir
Müslümanlar eğer yaşamayı Hak ediyorsa Rabbim yaşatır
Hak etmiyorsa Rabbimin adaleti gereği yaşayamaz ve ezilir
Bazen elbette Hak olan Batılın eliyle verilebil ir
Batılda veya zalimde
mutlak bazen Allahın kırbacı olabilir
İşte kırbaçta doğru yola erişmek için uyarıdır
konumuzun başlığı " İslam ve Bilimsel Hakikat " değilmiydi
İşte sizlere bazı hakikatle ri söyledik
Neticede dünyada şu an ezilenler de sömürülenlerde müslümanlardır
Bizlerde müslümanız neticede
peki müslümanların müslümanlara olan düşmanlıklarından vaz geçmedikçe
nasıl selamete çıkarız sanıyorsunuz
ve müslümanları müslümanlara düşman edenlerin
nasıl bunu yaptıklarını düşünüyorsunuz
eğitim bilgi ve teknoloji yle tabiki
müslümanlarda eğitim bilgi ve teknoloji olmadığı sürece
bu şekilde cehalet içinde oldukları sürece
daha çok mezhepler tarikatle r ve cemaatler le birbirler ini katledip
Arka planda olan ve gelişen dünyayı takip edemezler tabiki
Bu öyle bilgisaya r kullanmayı öğrenip
Tıp dilini İngilizce olarak kabul etmeklede olmaz
bilgisaya rı üretecek teknoloji yoksa
her müslümanın eline bir laptop vererek
" İlim Müslümanın yitik malıdır " diyerek
bilgisaya r kullanmayı teşvik ilede gelişmişlik olmaz
ancak bilgisaya r üreten siyonistl erin güçlenmesine yarar sağlamış olursunuz
Bazı kardeşlerimde şunu söylüyorlar
" Biz tarım ülkesiyiz
Bilimsel ve teknoloji k ürünler yada ağır sanayi ülkesi değiliz " diyorlar
peki o yüzdenmi tarlalarımızda tohumu israilden gelen
Mikadose domatesi
Washingto n Portakalı
Starking elması
Napolyon kirazı
ve Amerikan pirinci yetiştiriyoruz
ve 1 kamyon patates tarladan kilosu 50 kuruştan tüccara satıldığı söyleniyor
ve 2000 kg 1 kamyon patates üretip
karşılığında 1 adet Amerikan malı İphone marka akıllı Cep telefonu zor satın alabiliyo ruz
Maliye Bakanlığının bir tesbiti var bu konuda
1400 kg 1 kamyon Domates üreteceksiniz
ve karşılığında 1 adet İPad ancak satın alabiliyo rsunuz
veya 27 Tır Kamyonu mermer blok karşılığı
1 adet tomografi cihazı zor satın alabiliyo rsunuz
http://www.taraf.com.tr/haber-simsek-27-tir-mermer-bir-tomografi-cihazi-etmiyor-150755/
eğer mermer çıkarmak için harcanan iş gücünü
ve çabayı bilmiyors anız
ve patatesin tarlada ne zahmetler le üretildiğini bilmiyors anız
dikimi ayrı zahmet gübresi ayrı zahmet
çapası ayrı zahmet
ve aylarca çalış ve karşılığı 1 kamyon 2000 kg patatese
1 adet Amerikan malı İphone marka akıllı cep telefonu zor alıyorsanız
artık söyleyecek sözüm yok size kardeşlerim
Allah yardımcımız olsun
selamün aleyküm


İSLAM VE BİLİMSEL HAKİKAT

FORUM DÜNYA VE İSLAMİ HAYAT 2010 İSTANBUL

HÜSEYİN FIRAT DAĞOĞLU

 24 
 : Kasım 16, 2014, 10:06:47 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin


TÜRKİYEDE  GAZETE - KİTAP  OKUMA KÜLTÜRÜ

FORUM  GÜNEŞLİ BAHÇE İSTANBUL 2014

FAİK REŞAD HİLMİOĞULLARI


Türkiyede okuma kültürü bir Japonya gibi gelişmiş değil
Okuyarak değil daha çok sohbet ile algılayan bir toplumuz
Millet olarak yazı okumaktan daha çok resimlere bakıyoruz
Resimlere bakma kültürü , evde TV seyretme kültürüyle paralel devam ediyor
Yazıya değil daha çok görselliğe değer ve önem veren bir toplumuz
Görsellik içermeyen yada görsellikle desteklen memiş yazıları okumuyoru z
İlgimizi çeken genelde görselliktir ve görselliği eksik yazıları okumuyoru z
Yazı ne kadar değerli  önemli ve faydalı olursa olsun
Eğer yazının görselliği  eksikse o yazı dikkatimi zi çekmiyor ve okumuyoru z
Dolayısıyla çok değerli yazılar , görselliğinin dikkat çekici olmaması yüzünden
Okunmadığı için bazı önemli konularda da okunmadan bilgi sahibi olunamaya cağı için
Eksik bilgi sahibi olan bireylerd en oluşan bir toplum haline geldik
Bu konuyla ilgili aşağıya bazı linkleri ve yazıları alıntıladım lütfen okuyunuz


http://www.maddevemana.com/?Syf=18&Hbr=351023&/Ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z-E%C4%9Fitimciler-Sendikas%C4%B1-AR-GE-Kurulu-T%C3%BCrkiyenin-kitap-okuma-al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-%C3%BCzerine-bir-ara%C5%9Ft%C4%B1rma-yapt%C4%B1.-Haz%C4%B1rlanan-AR-G

Bağımsız Eğitimciler Sendikası AR-GE Kurulu Türkiye'nin kitap okuma alışkanlığı üzerine bir araştırma yaptı. Hazırlanan AR-GE raporuna göre, Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor.


BES AR-GE raporuna göre Türkiye'de okunan kitaplar genellikl e "siyaset, aşk, cinsellik" konularını işliyor. Günde ortalama 5 saat TV seyreden Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat vakit ayırıyor

Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya'da toplumun yüzde 14'ü, Amerika'da yüzde 12' si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okur iken, Türkiye'de yalnızca on binde bir kişi kitap okuyor.

Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbayca n'da kitap ortalama 100 bin tirajla basılırken, 71 milyon nüfuslu Türkiye'de bu rakam 2 bin – 3 bin civarında kalıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor'unda kitap okuma oranında Türkiye, Libya, Tanzanya, Kongo ve Ermenista n gibi ülkelerin bulunduğu dünya ülkeleri arasında 86. sırada yer alıyor.

Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor, Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap, bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 bir kitap okuyor.Türkiye'de okuma alışkanlığına sahip 70 bin kişi bulunuyor .

Türkiye'de bir kişinin kitap okumak için ayırdığı zamanın; 300 katını bir Norveçli, 210 katını bir Amerikalı, 87 katını bir İngiliz, 87 katını da bir Japon ayırıyor. Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat fazla.

Birleşmiş Milletler in yaptırdığı bir araştırmada kitap için ayrılan bütçeye bakarsak; Norveçli 137 $, Alman 122 $, Belçikalı 100 $, Avustraly alı 100 $, Güney Koreli 39 $, Dünya ortalaması 1,3 $ iken bir Türk ise yılda ancak 0,45 $ ayırıyor.

ABD'de yılda 72 bin kitap basılırken, Rusya'da 58 bin kitap, Japonya'da 42 bin kitap, Fransa'da 27 bin kitap, Türkiye'de ise 7 bin kitap basılıyor. Türkiye'de dergi okuma oranı yüzde 4 iken, televizyo n izleme oranı ise yüzde 95. İngiltere'de, Ortalama Bir Gazete Olan Günlük The Sun Gazetesi Türkiye'deki Gazeteler in Toplam Tirajı Kadar Satıyor. Türkiye'deki Gazete Okurlarının Yüzde 85'i Yalnızca Spor Ve Magazin Sayfalarını okuyor.

Türkiye'de kütüphane Sayısı 1412 olmasına rağmen sadece 400 tanesi uluslar arası kütüphane standartl arını taşımakla birlikte; kütüphanelerimizdeki kitap Sayısı 12.221.39 2, kütüphanelere kayıtlı Üye Sayısı 254.007 ve satın Alınan Kitap Sayısı ise 13.862'de tıkanıp kalıyor.

Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı isimli çalışmaya göre; Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor. Türkiye'de öğrencilerin sadece yüzde 19'u 25'ten fazla kitaba sahip. Kütüphanelere interneti n girmesiyl e birlikte kütüphanelere gidenleri n sadece yüzde 8'i kitap okumaya gidiyor.

Türkiye'de en çok basılan yerli beş kitap: Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Cinsel içerikli kitaplar, Karadeniz Fıkraları ve Dini Bilgiler İlmihal kitapları olurken; en çok basılan yabancı kitaplar ise La Fontaine Fablları, Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi ve cinsel konulu kitaplar oluyor.

BES AR-GE uzmanları kitap okuma alışkanlığının kazanılması için ailelere şu önerilerde bulunuyor: Çocuklarınıza bebeklik çağından itibaren kitap okuyun ve önemli günlerde çocuklarınıza kitap hediye edin. Okuduğu ve sizinle paylaştığı her kitap için onu ödüllendirin. Çocuğunuzu yaşına ve özelliklerine uygun kitaplarl a tanıştırın.  Kitap okuma alışkanlığının çocukların bilişsel ve dil gelişiminde oldukça önemli olduğunu vurgulaya n AR-GE uzmanları, öğrencilerin de kitap okumadığını hatta ders kitaplarını dahi okumadıklarını kaydedere k, "gençlik ciddi televizyo n programla rını bile izlemiyor . Ünlü yazarların ünlü kitaplarının adlarını bilmeyen Türk Gençliği futbolcul arın ve mankenler in künyesini, sevgilile rini ise ezbere biliyor. TÜİK rakamlarına göre zorunlu eğitim çağı nüfusu dışında yüzde 12,5'i okuma yazma bilmeyen Türk halkı gazeteler i ve kitapları "Yalan Makinesi" diye adlandırırken, kitap ve gazeteler in yalnızca resimleri ne bakıyor. Türk halkı kitap ve gazeteler i daha çok soba tutuşturmak, sofra bezi yapmak ve külah yapmak için daha çok kullanıyor" dedi.

Kitap sevgisi ve kitap okuma alışkanlığı konusunda dünya sıralamalarının en gerilerin de yer alan Türk halkının bu duruma düşmesinin nedenini son çeyrek yüzyıldır izlenen yanlış politikal ara bağlayan Bağımsı Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, 1980 sonrası güdülen politikal arla kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hain ve zararlı kişi olarak kamuoyuna tanıtıldı. 1950'li yıllardan sonra ABD ve AB uzmanlarının yön vermeye başladığı milli eğitim politikal arı yüzünden  eleştiri yapmayan, sistemin bir parçası olmaya çalışan ve popüler kültüre göre şekillenen bir gençlik yaratıldı. Kitap, gazete okuma alışkanlığı kazanamamış toplum da yöneticilerini sorgulama dığı gibi iyi yöneticileri ve kaliteli politikacıları seçme konusunda da istekli davranamıyor.

Halkımız televizyo n seyretmey i, birkaç şarkıcının ve futbolcun un özel hayatını, talk-şov dedikodul arını öğrenmeyi daha bir önemser durumda olduğu gibi, değil kitap okumayı, ciddi televizyo n programla rını bile izlemiyor . İzlenen politikal ar futbolcul arın ve mankenler in künyesini, sevgilile rini ezbere bilen bir gençlik yarattı. Gençlik kitap okumuyor ama her konuda fikirleri var. İşte bunun için ülkemiz yıllardır yangın yeri gibi. Okumadığımız için cahiliz ve okumadığımız için kaliteli politikacıları ve yetenekli yöneticileri seçemiyoruz" dedi

 

Dünyanın en çok gazete okunan ülkesiyiz

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=8223

38 milyon yetişkinin yaşadığı Türkiye'de günlük 4.5 milyon gazete satılıyor. Ancak gazete okuyanların sayısı günlük 20 milyona ulaşıyor



Basına yönelik, klişe haline gelmiş eleştiriler vardır: "Adam gibi gazete yapmadığınız için tirajlarınız yerlerde sürünüyor. Güvenilir olmadığınız için gazete satamıyorsunuz." Bu tip eleştirilerin haklı yönleri olabilir. Daha doyurucu, nitelikli ama eğlendirici, sıkmayan ama ciddiyett en ve güvenilir olmaktan uzaklaşmayan daha iyi gazeteler yapabilir iz. Yapmalıyız. Fakat, Türk halkı gazete okumuyor diyenler bence desteksiz atıyor! Konuyu aşama aşama dikkatini ze sunmakta fayda var.

1- Türkiye'de günlük toplam gazete satışları, son yirmi yıla göre yüzde 100 oranında arttı. 1981 yılında 15 gazete, 2 milyon 209 bin günlük satış yapıyordu. Gazete başına tiraj 147 bin adetti. 2003 yılında 37 gazete günlük ortalama 4 milyon 450 adet satışa ulaştı. Gazete başına ortalama satış 120 bin adet oldu.

2- Anlaşılıyor ki, gazete satışları artıyor, gazete başına tiraj düşüyor. Yani sektörde dikey büyüme, bir gazetenin yüksek tirajlara ulaşması yerine, yatay bir hareket yaşanıyor. Daha çok gazete yayınlanıyor.

3- Türkiye ile gelişmiş ülkeleri karşılaştıranlar çok önemli bir detayı atlıyorlar. Örneğin İngiltere, Norveç, Almanya, Japonya'da satılan bir gazete en fazla 1.2 kişi tarafından okunuyor. Yani satılan her 100 gazeteyi, para ödemeden en fazla 20 kişi okuyor. Türkiye de ise durum şu: Satılan her 100 gazeteyi, 300 kişi de para vermeden okuyor. Buna okur katsayısı diyorlar. Örneğin Sabah ve Hürriyet'in okur katsayısı 4.7 ile en üst noktada.
4- Bu fark neyle açıklanabilir? Gelişmiş ülkelerde çalışan nüfusun, toplam nüfusa oranı çok yüksek. Ayrıca oralarda kişi başına düşen milli gelir 17 bin dolar ile 40 bin dolara kadar çıkıyor. Kırsal kesimde oturanların oranı yüzde 2 ile 10 arasında. Ve en önemlisi nüfusun ortalama yaşı, örneğin Avrupa'da 40. Yani gazete okuma potansiye li yüksek bir nüfus var. Türkiye'nin yapısı ise çok farklı. Birincisi kişi başına düşen milli gelir 3 bin 300 dolar civarında. Nüfusun yüzde 40'dan fazlası kırsal kesimde yaşıyor. Ve gazete alma yaşının altında genç bir nüfusa sahip.

5- Bütün bu ciddi farklılıklara rağmen Türkiye'de her gün 18 ile 20 milyon arasında kişi (günlük ortalama tiraj 4 milyon 750 bin x 4 okur katsayısı) gazete okuyor. (Kaynak: BİAK)

6- Dünya Gazete Yayıncıları Birliği WAN'ın verileri ise çok net. Buna göre dünyanın en çok gazete satılan ülkesi (Her bin kişiye düşen gazete satışı) Norveç. Bu ülkede her bin yetişkinin 670'i gazete satın alıyor. (Diğerleri tabloda)

7- Sıralama, satılan gazete yani tiraja göre hesaplanıyor. Çünkü bu ülkelerde tiraj ile okunan gazete arasında yüzde 20 oranında bir fark var. Gazeteyi alan okuyor ve bir başkası okumadan çöpe atıyor. Türkiye'de ise durum çok farklı. Dolayısıyla bu tabloya Türkiye'yi sokarken, tirajı değil, okunan gazete sayısını esas almak lazım.

8- Son nüfus sayımına göre nüfusun yaşa göre dağılımı tabloda yer alıyor. Gazete satın almaokuma yaşını 24 yaş üzeri olarak hesaplıyorum. (Bu yaş da dahil edilse durum pek değişmiyor) Buna göre ülkemizde 38 milyon yetişkin yaşıyor.

9- Yani Türkiye'de her bin yetişkinin 500'ü günlük gazeteler i takip ediyor. Bu durum Türkiye'yi dünyanın en çok gazete okunan ülkeleri listesini n ilk sıralarına çıkarıyor. Hem de ABD, Fransa, İspanya ve Rusya gibi ülkeleri de geride bırakarak. Hem de düşük kişi başına milli gelire rağmen. Hem de çalışan nüfusu sadece 20 milyon kişi ile kısıtlı olmasına rağmen.



Yayın Tarihi: 04-07-2004 YAVUZ SEMERCİ
Link: http://www.sabah.com.tr/2004/07/04/eko101.html




http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=8223

http://www.bik.gov.tr/istanbul/ocak-2014-tiraj-raporu/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tiraj

Tiraj yayıncılıkta, bir defada basılan kitap, dergi, gazete gibi basılı ürünlerin adedi. Baskı adedi hesaplanırken bir yandan talebi karşılaması diğer taraftan stoklarda aşırı birikime yol açmaması göz önünde tutulur. Birçok ülkede tiraj verileri bağımsız kurumlar tarafından saptanır.
 

Konu başlıkları   [gizle]
1 Kitap basımı
2 Gazete ve dergiler
2.1 Baskı adedi
2.2 Satış miktarı
2.3 Dünyanın en yüksek tirajlı gazeteler i
3 Ülkelere göre gazete tirajları
3.1 Türkiye
3.2 Hindistan
3.3 Japonya
3.4 İngiltere
3.5 Amerika Birleşik Devletler i
3.6 Dünyada en çok satan ilk 20 gazete
4 Kaynakça
5 Dış bağlantılar
 

Kitap basımı[değiştir | kaynağı değiştir]
Düşük tiraj: Basım işlemine göre değişir. Örneğin serigraf matbaada 10 baskı kalıbının altındaki basım bu şekilde tanımlanır.
Tiraj adedi: Üretilen birim sayısı. Sayı, edebi nitelikte n bağımsızdır.
Baskı sayısı: İlk basım, yeniden basım vs. şeklinde her baskı işleminin ayrı ayrı değerlendirilmesidir.
İlk basım: Bir yayınevi tarafından ilk kez basımı yapılan ürüne denir.
Maliyet tirajı: Baskı işleminin giderleri nin karşılanabilmesi için satılması gereken en düşük birim sayısı.
Book on demand (Print on Demand), basıma ilişkin klasik tanımlamaların önemi kaybettiği yöntem; her ürün için özel üretim söz konusudur .
Gazete ve dergiler[değiştir | kaynağı değiştir]
Gazete ve dergilerd e ayrım basılan, satılan ve dağıtılan ürün adetlerin de yapılır. Satılan ve dağıtılan adetler arasındaki "açığı", ücretsiz numuneler kapatmakt adır.

Baskı adedi yükseldikçe ürün başına maliyet de düşer. Baskı adedinin yüksekliği, ürünün yaygın dağıtımının da önünü açtığından ilan ve reklam mecrası açısından önem taşımaktadır.

Baskı adedi[değiştir | kaynağı değiştir]
Baskı adedi, hatalı baskılar haricinde ki baskı sayısını ifade eder.

Satış miktarı[değiştir | kaynağı değiştir]
Net satış hesaplanırken abone ve bayi dağıtımları göz önünde tutulur, iadeler ve ücretsiz dağıtım kapsamındaki ürünler bu rakamdan çıkarılır.

Dünyanın en yüksek tirajlı gazeteler i[değiştir | kaynağı değiştir]
Dünya Gazeteler Birliği'nin (WAN) verilerin e göre 2005 yılı itibariyl e Çin, "en çok gazete yayımlanan ülke" durumunda . Günde 93,5 milyon gazetenin yayımlandığı Çin'i, 78,8 milyonla Hindistan izliyor. Üçüncü sırada ise 70,4 milyonla Japonya yer alıyor. Sıralamadaki diğer ülkeler, ABD 48,3 milyon, Almanya 22,1 milyon. Yine WAN'ın verilerin e göre en çok satan 100 gazetenin yaklaşık yüzde 75'i Asya'da çıkıyor. Bunlardan ilk 10'un 7'sini ise Japon gazeteler i meydana getiriyor .[1]

Japon Yomiuri Shimbun, Asahi Shimbun ve Mainichi Shimbun dünyanın en yüksek tirajlı gazeteler inden. Alman Bilddünyanın en yüksek tirajlı ilk 10 gazetesi arasında Asya dışından tek gazete. Çin'in en çok satan gazetesi ise Cankao Xiaoxi (參考消息). ABD'nin en yüksek tirajlı günlük gazetesi USA Today, dünya sıralamasında 13'ncü sırada.

Guinness Rekorlar Kitabı'na göre SSCB'de yayımlanan Trud gazetesi 1990 yılında 21 milyon 500 bin satış rakamını aştı. Yine SSCB'de haftalık Argumenty i fakty 1991'de 33 milyon 500 binlik satışla rekor kırdı.

Ülkelere göre gazete tirajları[değiştir | kaynağı değiştir]
Türkiye[değiştir | kaynağı değiştir]
26 Mayıs 2014 ile 1 Haziran 2014 tarihleri arasındaki verilere göre Türkiye'deki en yüksek tirajlı beş gazete şu şekildedir; [2]

Sıra   Gazete Adı   Tirajı
1   Zaman   1.035.305
2   Posta   389.691
3   Hürriyet   375.876
4   Sözcü   337.390
5   Sabah   326.138
Hindistan[değiştir | kaynağı değiştir]
Hindistan'da 2006 yılında yayınlanan Ulusal Okur Araştırması'nın verilerin e göre, Hindi dilinde çıkan 21 milyon 200 bin tirajlı Dainik Jagran ile 21 milyon tirajlı Rajasthan Patrika ülkenin en yüksek tirajlı gazeteler i olarak ön plana çıkıyor. Times of India, 7 milyon 900 binlik tirajıyla İngilizce yayın yapan günlük gazeteler arasında ilk sırada. Times of India'yı 4 milyon 50 bin tirajlı The Hindu izliyor. İngilizce çıkan bir başka günlük gazete, Hindustan Times da 3 milyon 850 binlik tiraja sahip.

Japonya[değiştir | kaynağı değiştir]
2004 yılı verileri ve sabah baskılarına göre Japonya'nın en büyük ilk 5 gazetesi ve tirajları şöyle sıralanıyor: Yomiuri Shimbun, 10.077.41 0; Asahi Shimbun 8.284.513; Mainichi Shimbun, 3.957.410; Nihon Keizai Shimbun, 3.009.253; Sankei Shimbun, 2.086.391 .

İngiltere[değiştir | kaynağı değiştir]
Tiraj Denetleme Kurumu'nun 2 Haziran, 2006 tarihli rakamlarına göre, İngiliz gazeteler inin "tiraj sıralaması" şöyle:News of the World, 3.471.415; The Sun, 3.148.700; The Daily Mail, 2.340.255 .

Amerika Birleşik Devletler i[değiştir | kaynağı değiştir]
1940'lı yıllarda "altın yıllar"ını yaşayan Amerikan gazeteler i, radyo ve TV rekabeti karşısında okur kaybetti. Bağımsız tiraj denetim kurumunun 30 Eylül 2006 tarihli rakamlarına göre tiraj listesind e ilk üç şöyle: USA Today, 2.549.695; The Wall Street Journal, 2.074.127; The New York Times, 1.623.697 .

Dünyada en çok satan ilk 20 gazete[değiştir | kaynağı değiştir]
2007 aralık ayı verilerin e göre dünyada en çok satan ilk 20 gazeteden 9'u Japonya'ya ait.[3]

#   Adı   Ülke   Tiraj (milyon)
1   Yomiuri Shimbun   Japonya   14,067
2   The Asahi Shimbun   Japonya   12,121
3   Mainichi Shimbun   Japonya   5,587
4   Nihon Keizai Shimbun   Japonya   4,635
5   Chunichi Shimbun   Japonya   4,512
6   Bild   Almanya   3,867
7   Sankei Shimbun   Japonya   2,757
8   Canako Xiaoxi (Beijing)   Çin   2,627
9   People’s Daily   Çin   2,509
10   Tokyo Sports   Japonya   2,425
11   The Sun   İngiltere   2,419
12   The Chosun Ilbo   Güney Kore   2,378
13   USA Today   ABD   2,310
14   The Wall Street Journal   ABD   2,107
15   Daily Mail   İngiltere   2,093
16   The Joongang Ilbo   Güney Kore   2,084
17   The Dong-A Ilbo   Güney Kore   2,052
18   Nikkan Sports   Japonya   1,965
19   Hokkaido Shimbun   Japonya   1,922
20   Dainik Jagran   Hindistan   1,911

 

 25 
 : Mayıs 16, 2014, 05:30:31 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
YEHOVA VE İSLAM

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=685


Bu dinin kurucusu Amerikalı papaz Charles Russel’dir. İlkokul mezunudur . 1872 yılında kurmuş, 1916’da ölmüştür.

“Bin yıllık krallığın peygamber i” olarak kabul edilir. Önceleri Protestan presbiter yan kilisesin e bağlı iken, sonra Protestan congregas ionalist kilisesin e üye oldu. Buradan da ayrıldı.

Russel, satışa çıkardığı bir buğdayın çok fazla ürün vereceğini, bu buğdayın mucizeli olduğunu ilan etti. Bu yalana inananlar bir avuç buğdayı 60 dolara alarak ektiler. Fakat istenilen ürünü alamayanl ar, dolandırıldıklarını anlayanla r mahkemeye verdiler. Mahkemede bu buğdayın diğer buğdaylardan farkı olmadığını itiraf etti ve mahkum oldu.

Evlatlık kızı Rose Boly’ye tecavüz ettiği için karısı Maria Francis tarafından mahkemeye verilmiş ve mahkemede suçunu itiraf ederek hüküm giymiştir. Mahkeme, Russel’in “yalan yere yemin eden” bir yalancı olduğuna dair de bir hüküm vermiştir.

Bu din, bir zamanlar Russelizm adıyla anılmış ve bir cins Luthercil ik olarak görülmüştür. Hedefleri tanrının denetimin de Hazret-i İsa’nın liderliğinde bir dünya krallığı, tek tip toplum düzeni kurmaktır. Yehova şahitleri 1917-1928 yılları arasında inançlarında 148 kadar değişiklik yaptılar. Karmakarışık bir inanç sistemi haline gelen Yehovacılık, gerçek Hıristiyanlık iddiası ile ortaya çıkmasına ve Yahudilik le Hıristiyanlık karması gibi görünmesine rağmen onlardan tamamen farklı bir inanış haline geldi.

Yehova: Bu kelimesin in aslı Yahvedir. Yahve İsraillilerin milli ilahlarının adıdır. Bu din, önceleri “Russel tarikatı” adıyla çalışıyordu. 1931’de “Yehova şahitleri” adıyla meydana çıktı. Dört incili esas alırlar.
(İsa’nın dünya krallığı başladı) diyerek, devletler in sonunun yaklaştığını, tarihler vererek ortaya atmışlardır. Bu tarihler, 1914, 1918, 1925 ve 1975’tir. Tabii hepsi de boşa çıkmıştır.

Yehovacılar, yeni yorumlarl a ayrı bir akım, ayrı bir Hıristiyanlık dini şeklinde görünürler. Bazı Hıristiyanlar (İsa üç tanrıdan biridir) derler. Yehovacılar için tek ilah Yehova derler ise de, (İsa, Yehovanın oğludur, üstün bir varlıktır) derler. Hazret-i İsa’yı ilah olmaktan çıkarmaları ve ruhu kabul etmemeler i Katolik, Ortodoks ve Protestan ları kızdırmıştır.

Yehovacılara göre de, diğer Hıristiyanlar gibi, her çocuk günahkâr doğar. İnançlarını aşılamak için, Hıristiyanlıklarını gizlerler . Yehova yerine “Allah” ve diğer İslami terimleri kullanırlar. Bunlara ancak cahiller kanar, dinini bilen hiçbir Müslüman kanmaz.

Bunlar ahirete inanmaz. Cennetin dünyada olacağına, Hazret-i İsa’nın oradaki krallığına inanırlar. Ruhun ölmezliğine inanmazla r. Üçleme inancını yorumlama ları, bazı Hıristiyan mezhepler den farklı olmakla birlikte, onu reddetmez ler. Dünya onlara göre bâkidir. Kendileri ni bir millete ve vatana bağlı hissetmez ler. Hıristiyanlık inancını benimserl er. Hatta kendileri ni asil Hıristiyan olarak tanıtırlar.
Bayrağa karşı çıkarlar, milliyet ve vatan sevgisini reddederl er. Vatan bütünlüğü, vatan savunması ve askerlik yapmaya karşıdırlar. Zina dışında herhangi bir sebeple boşanmaya ve İncillere aykırı olduğunu ileri sürerek kan nakline karşı çıkarlar.

Tatlı, okşayıcı dillerle gençleri aldatmaya, Hıristiyan yapmaya çalışıyorlar. Çeşitli yollardan ele geçirdikleri adreslere broşür ve kitap gönderiyorlar. Şık, süslü giyinmiş güzel kızlar, kapı kapı dolaşarak, evlere bu kitap ve broşürleri bırakıyorlar. Bu oyuna gelmemeli dir.

Yahudilik dışında bütün dinleri düşman bilirler. Yöneticilerin hemen hepsi Yahudidir . Yahudiler in 19 kitabını bunlar da mukaddes kabul ederler. 144 bin seçkin Yahudinin dünyayı yönlendireceğine, Cennetin dünyada olacağına, Hazret-i İsa'nın dünyadaki Cennette krallık kuracağına, Yehovacıların dışında herkesin ölüp bir daha dirilmeye ceğine ve ölen Yehovacıların dirileceğine ve bir daha ölmeyeceğine inanırlar. Her çocuk günahkâr doğar derler.

Bunlar, birçok yönden Selefiyec ilere (Necdilere) benzerler .

Bazıları şöyledir:
1- Yehovacılar, "İlk Hıristiyanlar gibi, İncillere sarılalım" derler. Selefiyec iler de, "Yalnız Kur'ana sarılalım" derler.

2- Yehovacılar da, selefiyec iler de mezhebe, tarikata karşıdırlar. Selefiyec iler, birçok tasavvuf büyüğüne kâfir derler.

3- Yehovacılar, ilk Hıristiyanların yolunda olduklarını söylerler. Selefiyec iler de aynı mantıkla ilk Müslümanların yolunda olduklarını söylerler. (Selef, ilk Müslümanlar manasına gelir.)

4- Yehovacılar Cehennemi inkâr ederler. Selefiyec iler de, pirleri olan İbni Teymiye gibi Cehennem sonsuz değil derler.

5- Yehovacılar, Allah insan gibi düşünür diyerek "Tanrının düşüncesi" tabirini kullanırlar. Selefiyec iler de, "Kur'ani düşünce, İslam düşüncesi" gibi tabirler kullanırlar. Halbuki İslamiyet’i bir düşünce olarak kabul etmek küfürdür.

6- Yehovacılar da Selefiyec iler de, Allah gökte derler.

7- Yehovacılar ruha inanmaz, "elektriğe benzeyen kişiliksiz bir kuvvet" derler. Bazı selefiyec iler de meleklere, rüzgar, tabiat kuvvetler i derler.

8- Yehovacılar, doğum günü kutlamazl ar. Doğum günü kutlamasına yaratıklara tapınmak derler. Selefiyec iler de doğum günü olan mevlidi bid’at sayar, Peygamber e tapmak derler.

9- Yehovacılar, kadere inanmazla r. Selefiyec ilerin bir kısmı da kadere inanmaz.

10- İncilleri işlerine geldiği gibi yorumlar, Yehovacı olmayanla ra kâfir derler. Selefiyec iler de, Kur'anı işlerine geldiği gibi yorumlarl ar. Selefiyec i olmayanla ra müşrik derler.

İbni Sebe, bir Yahudi’dir, Hıristiyanlığı bozan Pavlos da Yahudi’dir. Selefiyec ilerin Yehovacılara benzemele ri tesadüf değildir. Her bozuk fırkanın altında, bir Yahudi veya İngiliz parmağı vardır. Her taşın altında onlar gizlidir.

 26 
 : Mayıs 12, 2014, 05:52:14 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
İSLAM VE TEBLİGİ

YENİDÜNYA-İSLAMA BAKIŞ FORUM 2012

 CENGİZ HÜSEYİN DİYAROĞLU

  

 Selamün aleyküm kardeşlerim Allahın rahmeti bereketi üzerinize olsun
 YeniDünya İslama Bakış Forumda , İslam ve tebliği ile ilgili
İslamiyeti tebliğ için Peygamber imiz Hz.Muhamm ed sav
 Efendimiz in tebliğ metodu yazıldığı için
 Ayrıca Peygamber i metodun açıklanandan farklı bir şekline gerek olduğunu sanmıyorum
 Ancak bu konudaki yazıya ek olsun diyerek bir iki şey hatırlatmak istiyorum
 Evet islami tebliğ önce Peygamber i metodla yapılmalıdır
 Bu metodun içerikleride  önce ailede kavranması gerekmekt edir
  sonra Okulda devam etmelidir sonra çevrede örneklendirilmelidir
 Ancak bazı aileler bu konuda eğitimsizdir ve çocuğunu eğitememektedir
 Okulda genel bir eğitim söz konusudur
 Ayrıca ve özellikle islami bir eğitim yapılmasıda
Şartlar gereği okullarda mümkün olamamakt adır
 Bizler Japonlar gibi okuyan inceleyen bir toplumda değiliz
 Gazete yada kitap okuma kültürü olmadığı içinde
 Aile ve okul ile çevre dışında
 Kendimizi eğitememekteyiz
 Medrese türü eğitim Osmanlı döneminde kaldığı içinde
 Günümüzde en cahilimiz in en az 2 yıllık fakülte mezunu olması gerekirke n
 Hala okuma yazma dahi bilmeyenl erimizin olduğu bu toplum
İslamiyeti nasıl özümseyecek ve nasıl yaşayacak
 Ve nasıl İslamiyeti tebliğ edecektir
 Örf ve adetlerle yada Anadan babadan görme şekillerle
 Gelenekle rle ve mahalle baskısıyla İslamiyet öğrenilemez ve yaşanamaz
 Müslümanların iki şeye ihtiyacı vardır birincisi eğitim ikincisi bilim ve teknoloji
 Bu ikisi olmadığı sürece Peygamber i Metodun algılanması mümkün değildir
 Bilimle uğraşan müslüman islami ilimlerid e bilmedikçe
 islami ilimleri bilen müslüman ise en az bir nazari bilimde eğitimli olmadıkça
 Müslümanların felaha ermeside mümkün değildir  
 Kardeşlerim bizler hala  müslümanların kıyafetleriyle uğraşıyoruz
 Hanefiler e göre bayanlar için kıyafet el ve yüzleri görünür cinsten olmalı
Ve vücut hatlarını örten ve insanları tahrik etmeyecek cinsten
 Kıyafet olması gerektiği belirtilm ektedir
 Bunun dışında kalan ise yöreye veya kültür ile iklime göre değişmektedir
 Bayanların pantolon giyip giymemesi ile ilgili ayrıca detaylı bir yazı vardır
 bu konuyada girmeyeceğiz
 Bayanların okuması veya fabrikada çalışıp çalışmaması ile ilgilide
 Kısaca şunu diyebilir iz
İlim bayan erkek her Müslümana farzdır
 Sağlık ve güvenlik önlemleri mevcut olan her yerde
 Kadının eğitim gördüğü branşa ait işlerde
 Elbette çalışacaktır
 Bizim söylemek istedikle rimiz bunlar değil
 Müslüman ülkelerde kadınların kıyafetleri kadar eğitimleri ile meşgul olundumu acaba
Peki müslümanlar kılık kıyafetle meşgulken
 Suriyede veya Irakta binlerce müslüman kadına tecavüz edildi
 Ve tecavüz edenlerin çoğu müslümanlardan oluşuyordu
 O zamanlar kimse kıyafetine bakmadı kadının değilmi
 Varmıydı kıyafetinin bir önemi tecavüze uğradıktan sonra
 Ama içimizdeki bazı müslümanlar , dış görünüş ve kıyafet ile meşgul olduğu kadar
İnsanların veya kadınların beyniyle aklıyla ve toplumdak i yeriyle
 Ruhundaki yetenek ve geliştirilmesi gereken eksik yönüyle meşgul değildi
 Konteynırlara atıldı katledile n tecavüz edilen kadınların cesetleri
 Peki ne işe yaradı yıllardır kadınlar için verilen fetvaların değeri
 Kadınları tecavüzden ve katliamla rdan koruyamadıktan sonra fetvaların kaldımı bir değeri  
 Bazı kadınlara gereken eğitim verilmedi ve sürekli baskı yapıldı veya zorla kapatıldı
Bazı kadınlara hiç değer verilmedi toplumdan tecrit edildi
 Veya robot gibi isteklere cevap veren bir köle olarak algılandı
Köle oldu ama yinede bazen canını kurtarama dı kadın
 Çünkü bazı Müslüman erkeklere eğitim verilmediği için
 Bayanlara tecavüz edip oyuncak bebeği parçalar gibi parçalayıp attılar kadın cesetleri ni
 Bunun sebebide bazı erkeklere eğitim verilmeyişi
 Bazı Müslümanlar ise erkekleri n bol pantolon giymesi veya sakalını çevirip çevirmemesi ile meşgul oldu
 Eğitim denilince algılananda , bazen , sadece islami eğitimtir
 Peki nazari eğitim olmadan sadece islami eğitimle insan yetiştirilebilirmi
 Alman Matematik bilgini Gauss modern matematiği tavsiye ederken
 Tımarhanelerdeki ve Hapishane lerdeki insanların algılarını geliştirdiğini  
 Davranışlarında mantıksallığı ve aklını fikir ve düşüncelerini geliştirdiğini belirtere k
 Uzaya çıkışında temelinde modern matematik olduğunu belirtirk en
 Gauss yazısında müzikten anlamsız bir bilim diyerekte bahsetmem işti
 Okullarda müzik eğitiminin önemsiz ders olarak görülmesini tavsiye etmemişti
 Bazı okullarımızda müzik eğitimi dersleri bazen boş geçti öğretmen bulunamadı
Müzik dersinde nota öğretmek yerine şarkı ezberleti ldi yada müzik yerine matematik dersi yapıldı
Netice ortada uzaya biz çıkamadık , demekki sadece matematik ile uzaya çıkılmıyormuş
Çocuklarımız  Almanyada ki gibi yeteneği veya ruh yapısına göre okullarda sınıflandırılamadı
Bir çocuk mühendis olabilir , diğer çocuk ise müzisyen olabilir ,bunu sınıflandıracak öğretmen gerekir
 Bizde müzik ve edebiyat ile meşgul olan çocuğa neredeyse haylaz ve işe yaramaz gözüyle bakldı  
Müzik helalmidi r harammıdır diye sorgulark en bile , her insanın müzikle meşguliyeti göz ardı edildi
 Ama müzik hiç dinlemeye n insan varmıdır  veya insanların içinde hiç müzikten nefret eden varmıdır
 Bu hiç sorgulanm adı veya hangi insan ne çeşit müziği neden dinler , bu hiç araştırılmadı
Yehova şahitlerini duymuşsunuzdur , onların çalışma sistemi nasıldır aşağıdaki videoda izleyin
 Sonra konumuza kaldığımız yeren devam edelim isterseni z  

 http://www.jw.org/tr/yay%C4%B1nlar/videolar/yehovan%C4%B1n-%C5%9Fahitleri-te%C5%9Fkilatlanm%C4%B1%C5%9F-bir-toplum/

 Evet kardeşlerim videoyu izlediniz ve görüyorsunuz değilmi
İlmin ve çalışmanın erkeği bayanı olmaz değilmi kardeşlerim
 Videda İzlediniz ortada büyük bir emek var
 Ve bir inanılmış hedef için ortaklaşa çalışma var değilmi
 Ve Allah c.c emek harcayıp çalışana yardım eder biliyorsu nuz
 Allah c.c herkese emeklerin in karşılığını mutlak verir ve emeklerin i zayi etmez
 Bu kim olursa olsun , neticede insan , Allaha inansada inanmasad a Allahın yarattığı mahlukattır
 Ve Allah c.c Müslüman olsada olmasada bütün alemlerin ve mahlukatın Rabbidir
 Peki bazı müslümanlarda eksik olan eğitim ve bilim ne zaman tamamlana cak acaba
Ne zaman müslümanlar bayan kıyafetleriyle meşgul olmak yerine
 Bu kıyafetlerin dizayn ve şekillerini , müslüman stilist ve modelistl ere bırakacak  
 Böyle yazıldığı zaman sanırım bayanların çuval giyeceğini düşünmüyorsunuz değilmi
 Helena Rubistein kozmetik ile şunu söylüyordu " kozmetiğin
 Bayanlara faydalı olduğunu düşünmüyorum,ancak ben devletim için bunu üretiyorum " diyordu
 Müslümanlar ise bayanlar için yararlı kozmetik ürünler üretmeliydi
Müslüman bir alim ise , bayanlard a rastık ve sürme haram değildir derken
 Müslüman kimyagerl er bu rastık ve sürmenin hammaddes iyle ilgili araştırmalar yapmalıydı
Gerçekten bayanların cildine faydalı ürünler üreten ,dünya çapında kaç müslüman firma vardır
 Bir yabancı firma misvak ağacı köklerinden diş macunu üretti
 Peki bunu neden ilk olarak bir müslüman firma üreterek patentini alamadı acaba
 Sebebi gayet basit , bazı müslümanlar bilimsel konularla ilgilenmi yor , Ar-ge yapmıyor
 Veya kolay para kazandıran ticari olaylarla meşguller , gerisiyle uğraşmıyorlar
 Dünyadaki gelişmelerle meşgul olmak yerine , bazıları sadece nefsleri ve keseleriy le meşguller
 Nihayetin de eğitim ve kültürsüz binlerce müslümanın karşısında , bir avuç siyonist  
 Dünyayı yönetmekle ve müslümanları kategoril ere ayırıp , birbirler ine düşman etmekle meşgul
 Hani hatırlayınız bir dönem tarihte anlatılır şu vaka vardır
 Mecliste halifeliğin kaldırılması için oylama yapılırken
 Bazı müslüman milletvek illlerini n , meclisin mescidind e sivri sinekle meşgul olduğunu
 Mescitte namaz kılıyorken ,Secdeye eğilen milletvek ilinin alnına , seccadede ki sivrisineğin yapışmasıyla
 Secdede ezilen sivrisineğin kanının ,milletvekilinin alnına bulaşmasıyla birlikte
 Abdestin bozulup bozulmama sı ve Namazın kabul olup olmamasıyla ilgili tartışmayı
Kardeşlerim halifelik oylaması bu sivrisine kten daha önemli değilse  
 Bizim yukarıdaki yazdıklarımızında sanırım Müslümanlar için bir önemi olmayacak tır
  Müslümanlar açısından bakıldığında boşuna yazı yazıyoruz diye düşünülebilir
 Ancak verilen emeği Rabbimizi n ziyan etmeyeceğini biliyoruz artık
 Bunuda müslümanlardan öğrenmedik merak etmeyiniz
 Josef Cat Ctevens bir yazısında diyorki
 " Eğer kaynağından değilde Müslümanlardan islamiyet i öğrenmeye çalışsaydım
 Müslüman olmam mümkün değildi " diyor
İş o hale geldiki neredeyse İslamın yayılması Avrupalılarla olacak
 Müslüman coğrafyanın İslamiyeti yayması çok zor
 Çünkü müslümanlar henüz kendi kaoslarından çıkamamışlar
Elbette bu müslüman coğrafya bunun bedelinid e bir şekilde ödeyecek
 Müslüman çünkü bu dünyaya yiyip içip tesbih çekmeye gelmedi
İslami ilimlere vakıf olmakla veya tesbih çekmeklede bu bedel ödenemez
 Gitarın Endülüs-Emevi ve islam çalgısı olduğunu bilmeyen imam efendi
 Kültür ve sanat müdürlüğünde sanat yerine müziğin haram oluşunu anlatmaya çalışırsa
 Ve Sanat merkezind e müdür olan İmam efendi
 Konservat uar mezunu Müslüman gitariste " sen inşaat işçisi değilsinki
 Sen ne bilirsin çalışmayı " diyerek , müzik nazariyatı yerine Dini vaaz vermeye çalışırsa
 Elbette bu bedel ödenemez
Konservat uvara İmam veya müezzinden müdür atayamazs nız
İlahiyat fakültesinede Konservat uar mezunu gitaristt en rektör yapamazsınız
 Herkesin ehil olduğu konuda çalışması gerekiyor
 Ve emanetin ehline verilmesi gerekiyor
 Yoksa verimli iş bekleneme z
Endülüs hep örnek gösterilir
Ama Endülüste gitar çalan imamlar vardı
Gitar çalmak deyince Müslümanlar eğlenceden bahsediyo r
Biz eğlenceden değil sanattan bahsediyo ruz
O halde çözüm Rodrigonu n gitar konçertosunu çalan imam efendiler in
 Konservat uvarda musiki eğitimi almış gitaristl erin imamlık yaptığı bir merkezden bahsediyo ruz
Bu örneği mühendis doktor avukat v.s gibi ilim sahalarındada çoğaltabilirsiniz
İslami tebliğde elbette realite Kuran sünnet icma kıyas başta gelir
Mevlana Celaledin-i Rumi Hazretler i gibi kalp kırmadan
Gönül yıkmadan ve empati yaparak
Bilim ve teknoloji yi kullanara k
Akıl ve vahiy süzgecinden geçirerek
Ve insanların ruh hallerini ve psikoloji k yapılarınıda inceleyer ek
 Yaşadıklarını ve çevresindeki sosyal etkileşimleride göz ardı etmeden
Giydiği pantolonl a ceketle şalvarlada uğraşmadan
Hakikatle ri ve dünya gerçeklerinide göz önüne alarak
İslamiyeti anlatmaya çalışırsanız
 Rabbimiz emekleri boşa çıkarmayacaktır  İnşallah  

 Hakkınızı helal ediniz , Allah c.c müslümanların yardımcısı olsun İnşallah





İSLAM VE TEBLİGİ

YENİDÜNYA-İSLAMA BAKIŞ FORUM 2012

 CENGİZ HÜSEYİN DİYAROĞLU

 27 
 : Mayıs 09, 2014, 09:33:11 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
SİSMOLOJİ VE İSLAM

 FORUM GÜNEŞLİ BAHÇE İSTANBUL 2012

 MUHARREM AYKUT AYDINOĞLU



 Selamün aleyküm kardeşlerim
 Müslüman coğrafyanın kan ve gözyaşı dinmedi
 Osmanlının yıkılışıyla birlikte sahipsiz kaldılar
 Toparlana mıyorlar ve güçlerini birleştiremiyorlar
 Her Müslüman ülkede bir diğerinden farklı İslam Dini yorumları var
 Durum böyle olunca mezhep tarikat ve cemaat farklılıkları var
 Ve her Müslüman ülke " Benim dediğim İslam doğru ve ben Müslümanım "
 Diyerek diğer Müslüman ülke ile aralarındaki fikir ve görüş ayrılığından dolayı
Dostluk kuramıyor ve sürekli düşmanlık içinde hareket ediyor
 Bu fikir ayrılıkları bir müslüman ülkenin içindeki Müslüman gruplarda da var
 Örneğin Filistind e El-Fetih ile Hamas nasıl farklı fikir ve akımlarındaysa
 Türkiyemizde bilimsel ve teknoloji k yönden faydasız , tarikat mezhep cemaat ayrımları var
 Kadiri - Nakşi veya bunlar gibi bir yığın tarikatle r ile
 Cemaat olarak Nurcu - Süleymancı veya bunlar gibi bazı cemaatler in ayrımlarıda var
 Bu ayrımlar bizlere ne kazandırıyor diye düşündüğümüzde
İslamın renkliliği veya Bilimsel ve teknoloji k konularda bir çeşitlilik kazandırmıyor
 Kadiriler uçak üretsin , Nakşiler otomobil üretsin
 Nurcular TV üretsin , Süleymancılar Cep telefonu üretsin
 Onlarda böyle bir bilimsel ve teknoloji k çaba zaten yok
 Bilim olmayan Din zaten kördür ve hakikatte n yoksundur
 Dinsiz Bilimde topaldır ve kendi beldesine faydası olmaz , küffarın oyuncağıdır
 Müslümanların yaptığı şey sadece laf salatasından ibarettti r
 Sıcak sulu şadırvanlarda abdest al  ve lületaşından tesbih çek
 Ve sonra yabancı yapımı otomobil satın al
 Veya yarı yabancı , yarı yerli montaj otomobile bin ve yabancıya dolarları ver
 Ve camına " Huzur İslamdadır " yaz ve dolarlar küffarın cebine girsin
 Birde Türk-Kürt veya Alevi-Sünni veya Sağcı-solcu
 Milliyetçi-sosyalist veya Laik-Antilaik düşünce akımları var
 Bunlarında birbirler i arasında bir bilim ve teknoloji yarışı yok
 Sadece gereksiz ve lüzumsuz bir üstünlük ve düşmanlık yarışı var
 Bu tür fikir ve düşünce akımları Siyonistl er tarafından sürekli üretiliyor
 Peki Türkiyeye bilim ve teknoloji olarak bu akımların getirisi nedir
 Ve bu akımların yaydığı düşmanlığın ülkemize verdiği fayda varmıdır
 Ve bu tür fikir akımlarıyla ve düşmanlıklarla ülkemizin meşgul olmasının
 Birbirimi zi yok etmekten başka hiç bir şeye faydası olmayacağını ne zaman anlayacağız
 Ve bu fikir ve akımların aslında tümü Siyonistl er tarafından geliştirilen oyundur
 Milliyetçilik veya Sosyalizm akımı güya birbirini n tam tersi akımlardır
 Peki bu akımları Türklerin veya Müslümanların üretmediğini zaten biliyoruz
 Siyonistl erin ürettiği bu akımlar bölücülükten başka ülkemize ne kazandırmıştır
 Kin ve nefret ile kan ve gözyaşından başka hiç bir şey kazandırmamıştır
 Müslümanların en fazla ihtiyaç duydukları şey birlik ve beraberli ktir
 Ancak dünyada küffarın ürettiği fikir ve düşünce akımları o kadar fazlaki
İslamiyetin içine girip mezhep ve tarikatle rin içindeki fikir akımlarını bile etkiliyor lar 
 Müslümanlar bu fikir ve düşünce trafiği içinde yönlerini bulamıyorlar
 Okyanusta kaybolan gemiler gibi nereye gidecekle rini bilmiyorl ar
 Başlarında bir kaptan-ı deryalarıda yok,gidilecek yöne kararda veremiyor lar
 Yüzme bilmeyen insanlar gibi dalgalara yenik düşüyorlar
 Nefes almak için denizin üstünde durmaya mecalleri yok
 Ve boğuluyorlar ve neden boğulduklarındanda habersizl er
İslamın kendileri ne bahşettiği ortak paydalard ada buluşamıyorlar
 Kendileri ne düşmanlık eden Küffara karşı , alacakları tedbirler ide yok
 Kendileri ni savunmak için güçleri takatleri de yok
 Ve sadece Dua ederek kendileri ni Allah c.c ın korumasını bekliyorl ar
 Bazı Müslüman ülkelerin kendi aralarında birliği var
 Örneğin Arap Birliği diye bir birlik var ancak etkisi yok
 Bilimsel ve teknoloji k olarak bu tür birlikler in katkısıda yok
 Asıl önemli olan konu ise birlikten ziyade şudurki
 Müslümanların kendileri ni koruyacak , kendileri ne ait bir savunma sistemler i yok
 Bu savunma sistemind en kasıt , ben roket yada uçak gemisinde n bahsetmiy orum
 Kaldıki biz Uçak gemisi ve füzeden örneklendirmeye başlasak bile
 Netice hep aynı olacaktır , yine temcit pilavı gibi aynı örneği vereceğiz , şöyleki :
 Küffarın Müslümanlara atacağı , Uçak gemisinde n fırlatacağı rokete karşılık
 Müslümanların elinde Küffarın atacağı rokete karşılık verecek roketi zaten yok
 Bunu imal edecek bilim ve teknoloji k bilgisi ve sanayisi olmadığından
 Küffara karşı atacağı roketi , yine Küffardan satın alması gerekecek
 Küffarda Müslümana sattığı uçağın yada roketin elektroni k yazılımını bildiği için
 Sattığı uçak yada füzenin savaş anında atılacak hedefi saptırması yine Küffarın elinde
 Küffarın attığı roketin tahribatından kurtulmak için
 Roket hedefe ulaşmadan etkisiz hale getirilme si gerekecek
 Bunun içinde elektroni k yazılımının Müslümanlar tarafından geliştirilen
 Atılan roketten daha hızlı bir roketin fırlatılarak
 Küffarın roketi menzile ulaşmadan , havada başka bir roketin onu vurup durdurması gerekecek
 Bunun içinde atılan roketin imal edildiği madenden , daha hafif olan bir madenle imal edilmiş
ve havada sürtünme oranı daha düşük olduğu için
 Daha hızlı hareket ederek , hedefe gelecek roketi havada karşılayıp
 Etkisizleştirecek karşıt roket imal edecek teknoloji gerekiyor
 Bu teknoloji eğer Müslümanlarda var olsa
 Zaten Küffar hakkı üstün tutmayıp kuvveti üstün tuttuğu için
 Kendinden daha kuvvetli roketi olan ile savaşmayacaktır
 Ve Küffarı savaştan vaz geçirmenin tek yolu Bilim ve teknoloji dir
 Fakat Müslümanlar bilim ve teknoloji ye değer vermediği için
 Bu teknoloji Müslümanların elinde olamaz , çünkü üretmiyor
 Müslümanlar  ancak roket satın alır veya parça satın alıp montaj yapar
 Küffar roket atarkende müslümanların bir kısmı ağıt yakar ,birazıda tesbih çeker
 Bu örneği vermemdek i amaç konu roket değil
 Hangi alan olursa olsun her alanda Müslümanları sömürenler daha üstün
 Bunun sebebide Müslümanların Bilim ve teknoloji ye önem vermemele ridir
 ve Müslümanların anlayamadıkları konu şu
 Müslümanlara atılacak roketin hedefe vardığında , insanların bedenleri ni parçalamasının
 Yine Allahın kurallarına göre gerçekleştiğini bilmemele rindendir
 Müslümanlara fırlatılan roketleri n imal edilmesin de kullanılan
 Bilimsel ve teknoloji ksel kurallarında hesaplama larında
 Allahın yarattığı kural ve ilkeler olduğunu bilmemele rindendir
 Yani roket gelecek ama müslümanları yok etmeyecek sanıyorlar
 Roket gelecek ama Müslümanlar Allaha dua ederek
 Roketi Allah cc ın durduracağını düşündükleri için
 Roket imal etmeyede gerek olmadığını düşünüyorlar 
 Muharref tevrata inanan bazı kabalistl er ise
 Tanrının kendileri ni seçilmiş ırk olarak gördüğü için
 Kendileri ni diğer ırklardan üstün görüyorlar
 Ve her zaman tanrının kendileri nden yana olduğunu düşünüyorlar
 Müslümanlar ise kabalistl erin kendileri ni üstün gördükleri için suçluyorlar
 Müslümanlar siyonistl eri suçlarken , Müslümanlar Allaha inandıkları için
 Üstünlüğün Müslümanlarda olduğunu ve zarar görmeyeceklerini düşünüyorlar
 Ve bilim ve teknoloji ile uğraşmıyorlar ve rokete karşı tedbir almıyorlar
 Fakat Kabalistl erin Müslümanlardan farkı şudur
 Kabalaist ler hem üstün olduklarına inanıyorlar , hemde tedbir alıyorlar
 Fakat Müslümanlar tebdir almadıkları gibi , tedbir alan siyonistl eri suçluyorlar
 Allah c.c tedbir alan yada emek harcayan siyonistt e olsa insan olduğu için
 Ve Allah adaletli olduğu için ve tüm insanların Rabbi Allah olduğu için
 Mutlak siyonistl erde insan olduğu için , siyonistl erin emekleri ve çabalarını zayi etmiyor
 Değerli müslüman kardeşlerim , ben başka bir örnek vereceğim sizlere bakın
 Sismoloji bir deprem bilim dalıdır , ve deprem olduğu zaman şiddetini ölçer
 Deprem olmadan önde , olabilece k bölgelerin zemininin dayanıklılığını hesaplar
 Veya deprem olmasını sağlayacak zeminin altında nasıl bir yapının olduğunu araştırır
 Depremi oluşturacak olan fay hatlarının olup olmadığını inceler
 Fay hatları varsa faal olup olmadığını ve ne kadar enerji birikimi olduğunu hesaplar
 Bu enerjinin daha önce ne kadar fasılalarla açığa çıktığını hesaplar
 Ve ne kadar zaman sonra geriye kalan enerjinin açığa çıkabileceğini hesaplar
 Ve fay hatları harekete geçtiğinde ne kadarlık bir kuvvetle
 Ne kadarlık bir bölgeye ve ne kadarlık bir şiddetle etki edeceğini hesaplar
 Ve buna karşılık ne kadarlık dirence sahip güçte binanın
 Nasıl imal edilirse bu depremde ayakta kalıp kalamayac ağınıda
 ilk etapta hesaplaya bilmek için , yine sismoloji k bilgilere ihtiyaç vardır
 Depremler de yine Allahın yaratma kudreti ve tabiattak i dengeleri ile açıklanır
 Bu hesaplama larda yine Allahın tabiattak i kurallarıyla ilgilidir
 Kader- i kebir elbette Allah c.c tarafından bilinebil ir
 Ama baştan tedbir alınmazsa ve bina sağlıksız zemine yapılırsa
 Binanın altında enerjisi yüksek faal fay hatları varsa
 Binanın statik hesaplama ları depremin şiddetine direnç gösterecek şekilde değilse
 O zaman ölümden kurtuluş için geriye kalan sadece dua etmektir
 Ve aslında tedbiride takdiride Allah c.c tan beklemekt ir
 Fakat tedbir alınmazsa , bile bile ölüme gitmek aslında intihar değilmidir
 Müslümanlar siyonistl ere kendileri ni üstün gördükleri için hatalı olduklarını söylüyor
 Aynı şeyi Müslümanlar yaparak kendileri ni üstün görüyor ve tedbir almıyor
 Ama siyonistl er aynı zamanda tedbir alıyor
 Kimin üstün olduğunu Allah c.c biliyor ve aslında Allah Müslümanlardan yanadır
 Ancak tedbir alan ve emek veren ile bilim ve teknoloji ile uğraşanın
 Allah c.c emeklerin i asla zayi etmeyeceği için
 Müslümanlar yerine siyonistl er şu an üstün konumdadırlar
İslami düstur " üzülmeyiniz ve gevşemeyiniz , inanıyorsanız üstünsünüz " şeklindedir
 Siyonistl er ne üzülüyor nede gevşiyor , gevşememek için bilim ve teknoloji ye sarılmışlar
 Ve gece gündüz çalışıyorlar ve Ar-ge çalışmaları yaparak teknoloji lerini geliştiriyorlar
 Müslümanlar ise hem üzülüyorlar hemde zaten bilim ve teknoloji ye sırtını dönüp gevşemişler
 Nasıl olsa Müslümanlar üstünüz diyerek , bilim ve teknoloji yerine tesbih çekmekle meşguller
 Gerçi belki bin kere aynı konular yazıldı çizildi , ama hiç bir faydası olmadı
Müslümanlar kendileri ni şöyle avutuyorl ar
 " Zamanında İbn-i Rüşd , Farabi , İbn-i Sina vardı ve Müslümanlarda bilim ve teknoloji vardı
Endülüste Müslümanlar bilim ve teknoloji nin temelleri ni attılar ve Batıya bilim buradan geçti "
 Fakat bunları yazmanın çizmenin övünmenin hiç bir Müslümana faydası olmadı
Çünkü Endülüs geride kaldı ve Küffarın roketine karşılık verecek roketimiz yok bizim
 Küffarın roketine karşılık sağlam bir imanımız var deniliyor
 Mehmet Akifin dediği gibi " İman dolu göğsümüz var " deniliyor
 Peki Fatih Sultan Mehmedin İstanbulu fethederk en iman dolu göğsü yokmuydud a Şahin toplarını imal etti
 Kaldıki şimdiki Müslüman nesilde korkarızki böyle iman dolu göğüste yok anlaşılan
 Olsaydı Fatih gibi iman top döktürürdü ve Avrupadan füze satın almazdı
Son söz olarak şunu söyleyeceğim Müslümanlara ağır olacak ama bağışlayın
 Türk-Kürt veya Alevi-Sünni veya Sağcı-solcu
 Milliyetçi-sosyalist veya Laik-Antilaik düşünce akımlarını Avrupadan satın aldınız
İsterseniz islam dininide Avrupadan Amerikada n Rusyadan Almanyada n Fransadan alınız
 Müslümanlar Filistind e Suriyede Suudi Arabistan da Mısırda Libyada İranda mutsusuz diyerek
 Almanyaya Amerikaya Fransaya İtalyaya ve Avrupaya gidip yaşamaya çalıştılar
 Ama şimdi yine mutsuzlar ve geldikler i ülkelerin düzenlerini
 Göç ettikleri Avrupa ülkelerine getirmeye çalışıyorlar
 Çünkü eğitim ve bilim ile teknoloji Avrupada , kaos ve kargaşa Müslüman ülkelerde
 Batı kalbini belki kaybetti ama aklı ve bilimi yerli yerinde
 Müslümanlar ise ezile ezile Allaha ve maneviyat a belki çok daha fazla sarılacak
 Ama korkarızki Müslümanlar Batının tersine aklını mantığını ve bilim ile teknoloji yi kaybetti
Şimdi ise hükmeden güç Bilim ve teknoloji olduğu için , Müslümanlar çaresiz kaldı
Ve dünyayı bırakıp ahirete çalışmayı seçti , ve dünyanın idaresini siyonistl ere bıraktı galiba
 Allah yardımcımız olsun , selamün aleyküm


 SİSMOLOJİ VE İSLAM

 FORUM GÜNEŞLİ BAHÇE İSTANBUL 2012

 MUHARREM AYKUT AYDINOĞLU

 28 
 : Mayıs 09, 2014, 02:28:44 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin

TENGRAYA İNANMIYORUZ ARTIK

İSTANBULİZM YEŞİL BAHÇE FORUM THEMA 2012
 
ALPARSLAN MEHMET TÜRKALİOĞLU
 
 
Selamün aleyküm kardeşlerim
 Forum istanbuli zm Yeşil Bahçelerde
 Tanrı ile ilgili bizimde bir yazımızın olmasını istediğimiz için
 aşağıdaki alıntıları paylaşmak istiyorum
 Tanrı ile ilgili düşüncelerini Üstad Necip Fazıl Kısaküreğe sorunca
 Üstad şu cevabı vermiş
" Allah c.c tanrının belasını versin İnşallah "
 diye cevap vermiş ve sanırım gereken cevap latifede olsa budur
 Ancak bu İslamiyette yer almayan TANRI kelimesin in
ve Müslümanların hiç bir zaman inanmadıkları TANRI isimli Putun
ne zamandır mevcut olduğunu biraz İrdeleyelim İnşallah
TANRI kelimesi aslında Öztürkçe bir kelimedir
Orjinali olarak bu isim TANRI değil TENG-RA olarak yazılıdır
TENG : Gök Kubbe ve RA : Kutsal
kısaca Tanrı kelimesi kutsal gök kubbe anlamına gelmekted ir
Bu TANRI ise gök kubbe olduğu gibi
Deniz ateş dağ veya nehir olarakta tanrı olarak karşımıza çıkar
Neticede TANRI gözle görülen elle tutulan maddesel bir boyutu olduğundan
tanrı PUT hükümündedir ve ALLAH c.c ile tanrının bir bağlantısı ilgisi alakası yoktur
Türkler müslüman olmadan önce , Karahanlılar devletine kadar tanrı kelimesi kullanıldı
Çünkü zaten tanrıya inanıyorlardı ve Şamanistlerdi ve Allaha inanmıyorlardı 
Karahanlılarla birlikte Müslüman oldular ve tanrı yerine Allaha inanmaya başladılar
Allaha inanmaya balşayınca zaten tanrı kelimesi kullanılmadı
Osmanlıda bu kelime kullanılmadığı gibi
zaten Müslümanlar dışındaki ahaliye , tanrıya inandıkları için küffar denilirdi
Osmanlının yıkılışıyla birlikte bu kelime yine gündeme geldi
O halde tanrı kelimesin i kim ne amaçla yazmaya başladı bunun araştırılması lazım
Allah c.c  kendini ism-i zülcelalleriyle tanıtır
Allah c.c ın 99 ismi içinde tanrı kelimesi zaten yoktur
Ve Allahın isimlerin in bir oluş eylem bildiren bir sıfat karşılığı vardır
Örneğin RAHMAN : Bağışlayan
RAHİM : Esirgeyen şeklindedir 
Allah c.c ın 99 ismi içinde yer almayan tanrı kelimesin in
Allahın zati veya subuti sıfat karşılıklarında tanrı kelimesi zaten sıfat değildir
Amerikan Müslüman derneği Türkiyeden İngilizce Kuran-ı kerim istemiş
Türkiye yollamış ve Amerikalılar bu İngilizce Kuranı incelemiş
ve geri yollamıştır
Amerikan Müslüman derneği yetkilisi açıklamasında
GOD kelimesi tanrı anlamına geldiği için
ve GOD yani tanrıya inananlarında kafir hükmünde oldukları için
kendileri nin Müslüman olduklarını ve Allaha inandıklarını belirtere k
Bu İngilizce Kuranların tahrip edilmesi gerektiğini bildirmişlerdir
Tanrılı din Türklerin Şamanizm Dinidir
Aslında İslamiyet dışında kalan herhangi bir inanç sistemine
 DİN demekte hatadır
ve DİN demek zaten İslam demektir
Kuran-ı kerimde geçen 25 Peygamber zaten İslam peygamber idir
Yani Dİn peygamber lerle İslam ismiyle tebliğ edilmiştir
Kuran-ı kerim Al-i İmran suresi 19.ayet-i kerimede
" İnned dinel indallahi l İslam " buyurulma ktadır
Yani mealen " Şüphesizki Allah c.c katında Hak Din İslamdır "
Dolayısıyla Allahın kabul ettiği inanç sistemi yani Din İslamdır
Allah kendisine inanma biçimine DİN dediğinden
ve DİN : İSLAM olduğundan dolayı
Allahın kendisine farklı şekilde inanılmaya çalışılmasınıda
 Allah kabul etmeyeceğinide bu ayet-i kerime ile zaten belirtmiştir
Bizler Hristyanlık ve Yahudilk veya Şamanizm veya Konfiçyüzim gibi
 binlerce DİN uydursak bile bunun adı DİN değildir
Allah katında kabul edilmeyen uydurma Dinlerin bir geçerliliğide yoktur
Yahudiler ve Hristyanl arın Kafir oluşlarının sebebi ise
Allah c.c a inanmayıp Tanrıya inanmalarından kaynaklan maktadır
Tanrının tek olması veya çift olması bir şey ifade etmez
Neticede tanrıya inanılıyorsa zaten Kafir ve küffar hükmündedir
Yunan tanrıları örneğin çok fazladır
Zeus bir tanrıdır Apollo bir tanrıdır Afrodit bir tanrıdır
İncilde ise 3 adet tanrı kudretind e materyal vardır
1.tanrı : Hz.Meryem in eşi ( Haşa ! ) Kutsal ruh
2.tanrı İsa as ın babası Tanrı vardır ve insanlaştırılmıştır
3.tanrı Tanrının oğlu İsa as vardır ve tanrılaştırılmıştır
Buna teslis inancı denir ve 3 kudretin toplamı tanrıyı oluşturur
Yani Hristyanl arın temelde 3 adet tanrıları vardır
3 adet tanrı ile Allah c.c arasında bağlantı kurulamaz
Dolayısıyla bu ŞİRK tir ve Allaha ortak koşmaktır
Allah c.c ise tekdir ve eşi ortağı yoktur
Yahudiler de ise tanrı muharref  tevratta geçen yehovadır
Hz.Yakup as tanrıyı güreşte yenmiştir ve mağlup etmiştir
Kısacası Yahudiler in tanrısı greko-romen güreşten anlamayan
cahil bir tanrıdır ve insana yenilen güçsüz kudretsiz bir tanrıdır
Tevratta geçen " tanrı dünyayı 6 günde yarattı ve yoruldu dinlenmey e çekildi "
yar suresinde geçen bu tanrı ise
İnşaat işçisi bir tanrıdır ve çalışıp yorulup arada sigara molası veren bir tanrıdır
Allah c.c bir demir parçasını yaratırken bu anlıktır
FE atomlarına " KUN FE YEKUN " emrini verir
ve atomlar bu emirle bir araya gelip anında demir parçasını oluşturur
Bunun dakikası saniyesi günü ayı yoktur Rabbimiz " OL " emrini verir ve olur
kardeşlerim o halde hem Müslümanın deyip
hemde bu tanrı kelimesin i kullnanla rın amacı nedir
Affınıza sığınarak ben bu konuda bir kaç latife edeceğim sadece
ve latifedir ve kulaktan dolma ve gerçek değildir ama
yinede paylaşayım ve konumuza devam edelim inşallah
anlatılan bir hikaye vardır hani
Kilisenin çanı tıpkı ezan gibi çağrıdır
ibadet vakti ve saatine göre çan çalınır
karga kilisenin çanını gerekli gereksiz çalıyormuş
Rahip kargayı uyutmak ve çan çalmasını engelleme k için
sarhoş etmeyi düşünmüş ve çanın yanına şarap koymuş
karga şarabı içmiş ve çana idrarını boşaltınca rahip sormuş
" müslüman olsan şarabı içmezsin
Hristyan olsan çana işemezsin.Sen nesin " demiş
kardeşlerim Allahın 99 ismi var ve bu isimlerin içinde tanrı yoksa
Kuran-ı kerimde Allah sıfatlarının karşılığında tanrı yoksa 
İlla tanrı ismini kullanmay a çalışmanın mantığı nedir
Bir latifedir kulaktan kulağa yayılan bir şey vardır hani
Ezan Türkçe okunduğu bir dönemde
 İlla Türkçe ezan okunmaya devam etsin diye
direten birine soruluyor " tanrı uludur " şekilnde okunmaya devam etse
siz camiye gidip namaz kılacakmısınız " diye soruyorla r
Ezan Türkçe okunsun diye diretende diyorki " ben camiye hiç gitmedimk i
namazda kılmıyorum benim camide ne işim var "diye cevap veriyor
Diğeride diyorki " iyide ezan müslümanlar içindir
namaza ve camiye çağrıdır
sen camiye ve namaza çağrıya gitmeyeceğine göre
ya yahudisin yada hristyansın demekki 
ezan müslümanlara ait bir çağrıdır
ezan seni camiye çağırmıyorki
niye dinliyors un ezanı
 ezan Türkçe okunsa sanane
 Arapça okunsa sanane "diye cevap veriyor
kısacası kardeşlerim tanrı kelimesin i kullananl ar
neye kime inandıklarını bilmeyenl erdir
aşağıya bazı alıntılar ekledim onlarıda okuyunuz
ve daha sonra helalleşip konumuzu bitirelim inşallah




AYNI TANRIYA İNANMIYORUZ
 
http://www.hristiyangazete.com/2010/04/ayni-tanriya-ve-allaha-inanmiyoruz/
 
Almanya’nın ilk Türk kökenli eyalet bakanı olarak göreve başlayan Aygül Özkan’ın törende bir Müslüman olarak Tanrı üzerine yemin etmesi tartışma yarattı. Bazı kiliseler, “Müslüman ve Hıristiyanlığın Tanrıları aynı değil” diye tepki gösterdi. Sonra bu açıklamalar yumuşadı.

Almanya’nın ilk Türk kökenli eyalet bakanı olarak göreve başlayan Aygül Özkan’ın törende bir Müslüman olarak Tanrı üzerine yemin etmesi tartışma yarattı. Bazı kiliseler, “Müslüman ve Hıristiyanlığın Tanrıları aynı değil” diye tepki gösterdi. Sonra bu açıklamalar yumuşadı.

AYGÜL Özkan (37), önceki gün yemin ederek Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletind e Sosyal İşler, Kadın, Aile ve Sağlık Bakanı olarak göreve başladı ama tartışma bitmedi. Okullarda haç gibi dini semboller e karşı çıktığını söyleyerek polemik yaratan Aygül Özkan’ın yerel parlament odaki törende “Tanrı bana yardım ettiği sürece” diye yemin etmesi de tartışmaya neden oldu.

Aygül Özkan, bir Müslüman olarak Hıristiyan, Müslüman ve Yahudiler in ‘tek ve bir saydığı Tanrı’ üzerine yemin ettiği için bir sakınca görmediğini belirtti. Ancak kiliseler, Özkan’ın Tanrı üzerine yemin etmesine tepki gösterdi. Hannover Bölge Kilisesi’nin Sözcüsü Johannes Neukirch, Bild Gazetesi’ne, “Biz Hıristiyanlar, Tanrı ile Allah arasında belirgin bir ayrım görüyoruz” dedi. Essen Katolik Piskoposl uğu’nun Sözcüsü Ulrich Lota, “Teolojik olarak Hıristiyan Tanrı ile İslam’ın Tanrısı aynı değildir” dedi.

Hamburg’tan Piskopos Jaschke, Welt Online’a yaptığı açıklamada, Özkan’ın Tanrı’ya gönderme yapmasını ‘selamladığı’nı söyledi.


Anayasada ki Tanrı

Almanya Protestan Kilisesi’nin Başkanı Hermann Barth, önemli olan Hıristiyan ve Müslümanların, azami ortak paydada buluşması olduğunu söyleyerek bu durumun hassasiye tle ele alınması gerektiğini belirtti. Tanrı tasviri ve Hz.İsa’nın algılanması açısından iki din arasında farklılıklar bulunduğunu ifade eden Hermann Barth, ancak Alman Anayasası’nın girişinde yer alan Tanrı ifadesini n özellikle de Hıristiyan Tanrı’yla ilişkilendirilmediğini kaydetti.

Bilgi notu

Hıristiyanların Tanrı algılamasında teslis inancı hakimdir. Tanrı kavramı, Baba, Oğul (İsa) ve Kutsal Ruh’tan oluşur
 


TANRIYA İNANMIYORUZ

http://www.milligazete.com.tr/haber/Ayni_Allah39a_inanmiyoruz/98149#.U2vjiE2KCM8
 

Bütün İslam dünyasından beşi Türk 138 kişi bir araya gelmişler ve Papaya bir mektup yazarak "İkimiz de aynı Tanrı'ya karşı sonsuz bir sevgi duyuyoruz, gelin barışalım" demişler.

Demişler ama Papa bu oyuna gelmemiş ve onlara "Buraya kadar gelmişken gelin hepiniz Hıristiyan olun" demiş.

Bütün hahamlar, papa ve papazlar "yorulan" bir tanrıya inanırlar. Buyurun okuyun:

"Çünkü ben, RAB yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim . Bu yüzden Şabat Günü'nü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledi m." (Tevrat, Yar, 2/1-3; Çık, 31/7)

Yorgun tanrı o sinirle Şabat/Cumartesi günü çalışanların öldürülmesini istemiş. Buyurun okuyun:

 "Şabat Günü çalışan herkes kesinlikl e öldürülmelidir." (Tevrat, Çık.31:14)

Bütün hahamlar, papa ve papazlar, Yakup aleyhisse lama güreşte yenilen bir tanrıya inanırlar.

Buyurun muharref Tevrat'tan okuyun:

yar.32:22 Yakup o gece kalktı; iki karısını, iki cariyesin i, on bir oğlunu yanına alıp Yabbuk Irmağı'nın sığ yerinden karşıya geçti.

yar.32:23 Onları geçirdikten sonra sahip olduğu her şeyi de karşıya geçirdi.

yar.32:24 Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.

yar.32:25 Yakup'u yenemeyec eğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı. yar.32:26 Adam, «Bırak beni, gün ağarıyor» dedi.

Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıtladı.

yar.32:27 Adam, "Adın ne?" diye sordu.

"Yakup."

yar.32:28 yar.35:  Adam, «Artık sana Yakup değil, İsrail denecek» dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarl a güreşip yendin."

yar.32:29 Yakup, "Lütfen adını söyler misin?" diye sordu.

Ama adam, "Neden adımı soruyorsu n?" dedi. Sonra Yakup'u kutsadı.

yar.32:30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel  adını verdi.

yar.32:31 Yakup Peniel'den ayrılırken güneş doğdu. Uyluğundan ötürü aksıyordu. yar.32:32 Bu nedenle İsrailliler bugün bile uyluk kemiğinin üzerindeki siniri yemezler. Çünkü Yakup'un uyluk kemiğinin başındaki sinire çarpılmıştı."

Yahudi ve Hıristiyanlarca kabul edilen Tevrata göre Yakub aleyhisse lamla güreşe tutuşan ve sonunda Yakub aleyhisse lama yenilen tanrı ile yerin göğün hakimi Allah aynı değildir.

Bizim iman ettiğimiz Allah, "Allah'ın size verdiği rızklardan helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'ın nimetleri için Allah'a teşekkür edin" (Kur'an-ı Kerim Nahl suresi 114) derken onların uydurdukl arı tanrı:

"Ve milletler in sütünü emeceksin ve kralların memesini emeceksin?" (İşaya 60/16) diyor ve bunlar da milletler in kanını ve ülkelerin yeraltı ve yerüstü servetler ini emiyorsa onların tanrısı ile bizim iman ettiğimiz Allah aynı değildir.

Oryantali stlerin makaleler inden İslam dinini öğrenen biri bana "Bizim ilahımızla sizin ilahınız tektir" (Kur'an-ı Kerim Ankebut suresi 46) ayetini delil getirmede n ayetin tamamını okusun.

Bu ayet "Bizi ve sizi yaratan, yaşatan, yöneten Allah birdir. Siz, tutuyorsu nuz Hz. İsa'yı "Allahın oğlu yaparak kafir oluyorsun uz" anlamınadır.

İsterlerse şu ayetin tefsirine bir baksınlar: "And olsun ki "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler kâfir oldular. Bir tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerine bir son vermezler se onlardan kâfir olanlara acıklı azap şüphesiz dokunur."  (Kur'an-ı Kerim Maide suresi 73)

Kur'an-ı Kerim'in davetine uygun hareket etmek istiyorsa nız buyurun mektubunu za Allah'ın davet ayetini yazınız:

"De ki: "Ey kitap ehli, Allah'tan başkasına kulluk yapmamak, hiçbir şeyi Ona ortak koşmamak, Allah'tan başka ba'zımız ba'zımızı Rab edinmemek için, bizimle sizin aranızdaki ortak bir kelimeye geliniz. -Eğer yüz çevirirlerse- "Şahit olun biz Müslüman'ız" deyin." (Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmran 64)

Örnek olarak sevgili peygamber imizi alırsanız o takdirde Vatikan'da para yönetiminden başka hiçbir şeye gücü yetmeyen, makama değil, sevgili peygamber imizin Bizans, İran, Habeşistan imparator larına yazdığı gibi siz de mektubunu zu Amerika cumhurbaşkanına yazınız ve mektubunu zu mutlaka bu son ayetle sonlandırınız.



 TANRI KAVRAMI

http://www.islamidusunce.net/forum/index.php?topic=4707.0;wap2
 

1940'larda yazılmış en kapsamlı ve detaylı Kur'ân tefsiri olan Elmalılı Hamdi Yazır'ın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bastırılmış “Hak Dini Kur'ân Dili” isimli eserinde bakın bu konuda ne deniyor:
 
“Gerek ismi özel olsun gerek ismi genel, “ALLAH” ismi celâli ile, yine “ALLAH” tan maâda hiçbir mâbud anılmamıştır...
 
Mesela “TANRI”, “HUDA” isimleri, “ALLAH” gibi özel isim değidir!. “İLÂH”, “RAB”, “MÂBUD” gibi genel mana ifade eden kelimeler dir...
 
Arapça'da “İLÂH”ın çoğuluna “ÂLİHE”; “RAB”bın çoğuluna “ERBÂB” denildiği gibi; Farsça'da da “HUD”nın çoğuluna “HUDÂYAN” ve lisanımızda dahi TANRILAR, MÂBUDLAR, İLÂHLAR, RABLAR denmiştir; çünkü bunlar haklıya ve haksıza ıtlak edilmiştir...
 
Halbuki hiç “ALLAH”LAR denilmemiştir ve denemez!.
 
Böyle bir tabir işitirsek, söyleyenin cehline veya gafletine hamlederi z!..
 
“TANRI” adı böyle değildir; mâbud, ilâh gibidir.. . Bâtıl mâbudlara dahi “TANRI” ismi verilir.. . Müşrikler birçok tanrılara taparlardı. Filanların tanrıları şöyle, falanların tanrıları şöyledir denilir.. .
 
Demek ki, “TANRI” genel ismi, “ALLAH” ismi özelinin eş anlamlısı değildir, en genel bir tâbirdir...
 
Binâenaleyh, “ALLAH” ismi, “TANRI” adı ile tercüme olunamaz!” (c:1/24-25)
 


 Türkiye’deki en değerli Kur’ân tefsirini yazan kişiye göre, yukarıda okuduğunuz üzere, “ALLAH”a kesinlikl e “tanrı” denemez!..
 
Burada ayrıca şu çok önemli farklara dikkat etmeliyiz ..
 
“Tanrı” kelimesi, sıfatları anlatan genel bir kelimedir; “ALLAH” ise kendisind en gayrı hiç bir şeyin mutlak vücudu olmayan Tek Zât’ın ismidir!.
 
Yani olay, yalnızca kelime, telaffuz olayı değildir!. Kelimeler, isimler arasındaki son derece büyük anlam farkıdır!.
 
“Tanrı” ve “tanrılık” kavramına dayalı din anlayışı bâtıldır!.
 
“ALLAH” isminin işaret ettiği anlama dayalı, yürürlükte olan “İSLÂM Dini”dir !.
 
“La ilahe illALLAH” cümlesinin anlamı “tanrı yoktur sadece ALLAH vardır” şeklindedir. Ve iyi bir müslüman olmak için, önce bu farkı çok iyi anlamalıyız!.
 
Zirâ, “tanrı” kelimesin in anlamı ile sınırlarsak anlayışımızı, “ALLAH” isminin işaret ettiği manadan mahrum kalırız; bu da sonunda, bizi “hilâfet” sırrından mahrum bırakır!..
 
“Tanrı”, tapınılacak ötendeki bir varlıktır...
 
“ALLAH” kulluk edilegelm ekte olan özündeki Hakikat'tır!..
 
“Tanrı”, korkulası umacıdır!.
 
“ALLAH” ise, ilim sahipleri nde, sonsuz-sınırsızlığın yanındaki hiçliklerini kavrayış nedeniyle oluşan “haşyet”in kaynağıdır!..
 
“Tanrı”, yeterli olmayanla rın kendi kafalarında hayâl edip varsandıkları ötelerindeki yönetici ve yargılayıcıdır !.
 
“ALLAH”, âlemleri kendi varlığından meydana getirmiş ve her zerresind e esmâsıyla algılanır olmuş “TEK mutlak varlık”tır; hiç bir şekilde ortağı yoktur!
 
“Tanrı”, her devirde ve toplumda anlayış seviyesin e göre sayısız özelliklerle bezenip süslenen; hayalleri n karşılığının kendisind e olduğu varsayılan, beşer anlayışına göre şekillenen bir balondur!
 
“ALLAH” ise “Ahad”, “Samed”, “Lemyelid ve lem yûled”dir!..
 
DİN"İN TEMEL GERÇEKLERİ - Ahmed Hulûsi


 
Evet kardeşlerim yukarıdaki alıntıları okudunuz
artık sanırım tanrı ile Allah c.c arasında bir bağlantı olmadığını
tanrının insanların ürettiği bir put olduğunu anlamışsınızdır umarım
Allaha emanet olun selamün aleyküm
 
TENGRAYA İNANMIYORUZ ARTIK

İSTANBULİZM YEŞİL BAHÇE FORUM THEMA 2012
 
ALPARSLAN MEHMET TÜRKALİOĞLU
 

 29 
 : Mayıs 05, 2014, 04:24:46 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin

MÜSLÜMANLAR VE DÜNYA
 
FORUM İSLAMİ DÜŞÜNCE VE FORMASYON 2013
 
HALİT AHMET ÖNCÜGİL


Selamün aleyküm kardeşlerim
 Forum islami  Düşünce ve Formasyon 2013
 İçinde çok çarpıcı bilgilere ulaştım
 Ancak Dünyadaki Müslümanların çıkmazları
 ve Dünyadaki akan Müslüman kanının durdurulm ası için
 Müslümanların nasıl bir formasyon içinde olmalarına dair
 Açıklayıcı bir özet yazı bulamadığım için
 Ben bir kaç  Anektod paylaşmak istedim
 Konuya şuradan giriş yapmak istiyorum
 Siyonizm dünyadaki müslümanları yok etmekle
yok edemediği insanları veya müslümanları etkisizleştirmekle
veya çeşitli yöntemlerle kendi safına çekmekle meşguldür
daha doğrusu
Bazı teorisyen lerin ifadesiyl
 Dünyadaki Devletler i
tek bir merkezden yönetmeye çalışan güç odakları
Egemen gücün planları ve proğramları gereği
 Dünya tarihinde ki en büyük savaşları sevk ve idare etmeye
 ve savaşlar sonucunda kurulacak devletler in
 Yönetim biçimlerine ve şekillerine göre dizayn etmeye 
 Kiminde diktatörlük kiminde demokrasi
 Kiminde monarşi kiminde ise Sosyalizm olarak
 yönetilmesini sağlamaya çalışmaktadırlar
 Bunu sağlamak içinde   
 1.Dünya ve 2. Dünya savaşları ile
NATO ve Varşova Paktlarının kuruluşunu
 organize etmişlerdir
veya Kapitaliz m ve Sosyalizm ile
 SSCB nin kuruluşu veya dağılışını
 organize etmişlerdir
 Ortadoğu ve İslam Dünyası ile
farklı ülkelerde hegamonya sal bölgelerin
oluşmasını sağlamaya çalışmışlardır
Ve bilhassa Osmanlının yıkılışı ile
Ortadoğu ve İslam coğrafyasındaki
 Müslüman dünyanın bölünüp parçalanması
 ve yeni kurulan devletler in sevk ve idaresini n
 Yine tek bir merkezden kontrol edilmesi için
 her türlü bilimsel veya inançsal
ekonomik veya siyasal
ve bazende askeri operasyon ları sevk ve idare eden
güç odaklarının arka planında
siyonizm hep idare merkezi olarak  mevcut olmuştur
 siyonizm ise inançsal gücünü kabalaist muharref tevrattan almaktadır
 Ancak bu muharref tevrat Allahın hakiki tevratı değildir
 Hakiki tevrat yok edildiği için
Allah cc tarafından yeni kitaplar vahiyle gönderilmiştir
 Ve Allah katında islam dışında Hak Din yoktur
 Bunuda hatırlatalım
" İnned Dinel İndallahil İslam
  Şüphesizki  Allah c.c katında Hak Din İslam'dır  "
 Al-i İmran suresi 19. ayet-i kerime
 Fakat muharref tevrattan önceki hakiki tevrat 
 özünde mutlak Allah c.c tarafından
İnsanlara gönderilmiş bir kutsal kitaptı
 Ancak Firavunun Yahudiler i
 Mısır piramitle rinin imarıda dahil
 bazı köleleştirmelerde kullanırken
Yahudiler in yok olması hadisesin de
 O zaman mevcut hakiki tevratın
bu yokoluş karşısında
Allahın hakiki tevrattak i ayetlerle
  insanlara
  Allahın ayetlerin i yalanlama maları gerektiğini
 buyurmuş
 Yahudiler e ümit ışığını yakarak
sabrı tavsiye etmesi ve sabır ile barış sayesinde
 sevgi ve merhametl e felaha erecekler ini
 müjdelemesini tasvip etmeyen Kabala" nın
 köleleştirilen yahudiler i özgürleştirmek
 ve ayakta kalmaları için motive ederek
 Tevrattak i sevgi ve merhamet ile
sabır ve barış ayetlerin i kaldırıp
 hakiki tevratı tahrip etmesiyle birlikte
 Kabalanın yazdığı yeni muharref tevratın hükümlerinin
 Yahudiler in genelince kabul edilmesiy le başlayan süreçle
Ve yeni muharref tevrattak i ayetlerin hükümlerinde yazan
Yahudiler in tanrı tarafından  seçilmiş ırk olduğunu
 ve Yahudi ırkının diğer ırklardan üstün olduğunu
 Ve Yahudi ırkının diğer dünyadaki tüm ırkların
ve insanların efendisi olduğunu
ve diğer ırkların ve insanların Yahudi ırkının kölesi olduğunu
 ve kölelerin ise Yahudi olan efendiler ine itaat etmeleri gerektiğini
 eğer itaat etmezlers e katledilm eleri gerektiği doktrinin i
benimsetm işler ve doktrinle rin uygulanma sına  devam etmişlerdir
Muharref Tevrat mezmurlar bölümü 2/8 " Onları çömlekçi kabı gibi
 onları demir çomaklarla kıracaksın "
 v.b gibi benzeri ayetlerle Muharref Tevratın emriyle
 bu planlar ve uygulamal ar günümüzdede artarak devam etmektedi r
 Ve yine muharref tevratın emriyle
Yahudiler e verilen Kenan diyarının Yahudi toprakları oluşu ile
 Bu toprak parçalarının idaresini n
ve diğer dünyadaki toprak parçalarınında
bir ana merkezden Kabalaist lerce idare edilmesin in
 Bu idare şekillerinin ve idarecile rininde seçiminin
 Yine Muharref tevratın emriyle Yadudiler e verilmesi yle birlikte
 Kabalaist lerin dinleri gereği ve tanrının kabalaist lere verdiği emir gereği
 Müslümanlar insan sınıfında bile değildir ve köledir
ve katledilm esi gerekmekt edir
 Dolayısıyla İslam veya Müslümanlar ile siyonistl er arasında barış olamaz
 Müslümanlar ile barış yapan eğer yahudiyse
 Müslümanlar ile birlikte katledime si bu dokttrini n gereğidir
Bu emir yahudiler e tanrı tarafından verildiği için
 Ve kabalaist muharref tevrat ile iman eden 
 tanrıya inanan her yahudi bu emri yerine getireceği için
 siyonistl er güçlerini inançsal olarak
 Muharref tevrattan aldıkları için
 ekonomik siyasal ve askeri güçleri mevcut olduğu için
 Bu gücün devamınıda bilim ve teknoloji deki üstünlükleriyle
muhafaza ettikleri için
 Müslümanlar açısından günümüzde barışçıl bir dünya mevcut olamamakt adır
 Müslümanların Dünyada varlıklarını sürdürebilmeleri için
ve yaşama hak ve hürriyetini elde edebilmel eri için
 Ayakta kalabilme leri için ekonomik siyasal askeri inançsal ve bilimsel
güç dengesine ihtiyaç vardır
Bilim ve teknoloji ise Alahın nimetleri ve kurallarıdır
 Allah c.c nimetleri ne ve kurallarına itaat edenlere 
 Ve Allah c.c çalışana üretene ve emek harcayana
  Ve batılda olsa inancına göre yaşayana elbet destek olacaktır
 Bilim ve teknoloji akıl ile sabittir
 Ve akıl Allah c.c tarafından sadece siyonistl ere verilmemiş
 Müslümanlara ve bütün insanlığa verilmiştir
 Müslümanlar ise bilim ve teknoloji üretemediği takdirde
 Ve müslümanlar bilim ve teknoloji yerine
 Mezhep tarikat ve cemaat ile meşgul olup
 birbirler iyle mücadele ettiği sürece
 Siyonistl er balistik füze üretirken
 Müslümanlar kendi füzelerini üretmeyip
 küffardan daha kalitelis ini ürettiğini belgeleye meyip
 küffarın elindeki füzenin etkisisiz liğini ispat edemeyip
 Küffarı füze atmaktan vaz geçiremediği sürece
 her türlü bilimsel ve teknoloji k gelişmeye karşı
Müslümanlar çay kahve içip sohbet ederek
 ve tesbih çekerek " Kuran- ı kerimde bu zaten vardır " deyip
 üretmeyip laf ile peynir gemisi yürütmeye çalıştıkça
 Kuran-ı kerim matbaasındaki makinenin parçası arızalanınca
 Almanyada n parça gelmesini bekleyere k
Tifdruk matbaada basıma ara verdikçe
 Ve Suudi Arabistan gibi İngiliz-İsrailiyat uzmanlarınca desteklen en
 Vehhabile rin Amerika ile müttefik olup
 Amerikada n satın aldığı yazılımı kendileri ne ait olmayan
uçak ve füzeler satın alarak kendini koruyabil eceğini sandıkça
 herhangi bir savaş esnasında bu uçakların ve füzelerin
kullanılamayacağını bile bile satın almaya devam ettikçe
 Bazı Selefiler in Kuran-ı kerimde muhkem ayetler içinde
 Radyo ve televizyo nun yer almadığını söylemeye
 devam ederek
müteşabih ayetleri görmezden geldikçe
 Bilişim teknoloji sinden bir haber olup
 yahudiler in kurduğu web sitelerin de
islamiyet i anlatmakl a müslümanlığın yayıldığını düşündükçe
 Bazı müslümanların " En büyük cihad nefs ile cihattır " diyerek
 Dünya ve bilimle uğraşmayıp
Satın alıp bindiği otomobili n parasını
 kendisine mermi sıkan siyonistl ere veya onların destekçilerine
bilmeden
mermi parası olarak ödedikçe
 Din alimlerin in aynı zamanda fizikçi veya matematikçi olmadığı sürece
 Tarikat mezhep ve cemaat ile meşgul olan
 Müslüman kardeşlerimizin kendileri çalışmayıp
 üretmeyip
 Bilim ve teknoloji yi hafife alarak
 dolayısıyla Bilim ve teknoloji denilen Allahın nimet ve kurallarını bilmeden
 " Şeyhim halı uçurur " demekle yetindiği sürece
 Ve hiç bir şeye tedbir almayıp
tedbiride takdiride Allah c.c tan beklediği sürece
 Türk-Kürt veya Alevi-Sünni
Sağcı-solcu
 Milliyetçi-sosyalist
 Laik-Antilaik
 Nakşi-Kadiri
 Nurcu-Süleymancı
 gibi ayrılıklar ve bölünmüşlüklerle uğraştıkça
 gereksiz yere aynı ülkede
 bilim ve teknoloji dışında
 gereksiz düşmanlıklarla
birbirler ine karşı üstünlük taslama yarışlarıyla
 Allahın dini islamı ve bilim ve teknoloji yi dışlayıp
 çatışmasal fikirlerl e
 kişisel egolar ve iktidar hırsıyla
 fanatizm ve kin ile nefretle meşgul olmaya çalıştıkça
 Müslümanların üzerinden zulm eksik olmayacak tır
 Ve aynı ülkede kardeş kardeşin kanını akıtmaya devam edecektir
ve arka planda yine siyonizmi n planları işlemeye devam edecektir
ne olursa olsun zerreden kürreye
herhangi bir konuda hüküm elde edileceks e
İslami reailte dörttür
Kuran - Kütüb-i sitte sünnet
İcma ve kıyastır
Kıyas içinde ise akıl ve bilim vardır
Hz. Ali r.a buyurduğu gibi
" Hayatta en hakiki mürşid ilimdir "
Ancak mürşid kelimesin in ne anlama geldiğini bilmeyen
Ve arapça sözlükte karşılık arayan
veya Türkçe lugatta bu kelime varmı diye düşünen
cahilleri n ne akılla ne bilimle
nede dinle imanla nede islamla ilgileri vardır
Allahın kitabı Kuran-ı kerimi yıllardır okuyupta
Türkçe mealini okumakla
anlayabil eceğini düşünen
ve yaşanmayan bir islamın
okumakla bir yere varılamayacağını anlayamay an
cahiller var olduğu sürece
Siyonizm değil Müslümanlar birbirine
düşmanlık yaparak birbirler ine saadet hakkı tanımayacaktır
 






MÜSLÜMANLAR VE DÜNYA
 
FORUM İSLAMİ DÜŞÜNCE VE FORMASYON 2013
 
HALİT AHMET ÖNCÜGİL

 30 
 : Mayıs 02, 2014, 09:50:27 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
MÜSLÜMANLARIN BİLİM VE TEKNOLOJİDE
GERİ KALMALARI NIN BAZI NEDENLERİ

TARIK  HÜSEYİN KARAOĞLU

İSLAM AYDINLIK DİN FORUM 2011


Selamün aleyküm kardeşlerim
Ben bugün farklı bir konu yazmak
ve sizlerind e fikir ve görüşlerinizi almak istiyorum
Konumuz aslında çok büyük bir araştırma gerektire n
hassas ve önemli bir konudur
Konumuzun ana başlığı " Müslümanların Bilim ve Teknoloji de
Geri kalmalarının bazı nedenleri " şeklindedir  
Müslümanların Bilim ve Teknoloji de
Geri kalmalarının elbette bir çok nedenleri vardır
Bu nedenler islamiyet e veya manevi değerlere kesinlikl e maledilem ez
Müslümanların kendileri ne ait olan hatalar elbette vardır ve çok çeşitlidir
Bu nedenlerd en bazılarından sizlere bir kaç anektod aktarmak istiyorum
Ancak Müslümanların kendileri ne ait hatalara geçmeden önce
Müslümanların bilim ve teknoloji ile bağlarının neden koptuğuna dair
Bu konuda yazılmış bir anektodu aşağıya aktarayım
ve daha sonra konumuza devam edelim İnşallah


MÜSLÜMANLAR NEDEN GERİ KALDI

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=573


İslamiyet, faydalı her yeniliği emreden bir dindir. Bundan dolayı, ilim adamlarına çok önem verilmiş, ilmi, fenni ve teknik tecrübeler yapılmış, müslümanlar, tıpta, kimyada, astronomi de, coğrafyada, tarihte, edebiyatt a, matematik te, mühendislikte, mimarlıkta ve bunların hepsinin temeli olan, güzel ahlak ve sosyal bilgilerd e, en mükemmel dereceye vasıl olmuşlar, bugün de tazim ile yâd edilen kıymetli âlimler, hakimler, mütehassıslar, üstadlar yetiştirmişler, dünyanın hocası, medeniyet in rehberler i olmuşlardır.

O zaman, yarı vahşi olan Avrupalı, fen bilgileri ni İslam üniversitelerinde öğrenmiş, hatta Papa Sylvester gibi, Hıristiyan din adamları da Endülüs üniversitelerinde okumuştur. Bugün, hâlâ Avrupa’da kimyaya, Chemie ve cebire, [Arabi El-cebir kelimesin den]Al-gebra ismi verilmekt edir. Çünkü bu ilimler, önce müslümanlar tarafından dünyaya öğretilmiştir.

Avrupalılar, dünyayı tepsi gibi dümdüz ve etrafı duvarla çevrili zannederk en, müslümanlar, ilk olarak, dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü buldular. Musul civarında, Sincar sahrasında, meridyeni n uzunluğunu ölçtüler ve bugünkü rakamları elde ettiler.

Bugün insaflı Hıristiyanların kabul ettiği gibi, hakiki Rönesans,İtalya’da değil, Abbasiler zamanında, Arabistan’da başlamıştır ki, Avrupa’daki Rönesans’tan çok çok öncedir.

Müslümanların son zamanlard a, ilim sahasında en büyük rehberi, Osmanlılar idi. Bütün Hıristiyan âlemi bu İslam devletini n, dünyadaki terakkile re ve keşiflere kayıtsız kalması için siyasi ve askeri hücuma geçtiler. Bir taraftan, haçlı saldırıları, bir taraftan da, bunların ihdas ettikleri, bid'at sahibi müslümanların yıkıcı ve bölücü çabaları, Osmanlıların fen ve teknikte rehberlik yapmalarına mani oldu. Türkler, dışardan ve içerden yapılan saldırılardan dolayı, çok zarara uğradılar. Tesirleri fazla olan yeni silahlar yapamadılar. Ülkelerinin büyük kaynaklarından layığı ile faydalana madılar. Kendi vatanlarında sanayii ve ticareti yabancılara kaptırdılar. Fakir düştüler.

Dinimiz, İslam ahlakında ve ibadetler de en ufak bir değişiklik yapmayı şiddetle men etmiştir. Dünya işlerinde, fen bilgileri nde ise, her değişikliği yapmayı, bütün yeni keşifleri öğrenmemizi ve yapmamızı emretmiştir. Osmanlı Devletini ele geçiren sözde aydınlar, dinimizin bu emrinin tam tersini yaptılar. Masonlara aldanarak din bilgileri ni değiştirmeye, dinin esaslarını yıkmaya çalıştılar. Avrupa’nın fende ilerlemes ine, yeni keşiflere gözlerini kapadılar. Hatta fen bilgileri ne, modern tekniğe uymak isteyen büyük Türk sultanlarını şehid ettiler. Masonların elinde maşa olarak, ilerlemey i, teknikte değil de, dinde reform yapmakta, bölücülükte aradılar.

İngilizler, asırlardır İslam ülkelerini kana boyamakla kalmamış, İskoç masonları, binlerce müslümanı ve din adamlarını aldatarak, mason yapmış, (insanlığa yardım, kardeşlik) gibi laflarla, dinden çıkmalarına, dinsiz olmalarına sebep olmuştur. İslamiyet’i büsbütün yok etmek için, bu masonları maşa olarak kullanmışlardır. Böylece, Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa ve Mithat Paşa, Talat Paşa gibi masonlar, İslam devletler ini yıkmakta kullanılan paşa unvanlı maşalardır. Efgani veAbduh gibi masonlar ve yetiştirdikleri çömezler de, İslam bilgileri ni bozmaya, içten yıkmaya alet olmuşlardır.

1846’da sadrazam olan mason Reşit Paşa, iş başına gelir gelmez, hariciye nazırı iken, Lord Rading ile el ele verip, hazırlamış olduğu ve ilan ettiği Tanzimat kanununa istinat ederek, mason locaları açtı. Çeşitli hıyanet ocakları çalışmaya başladı. Gençler, din cahili olarak yetiştirildi. Londra’dan alınan planlarla, bir yandan idari, zirai, askeri değişiklikler yaptılar. Bunlarla gözleri boyadılar. Öte yandan da, İslam ahlakını, ecdat sevgisini, milli birliği parçalamaya başladılar. Yetiştirdikleri kimseleri işbaşına getirdile r. Bu yıllarda Avrupa’da, yeni buluşlar, ilerlemel er oluyor; büyük fabrikala r, teknik üniversiteler, modern harp vasıtaları kuruluyor du. Osmanlılarda bunların hiçbiri yapılmadı. Hatta, Fatih devrinden beri medresele rde okutulmak ta olan fen, hesap, hendese, astronomi derslerin i büsbütün kaldırdılar. Din adamlarına fen bilgisi gerekmez diyerek, bilgili âlimlerin yetişmelerine mani oldular. Sonradan gelen İslam düşmanları da, din adamları fen bilmez, din adamları cahildir, gericidir diyerek müslüman yavrularını İslamiyet’ten uzaklaştırmaya çalıştılar. İslamiyet’e ve müslümanlara zararlı olan, İslamiyet’in öğrenilmesine mani olan şeylere uygarlık, ilericili k dediler. Çıkardıkları her kanun müslümanların, devletin aleyhine idi. Vatanın asıl sahibi olan müslüman Türkler, ikinci sınıf vatandaş haline getirildi .

Din ve dil birliği
Hıristiyanlık dininde, akla uygun bir esas kalmamış, hurafeler, karmakarışık bir merasim halini almıştır. Bundan başka, aynı dinde, hatta aynı mezhepte bulunan hıristiyanlar, başka başka hükümetlerin idaresind e yaşamaktadır. Avrupa hükümetleri, bunun için, başka bir bağ aramışlardır.
Böylece, Avrupa’da, din birliği ölmüş, milliyet hissi doğmuştur.

İslamiyet, ticaret, sanayi ve sosyal nizamı da kurduğundan, milliyet düşüncesini de içine almaktadır. Müslümanlar arasında ayrı milliyetl er kurmaya ihtiyaç kalmamıştır. Bunun içindir ki, ilmihal kitaplarında, Din ve millet, ikisi birdir denilmekt edir.

Eğer müslümanlar, bölünmeseler, İslamiyet’in, milliyeti temsil etmesinde n istifade ederek, yeryüzündeki sağlamlaşmamış birçok milliyetl ere galebe çalmanın yolunu bulurlar.

İslamiyet’in milliyeti temsil etmesinde, lisan birliği de hatıra gelir ise de, beş vakit namazda okunan ezan ve Kur'an-ı kerimleri n bütün İslam ülkelerinde Arabi olması, bu beraberliği de temin etmektedi r.
Bunun içindir ki, İslam düşmanları, bir milleti İslamiyet’ten ayırmak, din birliğini yok etmek için, o milletin dilini, gramerini, alfabesin i değiştirmeye çalışıyorlar.

Bir milletin dinine, imanına vurulacak en büyük darbe de, bu yoldan geliyor. Nitekim, Sicilya ve İspanya müslümanları böylece Hıristiyan yapılmıştır. Ruslar da, yıllarca Türkistan’daki müslümanların din ve imanlarını yok etmek için, bu keskin silahla saldırmışlardır. Zindanları, elektrik fırınları, Sibirya sürgünleri ve toptan imha faciaları, bu keskin silah kadar tesir edememiştir.

Celal Nuri bey (İttihad-ı İslam) adındaki kitabında, müslümanlar için Arapça’yı, müşterek lisan olarak tavsiye etmektedi r. Yavuz Sultan Selim Han bunun için çalışmıştı. Bunu temin etmek içindir ki, tarih boyunca bütün İslam ülkelerinde din kitapları arabi olarak yazılmıştı. Arabi, bütün İslam ülkelerinde bir din lisanı olmuştur. Cennette de, herkesin arabi konuşacağını hadis-i şerifler haber vermekted ir. Bu, her müslüman milleti Araplaştırmayı istemek değildir!

Dünya devletler i arasında İngilizce ortak bir dil halini almaktadır. Bugün ilim ve fen sahibi bir kimsenin, bir veya birkaç yabancı dil öğrenmesi zaruret halini almıştır. Bir hadis-i şerifte, (Bir kavmin dilini öğrenen, onların zararlarından korunmuş olur) buyuruluy or. Bunun içindir ki, gençlerimizin Arabi’nin yanında, Avrupa dillerini de öğrenmeleri faydalı olup, sevap kazandıran çok işlere sebep olabilir. Avrupalıların asırlardan beri bize yabancı gözü ile bakmaları, milliyet hissinden ziyade, İslam dinini bilmemele rinden ileri gelmekted ir.(Faideli Bilgiler)

Din cahilleri
Din cahilleri, tâ ilk asırdan beri, İslamiyet’i yok etmek için çalışıyorlar. Şimdi de, çeşitli adlarla, çeşitli planlarla saldırıyorlar. Cehenneme gidecekle ri bildirilm iş olan itikadı bozuk kimseler de müslümanları doğru yoldan ayırmak için, hile ve iftira yapıyorlar. Böylece, İslam düşmanları ile işbirliği yaparak, Ehl-i sünneti yıkmaya uğraşıyorlar. Bu saldırıların öncülüğünü İngilizler yaptı. Bütün kaynaklarını, hazineler ini, silahlı kuvvetler ini, donanmasını, tekniğini, politikacılarını ve yazarlarını bu işte kullandı. Böylece, dünyanın en büyük iki İslam devleti olan Hindistan’daki Gürganiyye ve üç kıta üzerine yayılmış bulunan Osmanlı İslam devletler ini yıktı.

Her yerde İslam’ın değerli kitaplarını yok etti. İslam bilgileri ni birçok yerlerden sildi, süpürdü. İkinci Cihan Harbinde, komünistler yok olmak üzere iken, bunların kuvvetlen melerine, yayılmalarına sebep oldu. İngiliz Başbakanı James Balfour, 1917’de, müslümanların mukaddes yerleri olan Filistin’de Yahudi devletini n kurulması için çalışan Siyonizm teşkilatını kurdu. İngiliz hükümeti, bu işi senelerce destekley ip, 1947’de İsrail devletini n kurulmasını sağladı. Yine İngiliz hükümeti, 1932’de, Arabistan Yarımadasını Osmanlılardan alıp, Süudlara teslim ederek, İslamiyet’e en büyük darbeyi vurdu.

İşte İngiliz siyaseti
1944’de Japonya’da vefat eden Abdürreşid İbrahim efendi, 1910’da İstanbul’da basılan Âlem-i İslam kitabının ikinci cildinde, (İngilizlerin İslam düşmanlığı) yazısında diyor ki:

(Hilafet-i islamiyye nin bir an önce kaldırılması, İngilizlerin birinci düşüncesidir. Kırım muharebes ine sebep olmaları ve burada Türklere yardım etmeleri, hilafeti yıkmak için bir hile idi. Paris muahedesi, bu hileyi ortaya koymaktadır. Her zaman Türklerin başına gelen felaketle rde İngiliz parmağı vardır. İngiliz siyasetin in temeli, İslamiyet’i yok etmektir. Bu siyasetin sebebi, İslamiyet’ten korkup müslümanları aldatmak için, satılmış vicdansızları kullanırlar. Bunları İslam âlimi, kahraman olarak tanıtırlar. Sözün özü, İslamiyet’in en büyük düşmanı İngilizlerdir.) (Faideli Bilgiler)

Sömürgeler bakanlığı kurdular
Osmanlıların her sahada ilerlemel erine ve bu kadar başarılı olmalarına rağmen yıkılmalarının sebebini, yirminci asrın tanınmış psikologl arından Amerikalı Terman şöyle anlatıyor:
Osmanlı orduları Avrupa’da ilerliyor, Viyana elden gidiyordu . Viyana gidince, bütün Avrupa’nın Müslümanların eline geçmesi çok kolay olacaktı. Osmanlılar, Avrupa’ya İslam medeniyet ini getiriyor; ilim, fen, ahlak nurları, Hıristiyanlığın kararttığı, uyuşturduğu yerlere, zindelik, insanlık, huzur, saadet saçıyordu. Asırlarca, diktatörlerin, kapitalis tlerin, papazların zulümleri altında inleyen kimseler, İslam ahlakı ile, insan haklarına kavuşuyordu. Avrupa diktatörleri ve öncelikle Hıristiyan kiliseler i, Osmanlı ordularına karşı son gayretler ini harcıyorlardı. Bir gece, İstanbul’daki, İngiliz sefiri, Londra’ya tarihi mektubunu yolladı. Buldum... Buldum!.. Osmanlı ordularının ilerleme sebebini buldum. Onları durdurmanın yolunu buldumdiy erek şöyle yazıyordu:

(Osmanlılar ele geçirdikleri her yerde din, ırk farkı gözetmeksizin, seçtikleri çocukların zekalarını ölçüyor, ileri zekalıları ayırarak, medresele rde okutup, İslam terbiyesi ile yetiştiriyorlar. Bunlar arasından da seçtiklerine, saraydaki Enderun denilen yüksek okulda, o zamanın en ileri bilgileri ni veriyorla r. İşte, Osmanlı siyaset adamları, başkumandanları; böyle seçilen, yetiştirilen keskin zekalı şahsiyetlerdir. Sokullula r, Köprülüler böyle yetişmiştir. Osmanlı akınlarını durdurmak, Hıristiyanlığı kurtarmak için biricik çare, Enderun mektepler ini ve medresele ri dağıtmak, onları içerden yıkmaktır.)

Bu mektuptan sonra, İngiltere’de, Sömürgeler Bakanlığı kuruldu. Burada yetiştirilen casuslar ve Hıristiyan misyonerl eri ve masonlar, yalan propagand a ve yaldızlı vaatlerle avladıkları cahilleri, Osmanlı devletini n kilit noktalarına yerleştirmeye ve bu kuklaların eli ile; medresele rden fen, ahlak derslerin i kaldırmaya, Müslümanları cahil bırakmaya uğraştılar. Nihayet tam başarı sağladılar. İslam devleti yıkıldı. İslamiyet’in dünyaya neşrettiği saadet, huzur nurları söndü.


Evet kardeşlerim yukarıdaki yazıyı okudunuz
Birde Müslümanların hatalarından bahsedeli m
Osmanlı medeniyet i bizlere şunu gösteriyor
Batı medeniyet i ile islam medeniyet inin
Reformasy on yapıldığı takdirde Müslümanların
Kendi standatla rına göre bilim ve teknoloji deki
Gelişimi ile birlikte paralel olarak
Her türlü ürünü kendi imal edebilme yetisi
veya kendine has bir mamul üretebilme yetisiyle
Batıyı kopye etmekten ziyade
Kendine has bir mamul stardartı geliştirebilme
yetisinin elde edilişiyle Avrupa bağımlılığının
ve etkileşiminin olmayacağını gösternektedir
Glokenscp iel denilen enstrüman ile
Mehter takımndaki Çevgan denilen enstrüman
veya Batı çalgısı timpani ile kös arasındaki benzerlik
Bizlere her türlü mamul üretimde
Müslümanlara has bir teknoloji nin olabileceğini göstermektedir
Fatih Sultan Mehmet Hanın
İstanbulun fethindek i Planlarını projeleri ni biliyorsu nuz
Özelllikle ateşli toplarla ilgili yenilikle rini biliyorsu nuz
Ancak Osmanlıdan sonra Müslümanlar geriledi
Mezhep Tarikat Cemaat taassubu ile meşgul olarak
Irkçılık hezeyanı ile birlikte gereksiz fikir akımlarının etkisinde kaldı
Dini bilimler ile Nazari bilimleri n paralelliğinin
yok olması yüzünden Bilim ve teknoloji den uzaklaştılar
Müslümanların Bilimsel çalışmaları
Endülüs yoluyla Batıya geçerken
Endülüste Müslümanların ve islamın izleri silinirke n
Osmanlı memlukler le savaşmakla meşgul olmak zorunda kaldı
Osmanlı yıkıldıktan sonra ise
Müslümanlar Bilim ve Teknoloji ye önem vermedi
Bunu her sahada görebilirsiniz
Batı örneğin sinema teknoloji sine önem verdi
Örneğin Walt Disney ürünü bir çizgi filmde
Amerikan Film Şirketi Senfoni orkestrası kullanırken
Müslümanların yaptığı çizgi filmde bir kudüm ile Ney sesi vardı
Amerikan Hollywood yönetmenlerinden Mustafa Akad
Fatih Sultan Mehmed ve İstanbulun Fethi filmini
çekmek istediğinde İslam ülkelerinden sinema için finasman alamadı
Amerikan Nasa Uzay üssü uzmanlarından Müslüman Prof Dr Faruk El-Baz
Müslüman ülkelerden birinde Uzay üssü kurulabil eceğini
Bunun için kendisine Finansman verilmesi ni istedi ama verilmedi
Dünyada Batı Radyo istasyonl arı ve TV kanalları kurmaya başlandığında
Müslümanlar ilk etapta bu teknoloji yede karşı çıktılar TV haram dediler
Yıllar sonra TV kanallarının gerekliliğini anladılar
Bu örnekleri saymakla bitmez tükenmez ve gereksizd ir
Müslümanlar Osmanlıdan sonra Bilim ve Teknoloji ye değer vermedile r
Günümüzün Müslümanlarında düşünme araştırma inceleme geliştirme  
Yetisi olmadığı gibi herşeye gereksiz ön yargıyla ve inatçılıkla bakış açısı mevcut
İstişare yerine bağnazlık tutuculuk taassub ve nemelazımcılık hakim
Olaylara karşı ilgisizli k ve sabırsızca bir kibirlili k ve bencillik-egoistlik hakim
Kendisini n herşeyi bildiğini sanır bir yaklaşım var ve öğrenmeye azim yok
Hiç bir şeye önem vermiyor edebiyatt an sinemaya veya müziğe kadar
Hiç bir dünya ilmine değer vermiyor ve çalışmıyor üretmiyor
Üretilen mamulü satın alıyor ve satın aldığı ülkenin kültür ağına takılıyor
Bir kaç anektod aktarmaya çalıştım sizlere
Bizlerde Müslümanız ve hepimizin yığınla hataları vardır şüphesiz
Bizlere haklarınızı helal ediniz ve Allah Müslümanların yardımcı olsun
Allaha emanet olunuz Selamün aleyküm kardeşlerim

MÜSLÜMANLARIN BİLİM VE TEKNOLOJİDE
GERİ KALMALARI NIN BAZI NEDENLERİ

TARIK  HÜSEYİN KARAOĞLU

İSLAM AYDINLIK DİN FORUM 2011


Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
LinkBacks Enabled by LordReco | FoRuMBoL Themes