+ İSLAMGREEN34 NEW WORLD » İSLAM-GREEN34 FORUM ZİYARETÇİLERİNE AYRILAN BÖLÜM - SERBEST KONU VE METİN YAZILARI KÖŞESİ  » ZEYNEP SOFİ - İSLAMİ METİNLER - http://www.zeynep-sofi34.tr.gg (Moderatör: İman_Power)
 http://www.zeynep-sofi34.tr.gg ÖRNEK METİNLER

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]
Konu: http://www.zeynep-sofi34.tr.gg ÖRNEK METİNLER  (Okunma Sayısı 7682 defa) Seçenekler Arama
« : Ağustos 11, 2009, 12:54:00 ÖS »
admin
Ziyaretçi
http://www.zeynep-sofi34.tr.gg ÖRNEK METİNLER

http://www.zeynep-sofi34.tr.gg ÖRNEK METİNLER
PEYGAMBERİMİZİN MUCİZELERİ

Peygamber efendimiz in S.A.V mucizeler i


Sual: Peygamber efendimiz in S.A.V mucizeler i nelerdir?
CEVAP
Çok mucizesi görülmüştür. Bazılarını bildireli m.
Aşağıdaki yazılar (Mir’at-ı Kâinat) kitabından alınmıştır.

Muhammed aleyhisse lamın hak Peygamber olduğunu
bildiren şahitler pek çoktur.
Ümmetinin Evliyasında hâsıl olan kerametle r
hep Onun mucizeler idir; çünkü kerametle r,
Ona tâbi olanlarda, Onun izinde gidenlerd e hâsıl olmaktadır.

Muhammed aleyhisse lamın mucizeler i,
zaman bakımından üçe ayrılmıştır:

Birincisi, mübarek ruhu yaratıldığından başlayarak,
Peygamber liğinin bildirild iği (bi’set) zamanına kadar olanlardır.

İkincisi, bi’setten vefatına kadar olan zaman içindekilerdir.

Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir.

Bunlardan birincile re, (İrhas) yani, başlangıçlar denir.
Her biri de ayrıca görerek veya görmeyip
akıl ile anlaşılan mucizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Bütün bu mucizeler o kadar çoktur ki, saymak
mümkün olmamıştır. İkinci kısımdaki mucizeler in
üç bin kadar olduğu bildirilm iştir.
Bunlardan bazılarını aşağıda bildireceğiz.

1- Muhammed aleyhisse lamın mucizeler inin
en büyüğü Kur’an-ı kerimdir.

2- En büyük mucizeler inden birisi de,
Mirac mucizesid ir.

3- Meşhur mucizeler inin en büyüklerinden birisi de,
Ay’ı ikiye ayırmasıdır.
Bu mucize, başka hiçbir Peygamber e nasip olmamıştır.
Muhammed aleyhisse lam elli iki yaşında iken,
Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına gelip,
(Peygamber isen Ay’ı ikiye ayır) dediler.
Muhammed aleyhisse lam, herkesin
ve hele tanıdıklarının, akrabasının
iman etmelerin i çok istiyordu .
Mübarek ellerini kaldırıp dua etti. Allahü teâlâ, kabul edip,
Ay’ı ikiye böldü. Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka
dağın üzerinde göründü. Kâfirler,
Muhammed bize sihir yaptı dediler. İman etmediler .

Bu mucize ile ilgili âyet-i kerimenin meali şöyle:
(Kıyamet yaklaştı, Ay yarıldı. Onlar [müşrikler]
bir mucize görünce hemen yüz çevirirler ve
"Eskiden beri devam ede gelen
bir sihir [büyü] derler.) [Kamer 1,2]

4- Muhammed aleyhisse lam, bazı gazalarında,
susuz kalındığı zaman, mübarek elini bir kaptaki
suya sokmuş, parmakları arasından su akarak,
suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır.
Bazen seksen, bazen üçyüz, bazen binbeşyüz,
Tebük Gazasında ise, yetmiş bin kimsenin hepsi
ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır.
Mübarek elini sudan çıkarınca akması durmuştur.

5- Hayber gazasında, önüne zehirlenm
koyun kebabı koyduklarında, (Ya Resulalla h,
beni yeme, ben zehirliyi m) sesi işitildi.

6- Medine’de, mescid-i nebevide dikili bir
hurma kütüğü vardı. Resululla h hutbe okurken,
bu direğe dayanırdı. Buna Hannane denirdi.
Minber yapılınca, Hannane’nin yanına gitmedi.
Ondan ağlama seslerini, bütün cemaat işittiler.
Minberden inip, Hannane’ye sarıldı. Sesi kesildi.
(Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan
kıyamete kadar ağlardı) buyurdu.

7- Mübarek eline aldığı çakıl taşlarının
ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi,
Allahü teâlâyı tesbih ettikleri çok görülmüştür.

8- Bir gün, bir köylüyü imana davet etti.
Müslüman bir komşumun vefat etmiş kızını diriltirs en,
iman ederim dedi. Mezarına gittiler.
İsmini söyleyerek kızı çağırdı. Kabir içinden ses işitildi
ve dışarı çıktı. (Dünyaya gelmek ister misin?) buyurdu.
(Ya Resulalla h! Dünyaya gelmek istemem.
Burada babamın evindekin den daha rahatım.
Müslümanın ahireti, dünyasından daha iyi) dedi.
Köylü bunu görünce, hemen imana geldi.

9- Tirmizi ve Nesai’nin (Sünen) kitaplarında
diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse gelip,
ya Resulalla h, Allahü teâlâya dua et,
gözlerim açılsın dedi. (Kusursuz bir abdest al!
Sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili
Peygamber in Muhammed aleyhisse lamı araya koyarak,
senden istiyorum . Ey çok sevdiğim
Peygamber im Muhammed aleyhisse lam!
Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum.
Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum .
Ya Rabbi! Bu yüce Peygamber i bana şefaatçi eyle!
Onun hürmetine duamı kabul et!) duasını okumasını buyurdu.
Adam, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı.
Bu duayı Müslümanlar, her zaman okumuşlar
ve maksatlarına kavuşmuşlardır.

10- Medine’de, minberde hutbe okurken, bir kimse,
ya Resulalla h! Susuzlukt an çocuklarımız, hayvanlarımız,
tarlalarımız helak oluyor. İmdadımıza yetiş dedi.
Ellerini kaldırıp, dua eyledi. Gökte hiç bulut yokken,
mübarek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı.
Hemen yağmur başladı. Birkaç gün devam etti.
Yine minberde okurken, o kimse, ya Resulalla h!
Yağmurdan helak olacağız deyince, Resul aleyhisse lam,
tebessüm etti ve (Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına
da ihsan eyle!) buyurdu. Bulutlar açılıp, güneş göründü.

11- Cabir bin Abdullah diyor ki, çok borcum vardı. Resululla ha
haber verdim. Bahçeme gelip, hurma yığınının etrafında
üç kere dolaştı. (Alacaklılarını çağır, gelsinler!) buyurdu.
Her birine hakları verildi. Yığından bir şey eksilmedi .

12- Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi.
Balı kabul edip, boş kabı geri gönderdi.
Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek,
(ya Resulalla h! Hediyemi niçin kabul etmediniz?
Acaba günahım nedir?) dedi.
(Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal,
Allahü teâlânın hediyene verdiği bereketti r) buyurdu.
Kadın çocukları ile aylarca yediler.
Hiç eksilmedi . Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular.
Oradan yiyerek bitirdile r. Bunu, Resululla ha haber verdiler.
(Gönderdiğim kapta kalsaydı,
dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezd i) buyurdu.

13- Resululla hın gaybdan haber verdiği çok görüldü.
Bu mucizesi üç kısımdır:

Birinci kısmı, kendi zamanından evvel olan
ve kendisine sorulan şeylerdir ki, bunlara
verdiği cevaplar, çok kâfirlerin, katı kalbli
düşmanlarının imana gelmeleri ne sebep olmuştur.

İkinci kısmı, kendi zamanında olmuş ve olacak
şeyleri haber vermesidi r.

Üçüncü kısmı, kendisind en sonra kıyamete
kadar dünyada ve ahirette olacak şeyleri bildirmes idir.

Burada ikinci ve üçüncü kısımlardan birkaçı
aşağıda bildirile cektir.

[İslam’a davetin başlangıcında,
müşriklerin eziyetler inden, sıkıntılarından dolayı,
Eshab-ı kiramın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişlerdi.
Resululla h, Mekke’de kalan Eshab-ı kiramla beraber,
üç sene her türlü görüşme, alış-veriş yapma,
Müslümanlardan başka bir kimse ile konuşmama gibi,
bütün içtimai muamelele rden men olundular .
Kureyş müşrikleri, bu karar ve ittifakla rını bildiren
bir ahdname yazarak, Kâbe-i muazzamay a asmışlardı.
Her şeye kâdir olan Allahü teâlâ (Arza)
denilen bir çeşit kurdu [ağaç kurdu]
o vesikaya musallat etti. Yazılı bulunan
(Bismikell ahümme) [Allahü teâlânın ismi ile]
ibaresind en başka, ne yazılı ise,
hepsini o kurtcuk yedi, bitirdi.
Allahü teâlâ bu hâli Cibril-i emin
vasıtası ile Peygamber efendimiz e bildirdi.
Peygamber efendimiz de bu hâli amcası
Ebu Talibe anlattı. Ertesi gün,
Ebu Talib müşriklerin ileri gelenleri ne gelerek,
Muhammedi n Rabbi Ona şöyle haber vermiş.
Eğer söylediği doğru ise, bu hâli kaldırıp,
eskiden olduğu gibi dolaşmalarına,
başkaları ile görüşmelerine mani olmayınız.
Eğer söylediği doğru değilse, ben de
Onu artık himaye etmeyeceğim, dedi.
Kureyşin ileri gelenleri, bu teklifi kabul ettiler.
Herkes toplanara k Kâbe’ye geldiler.
Ahdnameyi Kâbe’den indirerek açtılar
ve Resululla hın buyurduğu gibi,
(Bismikell ahümme) ibaresind en başka,
bütün yazıların yenilmiş olduğunu gördüler.]

Acem padişahı Hüsrev’den Medine’ye elçiler geldi.
Bir gün, bunları çağırıp,
(Bu gece, Kisranızı kendi oğlu öldürdü) buyurdu.
Bir müddet sonra, oğlunun babasını öldürdüğü
haberi geldi. [İran şahlarına Kisra denir.]

14- Bir gün, zevcesi Hafsa validemiz e,
(Ebu Bekir ile baban, ümmetimin idaresini ellerine
alacaklar dır) buyurdu.
Bu sözle Hazret-i Ebu Bekir’in ve
Hafsa validemiz in babası olan Hazret-i Ömer’in
halife olacaklarını müjdeledi.

15- Ebu Hüreyre’yi “radıyallahü teâlâ anh” Medine’de,
zekât olarak gelmiş olan hurmaların muhafazasına
memur etmişti. Bir kimseyi hurma çalarken yakaladı.
Seni Resululla ha götüreceğim dedi. Hırsız, fakirim,
çoluğum çocuğum çoktur diyerek yalvarınca, bıraktı.
Ertesi gün, Resululla h Ebu Hüreyre’yi çağırıp,
(Dün gece bıraktığın adam ne yapmıştı?) buyurdu.
Ebu Hüreyre anlatınca, (Seni aldatmış. Yine gelecekti r)
buyurdu. Ertesi gece yine geldi ve yakalandı. Tekrar yalvarıp,
Allah aşkına bırak dedi ve kurtuldu. Üçüncü gece,
tekrar gelip yakalanınca, yalvarmal arı fayda vermedi.
Beni bırakırsan, birkaç şey öğretirim,
,sana çok faydası olur, dedi. Ebu Hüreyre kabul etti.
Gece yatarken, (Âyet-el kürsi)yi okursan Allahü teâlâ seni korur,
yanına şeytan yaklaşmaz dedi ve gitti. Ertesi gün,
Resululla h efendimiz, Ebu Hüreyre’ye tekrar sorup
cevap alınca, (Şimdi doğru söylemiş.
Halbuki kendisi çok yalancıdır.
Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?) buyurdu.
Hayır, bilmiyoru m deyince, (O kimse şeytan idi) buyurdu.

16- Rum İmparatorunun orduları ile harp için (Mute)
denilen yere asker gönderdiğinde,
sahabeden üç emirin arka arkaya şehid olduklarını,
kendisi, Medine’de minber üzerinde iken,
Allahü teâlânın göstermesi ile görerek yanındakilere haber verdi.

17- Muaz bin Cebeli vali olarak Yemen’e gönderirken,
Medine’nin dışına kadar uğurlayıp
ona çok nasihatle r verdi.
(Seninle dünyada artık buluşamayız) buyurdu.
Hazret-i Muaz Yemen’de iken Resululla h efendimiz
Medine’de vefat etti.

18- Vefat ederken, mübarek kızı Fatıma’ya,
(Akrabam arasında bana evvela kavuşan sen olacaksın)
buyurdu. Altı ay sonra Hazret-i Fatıma vefat etti.
Akrabasından ondan evvel kimse vefat etmedi.

19- Kays bin Şemmasa, (Güzel olarak yaşarsın
ve şehid olarak ölürsün) buyurdu.
Hazret-i Ebu Bekir halife iken Yemamede
Müseylemet-ül-Kezzab ile yapılan muharebed e şehid oldu.
Hazret-i Ömer’in ve Hazret-i Osman’ın
ve Hazret-i Ali’nin şehid olacaklarını dahi haber verdi.

20- Acem padişahı Kisranın ve Rum padişahı
Kayserin memleketl erinin Müslümanların eline
geçeceğini ve hazineler inin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi.

21- Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya
gidecekle rini ve sahabeden olan Ümmi Hiram’ın
o gazada bulunacağını haber verdi.
Hazret-i Osman halife iken Müslümanlar,
gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harp ettiler.
Bu hanım da beraber idi. Orada şehid oldu.

22- Mübarek kızı Fatıma’nın oğlu Hasan
“radıyallahü teâlâ anhüma” için, (Bu oğlum çok hayırlıdır.
Allahü teâlâ, Müslümanlardan
iki büyük ordunun sulh etmesine bunu sebep yapacaktır)
buyurdu. Büyük bir ordu ile Muaviye’ye “radıyallahü anh”
karşı harp edeceği zaman, fitneyi önlemek,
Müslümanların kanının dökülmemesi için hakkı
olan halifeliği Muaviye’ye “radıyallahü anh” teslim etti.

23- Abdullah ibni Abbas’ın annesine bakıp,
(Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman bana getir!)
buyurdu. Çocuğu getirdikl erinde, kulağına ezan
ve ikamet okuyup, mübarek ağzının suyundan ağzına sürdü.
İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi.
(Halifeler in babasını al, götür!) buyurdu.
Hazret-i Abbas, bunu işitip, gelip sorunca,
(Evet, böyle söyledim. Bu çocuk halifeler in babasıdır.
Onlar arasında seffah, Mehdi ve İsa aleyhisse lamla
namaz kılan bir kimse bulunacak tır) buyurdu.
Abbasiyye devletini n başına çok halifeler geldi.
Bunların hepsi, Abdullah bin Abbas’ın soyundan oldu.

24- Eshabından çok kimseye hayır dualar etmiş,
hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir.
Hazret-i Ali buyuruyor ki:
Resululla h beni Yemen’e kadı [Hâkim] olarak göndermek istedi.
Ya Resulalla h! Ben kadılık yapmasını bilmiyoru m dedim.
Mübarek elini göğsüme koyup, (Ya Rabbi!
Bunun kalbine doğru şeyleri bildir.
Hep doğru söylemek nasip eyle!) buyurdu.
Bundan sonra bana gelen şikâyetçilerden
doğru olanı hemen anlar, hak üzere hükmederdim.

25- Nabiga ismindeki meşhur şair şiirlerinden
birkaçını okuyunca, Araplar arasında meşhur olan
(Allahü teâlâ dişlerini dökmesin) duasını buyurdu.
Nabiga yüz yaşına gelmişti. Dişleri ak ve berrak,
inci gibi dizilmiş dururdu.

26- Amcası Ebu Leheb’in oğlu Uteybe,
Resululla hı çok üzdü. Çirkin şeyler söyledi.
Buna çok üzülüp, (Ya Rabbi! Buna köpeklerinden
birini musallat eyle!) buyurdu. Uteybe,
Şam’a ticaret için giderken bir gece arkadaşlarının
arasında yatıyordu. Bir aslan gelip arkadaşlarını
koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince, kaptı parçaladı.

27- Acem padişahı Hüsrev Pervize iman etmesi için
mektup gönderdi. Alçak Hüsrev, mektubu parçaladı
ve getiren elçiyi şehid eyledi.
Peygamber efendimiz bunu işitince, çok üzüldü
ve (Ya Rabbi! Onun mülkünü parçala!) buyurdu.
Resululla h hayatta iken Hüsrevi oğlu Şireveyh
hançerle parçaladı. Hazret-i Ömer halife iken,
acem memleketi nin tamamını Müslümanlar feth edip,
Hüsrev’in nesli de, mülkü de kalmadı.

28- Allahü teâlâ, Habibini belalarda n korurdu.
Ebu Cehil, Resululla hın en büyük düşmanı idi.
Kâbe-i muazzama yanında namaz kılarken,
alçak Ebu Cehil, tam zamanıdır diyerek,
bıçakla üzerine yürümek isterken, hemen geri dönüp kaçtı.
Arkadaşları, niçin korktun dedikleri nde,
Muhammed ile aramızda ateş dolu bir hendek gördüm.
Birçok kimse beni bekliyorl ardı. Bir adım atsaydım,
yakalayıp ateşe atacaklar dı. Bunu Müslümanlar işitip,
Resululla h efendimiz e sorduklarında,
(Allahü teâlânın melekleri, onu yakalayıp
parçalayacaklardı) buyurdu.

29- Resululla h efendimiz bir gün abdest alıp,
mestlerin den birini giyip, ikincisin e mübarek elini uzatırken,
bir kuş geldi. Bu mesti kapıp havada silkti.
İçinden bir yılan düştü. Sonra kuş mesti yere bıraktı.
Bugünden sonra, ayakkabı giyerken, önce silkeleme k sünnet oldu.

30- Selman-ı Farisi, hak din aramak için,
İran’dan çıkıp çeşitli memleketl eri dolaşmaya başladı.
Beni Kelb kabilesin den bir kervan ile Arabistan’a gelirken
Vadi’-ul kura denilen mevkide hainlik edip
bir yahudiye köle diye sattılar. Bu da, akrabası,
Medineli bir yahudiye köle olarak sattı.
Hicrette Resululla hın Medine’ye teşriflerini işitince,
çok sevindi. Çünkü, kendisi nasrani âlimi idi.
En son rehberi büyük bir âlimin tavsiyesi ile,
ahir zaman Peygamber ine iman etmek için
Arabistan’a gelmişti. O âlim,
Resululla hın vasıflarını öğretmiş,
Onun hediye kabul edip, sadaka kabul etmediğini,
iki omuzu arasında mühr-ü nübüvvet olduğunu
ve pek çok mucizeler i olduğunu Selman’a bildirmişti.
Selman-ı Farisi, Resululla ha sadakadır diyerek hurma getirdi.
Resululla h onlardan hiç yemedi.
Hediyedir diye bir tabakta yirmibeş kadar hurma getirdi.
Resululla h efendimiz ondan yedi.
Bütün Eshab-ı kiram da yediler.
Yenilen hurma çekirdekleri bin kadardı.
Resululla hın bu mucizesin i de gördü.
Ertesi gün bir cenaze defninde
mühr-ü nübüvveti görmek arzu etti.
Resululla h, bunu anlayıp mübarek gömleğini
sıyırarak mühr-ü nübüvveti gösterdi.
Selman hemen imana geldi.
Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile
binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile azat
edilmesin e söz kesildi. Resululla h bunu işitti.
Mübarek elleri ile ikiyüzdoksandokuz hurma ağacı dikti.
Ağaçlar o sene meyve vermeye başladı.
Birini Ömer “radıyallahü teâlâ anh” dikmişti.
Bu ağaç meyve vermedi. Resululla h efendimiz,
bunu çıkarıp mübarek elleri ile tekrar dikti.
Bu da hemen meyve verdi. Bir gazada, ganimet alınan,
yumurta kadar altını Selman’a “radıyallahü teâlâ anh” verdiler.
Resululla ha gelip, bu gayet azdır. Binaltıyüz gram çekmez dedi.
Mübarek ellerine alıp tekrar Selman’a verdi.
(Bunu sahibine götür) buyurdu.
Yarısı ile efendisin e olan borcunu ödedi.
Yarısı da, Hazret-i Selman’a kaldı.

31- Kureyş kâfirlerinden Velid bin Mugire,
As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin Yagus
ve Esved bin Muttalib, Resululla ha cefa ve eziyet
etmekte başkalarından aşırı gidiyorla rdı.
Cebrail aleyhisse lam gelip,
(Seninle alay edenlere cezalarını veririz.. .)
mealindek i Hicr suresinin 95. âyetini getirip,
Velidin ayağına, ikincisin in ökçesine,
üçüncüsünün burnuna, dördüncüsünün başına,
beşincisinin gözlerine işaret etti.
Velid’in ayağına bir ok battı. Çok kibirli olduğundan,
eğilerek oku çıkarıp atmak, kendine ağır geldi.
Demiri topuk damarına batıp, siyatik hastalığına yakalandı.
As’ın ökçesine diken battı. Tulum gibi şişti.
Harisin burnundan devamlı kan geldi.
Esved bir ağaç altında neşeli otururken,
kafasını ağaca vurup, diğer Esved de,
a’ma olup, hepsi helak oldular.

32- Devs kabilesin in reisi Tufeyl, hicretten önce,
Mekke’de imana gelmişti. Kavmini imana davet için
Resululla htan bir alamet istedi.
(Ya Rabbi! Buna bir âyet (delil) ihsan eyle) buyurdu.
Tufeyl, kabilesin e gidince, iki kaşı arasında bir nur parladı.
Tufeyl, ya Rabbi! Bu alameti
yüzümden giderip başka yerime koy.
Bunu yüzümde görenlerden bazısı,
kendi dinlerind en çıktığım için cezalandırıldığımı
zannederl er dedi. Duası kabul olup, nur yüzünden gitti.
Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı.
Kabilesin dekiler zamanla imana geldiler.

33- Hicretin yedinci senesinde Resululla h efendimiz,
Habeş padişahı Necaşi’ye ve Rum imparator u
Herakliyu s’a ve Acem padişahı
Husrev’e ve Bizansın Mısır’daki valisi Mukavkas’e
ve Şam’daki valisi Haris’e ve Umman Sultanı Semame’ye
mektuplar göndererek, hepsini imana davet etti.
Mektupları götüren elçiler, gittikler i yerin dillerini
bilmiyorl ardı. Ertesi sabah, o dilleri söylemeye başladılar.

Molla Abdurrahm an Caminin (Şevahid-ün-nübüvve)
kitabında ve Yusuf-i Nebhani’nin (Huccetull ahi alel-âlemin)
kitabında, Resululla h efendimiz in daha nice mucizeler i yazılıdır.

Save gölünün kuruması
Sual: Peygamber efendimiz doğduğu zaman, Kâbe’deki putlar
yüzüstü yıkılıyor, Kisra’nın sarayı çöküyor,
bin yıldan beri Mecusiler in yanan ateşi sönüyor.
Bir de Save gölünün kuruduğu bildirili yor.
Save gölünün suçu ne idi de kurudu?
CEVAP
Cansız varlıkların ne suçu olur ki,
yani suçu olduğundan değil, bu gölü halk mukaddes sayar,
kuruyacağına asla ihtimal vermezler miş.
Çok tuzlu imiş, sağdan soldan su gelmiyor,
su seviyesi hep aynı, hiç eksilme olmuyormuş,
derinliği beş metre yüzeyi 12,5 km imiş.
Bu göl bir anda kuruyor. Bunun aksine,
Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan
ve kurumuş olan Semave Nehrinin vadisi de,
o gece, su ile dolup taşarak akmaya başlıyor.
Bu tür olaylar cansız varlıkların suçu
falan olduğu için değil, onları mukaddes sayan insanları ikaz için,
ibret almaları için ve daha başka hikmetler yüzünden ihsan ediliyor.

Resululla hın mucizeler inden
Sual: Resululla h'ın hacamat kanını içen olduğu söyleniyor.
Kan içmek caiz mi?
CEVAP
Resululla h efendimiz in mübarek kanı, diğer insanların kanı gibi değildir.

Eshab-ı kiramdan Abdullah bin Zübeyr,
Resululla hın hacamat edilirken çıkan kanını içti.
Resululla h efendimiz, darılmayıp, hatta gülümseyerek,
(Artık Cehennem ateşi seni yakmaz) buyurdu.
Başına bazı işler geleceğini de bildirdi. (Beyheki)

Yine Eshab-ı kiramdan Malik bin Sinan,
Resululla hın mübarek kanını içtiği zaman, ona da,
(Cehennem ateşi seni yakmaz) buyurdu. (İbni Hibban)

Mübarek artığını içen Bereke isimli kadına da,
(Artık hiç karın ağrısı çekmezsin) buyurdu.
(Mevahib-i ledünniyye)

Halid bin Velid radıyallahü anh, sarığında
taşıdığı bir sakal-ı şerif için her savaşta zafer kazandı.
(Şifa-i şerif)

Bunların hepsi, Peygamber efendimiz in mucizeler indendir;
fakat selef-i salihine düşman selefi denilen kimseler,
Resululla hın eşyalarıyla, mübarek saçı ve sakalıyla
bereketle nmeyi şirk kabul ediyorlar .
« Son Düzenleme: Mayıs 22, 2010, 08:01:14 ÖS Gönderen: admin » Logged
« Yanıtla #1 : Ekim 17, 2012, 09:16:04 ÖS »
admin
Administrator
Full Member
*****

Mesaj Sayısı: 102


SEVGİ YANSIMALARI - ŞİİRLER http://www.zeynep-sofi34.tr.gg

SEVGİ YANSIMALA RI - ŞİİRLER http://www.zeynep-sofi34.tr.gg

KAR ALTINDA ÇİÇEK

Bakarsan uzaktayım düşünürsen aklındayım
Özlüyorsan hep seninleyi m
Kim sever beni sen gibi
Kim değer tenine bir gülü okşar gibi

Kim dağlarını düz
baharını güz edebilir senin için
Senin için kim şiirler yazar
Kim ölür senin için geceleri azar azar
 
Nerdesin ey sevgili ben seni özledim
Kar altında baharın
ateşten soluğunu beklemesi gibi bir çiçeğin


YALNIZLIK VE SEVGİ


Zamanla değil dua ile gelir beklenen
 Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Ne aradıysam bilki sende bulmuşum
Senden öncesi yoktu ben seninle var olmuşum
 Sende bütün özlemler sende bütün gelecek sende
 Beni bende arama ben artık sen olmuşum

Yalnızlık nedir bilirmisi n
Yalnızlık hayatın anlamını yükleyip
Sen dediğinizin yanınızda olmamasıdır
 Yalnızlık sensizlik tir uzaktan seviyorum seni
Kokunu alamadan boynuna sarılamadan
Yüzüne dokunamad an sadece seviyorum


SEVGİLİYE AĞIT


  Gül dedi güldüm dedim bana ağıran gözlerle baktı
  Hicranla soldum dedim bana yağmurunu gönder
  Ey ufukta görünen müjdeci günler ısıtan yarınlar üşüten dünler
  Bana o bakıştan bir ışık gönder gönderde bu şehir nurlansın
 

  Başlayan her yol varmazmı sona başlanan her yol varmazmı sona
  Ne fırtına durdursun ne kar ne bora sen sevginin menbaı özlemim sana
  Gönder yağmurunu bu yangın dursun SEVGİLİYE özlemle özlenen SEVGİLİYE
  Mahsun bulutlard an dökülen yağmur gibi banadır yağışların
  Sarp dağlardan kaynayan su gibi banadır hep akışların

  Hiçbir zaman suratınıı görmeyecek gözlerim
  Hey giden adam işte bu yüzden yollarını gözlerim
  BAZEN İNSAN ÖYLE ÖZLENİRKİ
  ÖZLENEN BİLSE YOKLUĞUNDAN UTANIR
 
  Sen yoksun ve üstelik aklımdasınya şimdi gece iki kat gece olur
  EN BÜYÜK YOKSULLUK YOKLUĞUN EY YAR
  Alıştım her ikisinede
  Ben seni görmeden sevdim yorgun geceler titreyen
  Bir yanı yetim bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni
 
  Ey gönül bahçemde büyüttüğüm nazlı sevgili
  Ey sevdamın adı canım sevgiliye
  Ey sevdamın adı aşkın gerçek anlamı
  Bu hasret bu gurbet söyle söyle nezaman bitecek
 
  Ben seni görmeden sevdim yolunu gözledim bir medine sabahı
  Ellerimde güller güllerki kokunu aldığım yanıp yanıp ağladığım
  Güllerki kokunu aldığım kokunu alıp yandığım
  Yüreğim seni çok sevdi o yürek seni istiyor bir tek seni



  Hüzün yoktan üzüntü ise var olanın yokluğundan demiş düşünür
  Ey sevdamın adı canım sevgiliye varsın ama yoksun yanımda üzüntüm bunadır
  Hüznüm yokluğuna yanışım her ikisine o yürek talan o yürek yangın yeri
  Acı taze bir çiçektir herdem yeniden açan döşümde kırmızılı mevsimler
  Dudağımda ağırlı bir tat ah gözlerini sevdiğim sensizlik içimi yakan


  SEVGİ NEYDİ ACABA

  sevgi neydi
  uçan kuşta akan suda
  yağan yağmurda kopan fırtınada
  doğan güneşte açan çiçekte
  filizlene n tomurcukt a
  kıpır kıpır yürekte
  sahi neydi SEVGİ
 
  nasıl bir hengameyd i
  anlatılmazmıydı yoksa sadece yaşanmalımıydı
  bildiğim tek bir şey var
  sevgi  hüzündeki sızı çaresizlikteki acı
  özlemin özü bekleyişin sabrı susmanın dili
  sözün kısası sevgi
  yürekteki tılsımlı bir cevherdi


Mevlana derki kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet
Olsun hükmün sahibi bundan razı ise vuslata aşık gönül susmayada razı
İste karşılık bulacaksın çal kapıyı usanma açılmak içindir kapılar
Yer olmasaydı orada sana önüne duvarlar çıkardı

Vermek istemesey di istemeyi öğretmezdi
Mademki ihtiyacın var aç ellerini gönlünle birlikte
Dinleyen rabbindir seni sesime cevap veren çağrıma karşılık ver
Ey Rabbim sensin dualarımı işiten sadece sensin ve beni sensiz bırakma Rabbim
 
Senki gözlerime görmeyi bahşettin cemalini görmeyide yaz bize
Senki kalbime sevmeyi lütfettin sevdikler inden olmayıda yaz bize  
Senki yokluğumda var olmayı yakıştırdın
Ebedi vuslatını ver bize YARABBİ sevgini ver bize
 
Seni sevenin sevgisini ve bize yaklaştıracak olan sevgini nasib et
Ebedi cennetine buyur et bizi YARABBİ
Sevdiğimi beni cümleyi cennetine davet et yarabbi amin

YETERKİ SEN MUTLU OL


   Ben senden uzakta
   Sensiz yaşamasınıda bilirim  
   Sen mutlu ol sevdiğim
 
   Ben sensiz kor ateşler içinde
   Yanmasınıda bilirim
   Sen mutlu ol sevdiğim
 
   Üzerine gün doğmayan gecede
   Seni anmasınıda bilirim  
   Sen mutlu ol sevdiğim  
 
  Ben seni sen olmadan
  Sevmesini de bilirim
  Üşüyen şair benim

BEN SEVDAMI DAĞLARA HAYKIRAN DELİYİM

 Bir sen yağsan gökkubbeden ıslansam üşümesem
 Bende bir yürek var sana ait sende atan
 Sende bir yürek var bana ait bende atan
 Sen bana yüreğini versen ben sana
 Biz o zaman bir oluruz değilmi

 Ben sevdamı dağlarda haykıran deliyim
 Ben leylanın gözbebeği ben mecnunun eliyim
 Bazen hayattır sevmek
 Birini çok uzaktayke n bile yüreğinde taşıyabilmek
 
 Seni seviyorum demek değilki marifet
 Önemli olan o kelimenin tüm sorumlulu klarını
 Yürekte ve bedende taşıyabilmektir sevmek
 Rabbimden gönüllere verilmiş en yüce duygudur sevmek

« Son Düzenleme: Ekim 17, 2012, 09:26:02 ÖS Gönderen: admin » Logged
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
LinkBacks Enabled by LordReco | FoRuMBoL Themes