+ İSLAMGREEN34 NEW WORLD » İSLAM-GREEN34 YAZI GRUBU ÜYELERİNDEN ÖRNEK METİNLER » İSLAMDA KADINA VERİLEN DEĞER (Moderatör: İman_Power)
 İSLAMİYET VE KADININ DEĞERİ - KONU İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]
Konu: İSLAMİYET VE KADININ DEĞERİ - KONU İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ  (Okunma Sayısı 2134 defa) Seçenekler Arama
« : Nisan 02, 2015, 12:51:22 ÖS »
admin
Administrator
Jr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 98


İSLAMİYET VE KADININ DEĞERİ - KONU İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ



İSLAMİYET VE KADININ DEĞERİ

FORUM YENİ BAHARİSTAN İSTANBUL 2010

FARUK SELİM YILMAZOĞLU

Selamün aleyküm Kardeşlerim
Kadının toplum içindeki değeri ile ilgili
Ve islamiyet teki kadına verilen değer ile ilgili
Çok şeyler yazıldı çizildi
Ben sadece bir kaç anektod paylaşmak istiyorum
Öncelikle aşağıdaki yazıyı okumanızı istirham ediyorum

NİHAT HATİPOĞLU

KADIN KİMDİR 

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hatipoglu/2015/03/20/kadin-kimdir

 Kadın Yüce Allah'ın emanetidi r.
 Kadın Yüce kitabın suresine isim olmuştur. Hz.Meryem'dir.
 Kadın cenneti erkekle paylaşandır.Hz. Havva'dır.
 Kadın peygamber doğurandır.Hz. Amine'dir.
 Kadın peygamber in alnından öptüğü kız çocuğudur. Hz. Fatıma'dır.
 Kadın erkeklere dinini öğreten öğretmendir.Hz. Aişe'dir.
 Kadın zalim, diktatör ve sahte ilahlara haddini bildirend ir. Hz. Asiye'dir.
 Kadın ticarette harama bulaşmadan erkeklerl e boy ölçüşen
Ve hatta onları aşandır. Kadın vefadır.Hz. Hatice'dir.
 Kadın zalim putperest lere direnip
Şehadeti onursuzluğa yeğleyendir. Hz. Sümeyye'dir.
 Kadın en katı insanların karşısında bir çınar gibi diklenip
Rabbiyle ahdini ilan edendir.H z. Zinnire'dir.
 Kadın annedir.
 Kadın kız çocuğudur.
 Kadın eştir.
 Kadın hayat arkadaşıdır.
 Kadın sığınılan duadır, limandır.
 Kadın zarafetti r, güzelliktir. Kadın sadakatti r.
 Kadın misafirdi r.
 Kadın misafir ağırlayandır.
 Kadın düştüğünde seni yalnız bırakıp gitmeyend ir.
 Kadın çekip gittiğinde, arkasında hüzün ve pişmanlık bırakandır
Velhasıl kadın insandır.
Vicdandır. Sende olmayan her şeydir

NİHAT HATİPOĞLU

KADIN KİMDİR

Evet değerli kardeşlerim
Konuya kaldığımız yerden devam edelim
Kadına islamiyet ve Kuran-ı kerim
Kadını yaradan yüce Rabbimiz
Ve Peygamber imiz Hz.Muhamm ed sav Efendimiz
Müthiş derecede bir değer verir ve çok önemser
Ancak şu yaşadığımız dünyada
Ve özellikle islam ülkelerinde
Ve müslümanların ülkeler bazında genel yapısı itibariyl e
Kadına yeterince değer verilmediğinide görüyoruz
Bazı islam ülkelerinde kadının boşanma hakkı yoktur
Bazı islam ülkelerinde otomobil kulllanma hakkı yoktur
Bazı islam ülkelerinde kadının yasama hakkı engellenm ektedir
Şirket yöneticisi olması engellenm ektedir
İnsanlık tarihi süresince kadın
Malesef kullanılıp atılan bir zevk ve meta aracı haline getirilmiştir
Çocuk doğuran bir mekanizma dır
Erkeğin kayıtsız şartsız kulu kölesi ve hizmet eridir
Evi silip süpüren ve yemek yapan bir robottur
Düşüncesi alınmaz veya ruhu olan insan sıfatına bile sokulmaz
Batıda ortaçağda kadın içinde şeytan var diyerek yakılmıştır
Son dönemlerde bazı islam ülkelerinde
Kadınlar tecavüz edilerek katledili p öldürülmektedir
Suriyede veya Irakta konteynırlara tecavüz edilip katledile rek aılmış
Kadın cesetleri nin olduğu belirtilm ektedir
Bunu yapanlarında müslüman oldukları bilinmekt edir
Dünyada islam cumhuriye ti diye bir devlet olmadığı halde
Bazı ülkelerin ismi islam cumhuriye ti olarak geçmektedir
Fakat hiç birinin hakiki islam cumhuriye ti olmadığını zaten biliyoruz
Arabistan ve İran gibi ülkelerde ise
Kadın önce tecavüze uğramakta
Ve sonra kendisini savunma hakkı verilmeme ktedir
Ve sanki Kuran-ı kerimde recm yani taşlanarak öldürmek varmış gibi
Kadın recmedile rek öldürülmektedir
Ve bu öldürme vakasınıda islamiyet in emri olduğu
Ve şeriatın emridir diye duyurulma ktadır
Bu ülkelerin keyfi uygulamal arıdır şeriatle islamla ilgisi yoktur
İslamiyetin hakim olduğu bir beldede
Recm cezasını oluşturacak fiil işlenemez
Çünkü islam bu fiili oluşturabilecek sebepleri ortadan kaldırır
Dolayısıyla bir islam ülkesinde recm uygulanac ak sebep olamaz
Eğerki sebep varsa o ülke zaten islam ülkesi değildir
Ve İslam ülkesi olmayan bir ülkedede islami kurallar uygulanam az
Ve uygulanan kurallara şeriat denilemez
Suudi Arabistan ve İran sanki bir şeriat devletiym iş gibi yansıtılıyor
Suudi Arabstan ve İran bir şeriat devleti değildir
Ve dünyada hiç bir islam ülkesinde şeriat yoktur
Şeriat sadece vatikan devletind e ve israil devletind e vardır
Kuran-ı kerimin tek bir harfi değişmez ve değiştirilemez
Kuran-ı kerimin hükümleride değişmez ve değiştirilemez
Ancak hükümler kıyas-akıl yöntemiyle çağa göre yorumlanır
Ve her çağda Kuran-ı kerimin hükümlerinin
Toplum içinde uygulanışı farklı olmak zorundadır
Ve farklı olduğu içinde Kuran her çağa hakimdir
Kuran-ı kerimin hükmü değişmez
Ama uygulaması her çağa ve topluma göre değişmek zorundadır
Bu yüzdende islam tplumunda recm cezası olmadığı halde
Bu hüküm varmış gibi gösterilemez
Neden bu hüküm yoktur diye sorulacak olursa
Bizim referansımız Suudi Arabistan veya İran değildir
Bizim referansımız öncelikle hilafetin ve islamiyet in sancaktarı Osmanlıdır
Bizi ilgilendi ren öncelikle Osmanlıda uyglanıp uygulanma dığıdır
Osmanlı döneminde bir kez hatalı olarak uygulandığı bilinmekt edir
Fakat hatalı ve yanlış bir uygulama olduğu bilindiğinden
Osmanlı bu uygulamayı kaldırmıştır ve uygulanma sna izin vermemiştir
Osmanlı hakim olduğu yüzyıllardada dünyada
Hiç bir islam devletind e recm uygulanma sına Osmanlı izin vermemiştir
Bügün Suudi Arabistan veya İran gibi bazı devletler de
Daha doğrusu kimin ve ne ile idare edildiği belli olmayan ülkelerde
Recm uygulanma ktadır bu uygulamanın islamiyet le veya şeriatle ilgisi yoktur
Bunun sebebi Osmanlının ayakta olmayışındandır
Osmanlı ayakta olsaydı zaten Suudi Arabistan diye bir devlet kurulamaz
Osmanlı bir şeriat devleti değildir
Ve şeriat devleti islam dünyasında mevcut değildir
Ancak Osmanlının bazı hükümleri ve uyguılamaları şeriata yakındır
Şunuda bilmemiz gerekiyor ki
Suudi Arabistan da şeriat infaz kurumu vardır
O halde şeriat olmayan bir devlette
Bu şeriat infaz kurumunu kim kurmuştur
Ve bu şeriat infaz kurumu kime hizmet etmektedi r
Bunun araştırılması gereklidi r
Allaha emanet olun selamün aleyküm 


İSLAMİYET VE KADININ DEĞERİ

FORUM YENİ BAHARİSTAN İSTANBUL 2010

FARUK SELİM YILMAZOĞLU

.
Logged
« Yanıtla #1 : Mayıs 28, 2015, 06:23:25 ÖÖ »
admin
Administrator
Jr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 98


İSLAMİYET KADIN VE EVLİLİK - KONU İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


KADIN VE EVLİLİK KONUSUNDA Kİ İSLAMİ PERSPEKTİF

EVLİLİK

http://www.sevde.de/kadin/12.htm

Kadın ve erkekleri n bir araya gelmesind en kendileri nin ve içerisinde yaşadıkları cemaatin çıkarlarını ilgilendi ren birtakım ilişkiler meydana gelir. Bunlar; toplumda alış-veriş, icare ve vekalet gibi işleri yerine getirmek için bir araya gelişlerden kaynaklan an problemle rin dışındaki işlerdir. Bu ilişkilerin sadece evlilikte n ibaret olduğu akla gelebilir . Hakikatte evlilik, bu ilişkilerin bir tanesidir . İlişkiler sadece evliliği değil, daha birçok şeyleri de kapsamına alır. Bunun için nevi içgüdüsünün tek görüntüsü sadece cinsi birleşme değildir. Analık, babalık, kardeşlik, oğulluk, dayılık, amcalık gibi hususların hepsi nevi içgüdüsünün tezahürleridir. Bundan dolayı erkek ve kadınların bir araya gelmeleri nden meydana gelen ilişkiler, analık, babalık ve diğer hususları da içine alır. İctimai nizam, evliliği kapsadığı gibi bu hususları da kapsar. Şeriat; oğul olma, ana ve baba olma ile ilgili hükümler getirdiği gibi evlilikle ilgili hükümler de getirmiştir.

Ancak bu ilişkilerin aslı evlilikti r. Diğer hususlar bu aslın dalları konumunda dır. Evlilik olmadığı zaman babalık, oğulluk, analık ve diğer müesseseler meydana gelmez. Bundan dolayı evlilik bütün bu hususların aslını teşkil eder. Düzenleme açısından diğer hususlar bu temelden kaynaklanır. İhtiyacı hissetmek, insanı doğal olarak bu ihtiyacı doyurmaya sürüklediği gibi bu duygu aynı zamanda insanı cinsi birleşmeye de sürükler. Analık ve evlatlık duyguları da aynen cinsi duygular gibi tatmin olmak isteyen duygulardır. Hepsi karşılanmak ister. Evlilik, analık, babalık ve evlatlık gibi duyguların hepsi nevi içgüdüsünün tezahürlerindendir. Bu türden duyguların tümü nevi içgüdüsünden kaynaklan an duygulardır. Cinslerin birbirler i hakkındaki düşünceleri ile birbirler ine karşı yöneliş olur.

Evlilik; erkeklik ve kadınlık ilişkilerinin düzenlenmesidir. Diğer bir ifade ile erkek ve kadın arasındaki cinsi birleşmenin özel bir nizam ile düzenlenmesidir. Bu özel düzen; erkek ve kadın arasındaki cinsi ilişkilerin muayyen bir şekilde düzenlenmesini ve nesilleri n yalnızca bu özel düzenlemenin ürünü olmasını gerektirm ektedir. İnsan türünün çoğalması bu nizam ile gerçekleşir. Yuva, bu nizama göre kurulur. Özel hayatın tanzimi, bu esasa göre cereyan eder.

Bu nedenledi r ki İslâm, evliliği teşvik etmiş ve emretmiştir. İbni Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Ey gençler topluluğu; sizden kim evlenmeye güç yetirirse evlensin. Zira evlenmek, gözü ve mahrem yeri en çok koruyandır. Kim de evlenmeye güç yetiremez se oruç tutsun. Zira oruç şehvetten uzaklaştırır, şehveti kırar." Katede'nin Hasan'dan, onun da Semure'den rivayet ettiğine göre:

 

"Nebi (s.a.v.) evlenmeme yi yasaklamıştır."   Katede: "Şüphesiz biz, sizden önce peygamber gönderdik ve onlara zevce ve çocuklar verdik" mealindek i ayeti okudu. Hadiste yer alan  kelimesi, nikâhlanmamak yani evlenmeme k anlamına gelmekted ir. Ebu Hureyre Nebi (s.a.v.)'den şunu rivayet etmektedi r:

"Üç kişiye yardım etmek Allah'ın üzerindeki bir haktır: Allah yolunda cihad eden kimse, namuslu olmayı arzu ederek nikahlana n (evlenen) kimse, borcunu ödemek isteyen sözleşmeli köle."  Yine Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmakt adır:

"İslamda ruhbanlık yoktur." Ruhbanlık ve evlenmeme k; kadınlarla cinsi ilişkiyi koparmak, Allah'a ibadetle meşgul olmak amacıyla nikâhı yani evlenmeyi terk etmek demektir. Oysa Kur'an'da evlenmeyi emreden sarih ayetler vardır. Yüce Allah şöyle byurmakta dır:

"Kadınlardan; ikişer, üçer ve dörder evleniniz ."

"İçinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyeler inizden salih olanları evlendiri n."

İslâm; bâkire, doğuran ve dindar olan kadın ile evlenmeyi teşvik etmiştir. Enes (r.a.), Nebi (s.a.v.)'in evlenmeyi emrettiğini, evlenmeyi p bekar yaşamayı şiddetle yasakladığını rivayet eder ve şöyle der:

"Çok seven ve doğurgan kadınlarla evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü) diğer nebilere karşı sizin çokluğunuz ile övüneceğim."   Ma’kıl b. Yesar'dan: Dedi ki:

"Bir adam Nebi (s.a.v.)'e geldi ve şöyle dedi: Ben nesebi ve güzelliği olan bir kadına aşık oldum. Fakat o, doğurmuyor. Onunla evleneyim mi? Allah'ın Rasülü: Hayır, dedi. İkinci kez gelerek, yine aynı şeyi söyleyince, yine: Hayır, dedi. Üçüncü kez, ona geldi ve aynı şeyi sordu. Allah'ın Rasülü: "Çok seven ve doğurgan kadınlarla evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü) sizin çokluğunuz ile övüneceğim."   Cabir'den: Nebi (s.a.v.) şöyle dedi:

"Ey Cabir, sen bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendin? dedi. Cabir: Dul ile, dedi. Bunun üzerine Allah Rasülü: Bakire ile evlenseyd in ya. Sen onunla oynar, o da seninle oynardı."  buyurdu. Ebu Hureyre Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet etmektedi r:

"Kadın, dört şeyi için nikâhlanır: Malı, nesebi, güzelliği ve dini için. Sen, dindar olanı tercih et ki ellerin toprağa değsin (fakirlikt en kurtulasın)"

Evlenmek isteyen erkeğin; bakire, soyu sopu belli bir aileden ve dindar olanını seçmesi mendubtur . Ayrıca nefsini koruyabil mesi için, güzel olanını tercih etmesi lazımdır. Faziletli, takva ve şerefli olanı tercih ideal olanıdır. Fakat bunlar, nikâhın şartları olmayıp, müstehab ve efdal olanıdır. Yoksa erkek, hoşuna giden kadını seçme yetkisine sahip olduğu gibi kadın da razı olacağı erkeği seçme hakkına sahiptir.

Eşler arasında denklik meselesin in şeriatta aslı yoktur. Bu konuda, uydurulmuş hadislerd en başka herhangi bir delil yoktur. Zira bu düşünce Kur'an-ı Kerim'e ve sahih hadislere ters düşmektedir. Müslüman her kadın, herhangi bir Müslüman erkeğe denk olduğu gibi, her Müslüman erkek de herhangi Müslüman bir kadına denktir. Mal ve nesebteki farklılıkların herhangi bir değeri yoktur. Bir çöpçünün oğlu, emirü'l mü’mininin kızına denk olduğu gibi, berberin kızı da emirü'l mü’mininin oğluna denktir. Böylece Müslümanlar, birbirine denktirle r. Cenabı Allah şöyle buyurmakt adır:

"Allah katında en keremli olanınız Allah'dan en fazla korkanınızdır."   Nebi (s.a.v.) halasının kızı ve aynı zamanda da Kureyş'in ileri gelenleri nden olan Zeyneb binti Cahşı azadlı kölesi Zeyd b. Harise ile evlendirm iştir. Abdullah b. Büreyde, babasından rivayet ettiğine göre: "Genç bir kız Rasululla h (s.a.v.)'e geldi ve şöyle dedi: Ya Rasululla h! Babam, kendi itibarını yükseltmek için, beni kardeşinin oğlu ile evlendird i. Bunun üzerine Allah Rasülü evlenme işini kıza bıraktı. Ardından kız şöyle dedi: Ben, babamın teklifini yerine getirdim. Fakat ben, (bu meselede) babaların kızlarını (zorlama) hakları olmadıklarını kadınlara öğretmek istedim."  Bu hadis, kızının rızası olmadan babasının onu evlendird iğini göstermektedir. Fakat kızın bu evliliğe rızası yoktur. Ancak kızın bu hoşnutsuzluğu evlendiği kimseyi kendisine denk görmemesinden kaynaklan mamaktayd ı. Ebu Hatem El-Müzenni'den rivayet edildiğine göre Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Size, ahlak ve dininden hoşlandığınız biri gelirse onu evlendiri niz. Eğer evlendirm ezseniz yeryüzünde fitne ve büyük bir fesad olur. Dediler ki: Ey Allah'ın Rasulü, onun herhangi bir kusuru olsa da mı? denilince; Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi gelirse (kız isterse) onu nikahlayınız, sözünü üç kere tekrarladı."  Tirmizi bu hadisi Ebu Hureyre'den şu lafızla rivayet etmektedi r:

"Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi kız istemek üzere size gelirse onu evlendiri n. Böyle yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur."  Aynı hadis bir başka yoldan da rivayet edilmiştir. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre;

"Ebu Hind Rasululla h (s.a.v.)'in bıngıldak kısmından kan almıştı. Nebi (s.a.v.): Ey Beni Beyada, Ebu Hind'i evlendiri n ve onunla evlenin, buyurdu."  Hanzala b. Ebu Süfyan el-Cumeyhi annesinde n şunu rivayet eder: Dedi ki: "Ben, Abdurrahm an b. Avf'ın kız kardeşinin Bilal'e nikâhlı olduğunu gördüm."

İşte bütün bu deliller, eşler arasında denkliğin muteber ve değerli bir şey olmadığına açıkça delalet ederler. Herhangi bir kadın, herhangi bir erkeğin kocalığına razı olursa onunla, kendi rızasıyla evlenir. Aynı şekilde, herhangi bir erkek de bir kadını eş olarak seçer ve onun rızasıyla onunla evlenebil ir, aralarında denkliğin bulunup bulunmama sına bakılmaz. Ancak İbni Ömer'in Nebi (s.a.v.)'den rivayet ettiği iddia edilen şu hadise gelince: "Arablar, birbirler ine denktirle r. Kabile kabileye, oymak oymağa, adam adama. Ancak, dokumacı ve kan alıcılar müstesna" Bu hadis asılsız, yalan ve batıldır. İbni Ebi Hatim: Ben, bu hadisi babamdan sordum o, bunun münker olduğunu söyledi. İbni Abdil Berr: “Bu hadis; mevzu ve münkerdir” der. Bezzar'ın Muaz hadisinde n tahriç ettiği: "Arabların bir kısmı bir kısmına denktir. Azatlı köleler de birbirine denktirle r"   hadisinin isnadı zayıftır. Berire'nin hadisine gelince; Nebi (s.a.v.)’in Berire'ye söylediği: "Sen azad edildiğin zaman, senin nikâhın da azad edilmiş olur. İstediğin seçeneği yap" mealindek i hadis denkliğe delalet etmez. Çünkü onun kocası köle idi. Bir köle ile evli bulunan cariye azat edilerek hürriyetine kavuştuğu zaman, köle olan kocasının zimmetind e kalmakla, köle ile olan nikâhını feshetmek arasında muhayyer bırakılır. Bu hadis de denkliğe delalet etmemekte dir. Kasım'ın, Aişe'den rivayetin e göre: "Berire'nin kocası bir köle idi. Berire, onun nikâhı altında idi; azad edilince Rasululla h (s.a.v.) ona: "Seçme hakkına sahipsin. İstersen bu kölenin nikâhı altında kalırsın, istersen ondan ayrılabilirsin."  buyurmuştur. Müslim'deki rivayete göre; Urve'nin Aişe'den rivayet ettiği hadis ise şöyledir: "Berire azat edilmişti. Kocası ise halen köle idi. Allah Rasülü Berire'yi muhayyer bıraktı. Eğer kocası hür olmuş olsaydı onu, muhayyer bırakmazdı." "Ancak birbirine denk olanları evlendiri niz; o kadınları ancak velilerin in izinleriy le evlendiri niz"  mealindek i hadis, aslı olmayan, zayıf bir sözden ibarettir .

Böylece, denkliğe delalet eden harhangi bir nassın söz konusu olmadığı meydana çıktığı gibi; denkliğin varlığını kabul edenlerin kullandıkları delilleri n batıl olduğu veya bu hususa istidlal yönü bulunmadığı açıkça görülmektedir. Denkliği şart olarak kabul etmek, Rasululla h (s.a.v.)'in: “Takvanın dışında, Arabın aceme, herhangi bir üstünlüğü yoktur" mealindek i hadisiyle çatıştığı gibi, Kur'an'ın kat'i nassıyla da çatışmaktadır. Nitekim Allah (c.c.) şöyle buyurmakt adır:

"Allah'ın katında en keremli olanınız takvaca en ileri olanlarınızdır."

Din ihtilafı ise denklikle ilgili bir konu değildir. Bu konu; Müslümanların, Müslüman olmayanla rla evlenip evlenmeme leri konusudur ki bu, başka bir konudur. Allah (c.c.), Müslüman bir erkeğin, ehli kitaptan bir Yahudi veya bir Hıristiyan ile evlenebil eceğine cevaz vermiştir. Zira, Allah (c.c.) şöyle buyurmakt adır:

"Bugün size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenle rin yemekleri sizin için helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. Mü’minlerden hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenle rin hür ve iffetli kadınları zina etmeksizi n, gizli dost tutmaksızın ve mehirleri ni verdiğiniz takdirde size helaldir."   Kendileri ne kitap verilen iffetli kadınların, ücretleri olan mehirleri nin verilmesi koşulu ile Müslümanlara helal olduğunu ayet açıkça ortaya koymaktadır. Ayet gereğince müslüman bir erkek, kitap ehli bir kadınla evlenebil ir. Çünkü ayete göre kitap ehlinden iffetli kadınlarla evlenmek, Müslüman erkeklere helaldir. Müslüman bir kadının, ehli kitabtan bir erkekle evlenmesi ise şer'an haramdır; mutlak olarak caiz değildir. Böyle bir şey vuku bulursa, bu nikâh batıl olduğu için gerçekleşmiş olmaz. Müslüman bir kadının ehli kitaptan bir erkekle evlenmesi nin haram olduğu Kur'an'ın sarahatı ile sabittir. Nitekim Allah (c.c.) şöyle buyurmakt adır:

"Ey iman edenler! Mü’min kadınlar size muhacir olarak gelirlers e, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onları mü’mine olarak görürseniz, onları kafirlerl e geri döndürmeyin. Onlar, kafirlere helal olmadığı gibi, onlar da o kadınlara helal olmazlar."   Bu ayet yalnızca tek bir manayı ihtiva eder, bu da; Müslüman kadının kafire helal olmadığı ve kafirleri n de Müslüman kadınlara helal olmadıklarıdır. Kocanın kafir oluşu, kafir koca ile Müslüman kadın arasında nikâhın tahakkuk etmeyeceğini sonuçlandırır. Zira bu husus, ayetteki şu ifade ile açıkça vurgulanm aktadır:

"Eğer onların mü’min olduklarını bilirseni z, tekrar o kadınları kafirlere geri göndermeyin. O kadınlar onlara helal olmadığı gibi, o erkekler de o kadınlara helal olmaz."  Hükmün; müşrik olsun, ehli kitaptan olsun tüm kafirleri kapsamına alması için ayette Allah (c.c.) müşrik kelimesi yerine "kafirler" tabirini kullanmıştır. Kitap ehlinden Hıristiyan ve Yahudiler in kafir oldukları ise Kur'an'ın kati nassıyla sabittir. Nitekim Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:

 "Ne ehli kitabtan olan kafirler ve ne de müşrikler, Rabbinizd en size bir hayırın indirilme sini istemezle r." Bu ayette geçen  kelimesi tabîz için değil, beyan içindir. Yine Allah (c.c.) şöyle buyurmakt adır:

"Allah'ı ve peygamber ini inkar ederek kafir olan, iman etme hususunda Allah ile peygamber i arasında fark gözetip; bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz diyarek küfürle iman arasında bir yol tutmak isteyenle r, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azap hazırlamışızdır."   Kitap ehli, Muhammed (s.a.v.)'in risaletin e inanmadıkları için kafirdirl er. Cenab-ı Allah (c.c.) bu hususta muhtelif ayetlerde şöyle buyurmakt adır:

"Allah, Meryem oğlu Mesih'dir diyenler kafir olmuşlardır."

"Şüphesiz, Allah üçün üçüncüsüdür diyenler kafir olmuşlardır."

 "Kitap ehlinden kafir olanlarla müşrikler."   Buradaki  edatı tabîz için değil, beyan içindir.

  "Şüphesiz ehli kitabtan kafir olanlar ile müşrikler."   Yine burada ki  edatı da tabîz değil beyan içindir.

"O'dur ehli kitaptan küfretmiş olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkarmış olan..."

"Münafıklık etmiş olanlara bakmadın mı ki, ehl-i kitap'tan küfretmiş olan kardeşlerine..."  Bu ayetler; kitap ehlinin kafir olduklarını ve "küffar" kelimesin in onları da kapsamına aldığını gösteren Kur'an'ın sarih ifadeleri dir. Mümtehine suresinde yer alan aşağıdaki ayet bu ayetlerle birlikte ele alındığı zaman; müslüman bir kadının ehli kitaptan bir adam ile evlenmesi nin mutlak surette caiz olmadığı hususunda açık ve net bir anlam taşıdığı ortaya çıkar. Çünkü ehl-i kitap, yukarıdaki ayetler gereğince kesinlikl e kafirler grubuna giren insanlard andır.

"Eğer onların mü’min kadınlar olduklarını öğrenirseniz; artık onları kafirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helal değildir, onlar da bunlara helal değildir..."

Müşrikler ise ehl-i kitab'tan başka bir sınıftır. Mecusiler, yıldızlara tapanlar, Budistler, putperest ler ve benzeri kimselerd ir. Bunlarla evlenmek mutlak olarak caiz olmaz. Müslüman bir erkeğin müşrik bir kadınla evlenmesi kesinlikl e caiz değildir. Aynı şekilde müslüman bir kadının müşrik bir erkekle evlenmesi de kesinlikl e caiz değildir. Bu husus, Kur'an'ın kat'î nassıyla sarahatan açıklanmıştır:

"İman edinceye kadar müşrike kadınlarla evlenmeyi n; hoşunuza gitse de, müşrike bir kadından, mü'mine bir kadın kesinlikl e daha hayırlıdır. İman etmedikçe müşrik bir erkekle kesinlikl e evlenmeyi n. Hoşunuza gitse de, müşrik bir erkekten, mü'min bir köle daha hayırlıdır..." Bu ayet, müşrike olan bir kadının Müslüman erkek ile, müşrik olan bir erkeğin de Müslüman olan bir kadın ile evlenmesi nin haram olduğunu ifade eder. Şayet bu nevi bir nikâh vuku bulursa batıl olduğu için gerçekleşmiş olmaz. Hasan b. Muhammed'den: Dedi ki: "Rasululla h (s.a.v.) Hecr Mecusiler ine yazdığı bir mektupta, onları İslâm'a davet ederek şöyle diyordu: “Kim Müslüman olursa, onun Müslümanlığı kabul edilir. Kim kabul etmezse ona cizye vergisi vurulur, kestiği yenilmez ve hiçbir (müslüman) kadın onunla evlenemez ."

Böylece İslâm, sadece evlenmeği teşvik etmekle iktifa etmeyerek, Müslüman erkeğin ve kadının kiminle evlenebil eceğini, kimlerle de evlenmesi nin haram olduğunu beyan etmiştir. Evlenmek isteyen kimsenin, evleneceği kimsede bulunması güzel olan sıfatları da anlatmıştır. Ancak, kendisiyl e evlenilec ek kadının, başkasının hanımı ve iddet bekleyen birisi olmamasını şart koşmuştur. Çünkü evliliğin şartı, kadının evli ve iddet halinde olmamasıdır.

Ancak henüz nikâh akdinin icra edilmediği, sözlü olan kadına gelince; eğer kadın veya onun velisi, evlenme teklifind e bulunan kimseye açık veya dolaylı yolla müsbet cevap vermişlerse bir başkasının onu istemesi haram olur. Ukbe b. Amir Rasululla h (s.a.v.)'in şöyle dediğini rivayet etmektedi r:

"Mü’min, mü’minin kardeşidir. Mü’min için, kardeşinin alış verişi üzerine fiyat kırması helal olmaz. Mü’minin kardeşinin sözlüsüne evlenme teklifi yapması helal olmaz; meğer ki o kardeşi, o kadını terketmiş olsun."   Ebu Hureyre ise Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet etmektedi r:

"Kişi, kardeşinin sözlüsüne evlenme teklifi yapmasın; taki evlenince ye veya tamamen vazgeçinceye kadar." Fakat, evlenme teklifi yapılan kızın, teklifi reddetmes i veya henüz müsbet bir cevap vermemesi veya meseleyi soruşturmaya bırakmış olması durmunda bir başka erkek isteyebil ir, bu caizdir. Çünkü henüz o, bir başkasının sözlüsü değildir. Kays kızı Fatıma bir gün Nebi (s.a.v.)'e gelerek, Ebu Cehm ve Muaviye'nin, kendisine evlenme teklifi yaptıklarını söyledi. Rasululla h (s.a.v.):

"Muaviye, malı olmayan bir fakirdir. Ebu Cehm ise sopasını omuzundan indirmez (daima dışarıda gezer). Sen, Zeyd'in oğlu Üsame ile evlen."  dedi. Muaviye ve Ebu Cehm'in kendisini istedikle rini haber verdiği halde Peygamber (s.a.v.) ona, Usameyi istemiştir.

Kadına evlenme teklifi yapıldığında, bu evlenme teklifini kabul edip etmeme hakkı kadına aittir. Onun izni olmadan, velisinin onu bir başkasıyla evlendirm eye veya bunu engelleme ye hakkı yoktur. İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Rasululla h (s.a.v.) şöyle demiştir:

"Dul kadın, velisinde n daha bir hak sahibidir . Bakire ise, evlenmek için kendisind en izin istenir. Onun izni susmasıdır."   Yine Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir başka hadiste şöyle denilmekt edir:

"Dul kadın, kendisine danışılmadan nikahlana maz, Kendisind en izin istenmedi kçe, izni olmadan bakire kız da nikâh edilemez. Bakirenin izni nasıl olur? Dediler, Peygamber (s.a.v.): Onun izni sükut etmesidir" buyurdu.”

İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre; "Bakire bir cariye Peygamber (s.a.v.)’e geldi. İstemediği halde, babasının kendisini evlendirm ek istediğini söyledi. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v.), onu muhayyer kıldı.”  Ensarlı Hizam kızı Hunesa'dan rivayet edildiğine göre: "Kendisi dul olduğu ve evlenmek istemediği halde babasının onu evlendirm ek istediğini Peygamber (s.a.v.)’e gelip söyledi. Peygamber (s.a.v.) de onun nikâhını geri çevirdi."

Bu hadisleri n hepsi, kadının izni olmadıkça evlenme muamelesi nin tamam olamayacağını ifade ederler. Kadın, bu evliliği kabul etmez veya zorla evlendiri lirse, bu akid fesh olur. Ancak kadın sonradan razı olur ve dönerse nikâh geçerli olur.

Kadın ile evlenmek isteyen ve istemeye gelen kimselerl e kadının evlenmesi ne mani olmak Kur'an-ı Kerim'de belirtild iği gibi yasaklanmıştır. Nitekim Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:

"Eğer maruf bir şekilde, aralarında razı olurlarsa, evlenmele rine engel olmayın."

Makil b. Yesar'dan rivayet edilen sahih bir hadis ile sabit olduğuna göre Makil, şöyle demiştir: "Ben, kız kardeşimi birisiyle evlendirm iştim, daha sonra adam onu boşadı. İddeti bitince adam, tekrar onu istemeğe geldi. Ben: Kız kardeşimi sana verdim, evini döşedim ve sonra ikramda bulundum, fakat sen onu boşadın. Şimdi de gelip onu istiyorsu n. Vallahi kız kardeşim bir daha sana dönmeyecektir. Adam, fena bir kimse değildi. Kız kardeşim de ona dönmek istiyordu . Allah (c.c.); "Eğer maruf bir şekilde, aralarında razı olurlarsa, evlenmele rine engel olmayın."  ayetini indirince ben: Ya Rasululla h ben şimdi ne yapacağım dedim. Allah Resulü: “Kardeşini onunla evlendir" buyurdu.”  Başka bir rivayette ise:

 "Ben yaptığım yeminin kefaretin i ödedim ve kız kardeşimi ona verdim"   cümlesi vardır. Ayette geçen:  kelimesin in anlamı, kadın istediği takdirde onu evlenmekt en menetmekt ir ki bu, haramdır ve böyle bir işe teşebbüs eden kimse fasıktır. Bir kadını evlenmekt en alıkoyan kimse, yaptığı bu ameli ile fasık sayılır. Fakihler, böyle bir engelleme de bulunan kimsenin fasık olacağında görüş birliği etmişlerdir. Evlenmek için kadına görücü giderse veya kendisi evlenmek isterse, bu konuda tek yetki kadına aittir; ister kabul eder, ister reddeder.

Evlenmek üzere kadın ve erkek arasında ittifak tamamlanınca, evlenme akdini yapmaları lazımdır. Evlenme ancak şer'i akitle tamamlanır. Birinin diğerinden yararlanm alarını helal kılacak tek şey şer'i hükümlere uygun olarak yapılan şer'i akittir. Bu akde göre evliliğe terettüp eden hükümler gerçekleşir. Kadın ve erkek, uzun bir zaman bir arada bulunsala r bile şer'i bir şekilde akit yapılmadıkça evlilik gerçekleşmiş sayılmaz. İki eşin bir araya geldikler i gibi iki dostun bir araya gelmeleri evlilik sayılmaz. Bu tür birliktel ik zina sayılır. Aynı şekilde iki erkeğin aralarında muaşeret yapmak üzere bir araya gelmede ittifak etmeleri de evlilik sayılmaz, ancak livata sayılır.

Medeni evliliğe gelince; bu, bir arada yaşamak ve boşanmak üzere kadın ile erkek arasında yapılan bir anlaşmadır. Bu anlaşma gereğince nafaka tasarrufu, evden çıkma, erkeğin kadına, kadının da erkeğe itaatı ve benzeri bir takım görevler, evlat sahibi olma, oğlan veya kız çocuğun kime ait olacağı gibi hususlar, irs ve neseb gibi bir arada yaşamaktan veya terkinden kaynaklan an birtakım haklar doğar. Burada sıralanan tüm bu hususlar, üzerinde ittifak ettikleri ve kabullend ikleri şartlara göre uygulanır. Medeni evlilik, sadece bir evlilik ittifakı olmayıp, hem evliliğe hem de evlilikte n doğan neseb, nafaka, miras ve diğer birtakım hususları, her ikisinin veya birinin diğerini terk etmesi yani boşanma durumlarını da kapsar. Üstelik, erkeği dilediği kadınla, kadını da dilediği erkekle, aralarındaki anlaşmaya göre evlenebil meleri hususunda tamamıyla serbest bırakır. Bundan dolayı medeni evlilik şerân caiz değildir. Bu akde, olarak bir evlilik ittifakı nazarıyla bakılamayacağı gibi, nikâh akti nazarıyla da bakılamaz. Şerân, bunun herhangi bir kıymeti yoktur.

Müslüman bir erkekle Müslüman bir kadın veya Müslüman bir erkekle evli, ehli kitaptan bir kadın arasında medeni kanuna göre herhangi bir evlilik akdi meydana gelse, kadın ile erkek arasında akid sırasında şifahen veya yazı ile kullanılan sözlere bakılır. Şayet aralarındaki akitte "evlendirm ek" ve "nikâh etmek" gibi lafızlar kullanılmış her ikisinden de kabul ve icab meydana gelmişse, şerân kabul ve icaba gerekli hususlar bulunmuş demektir. İcab ve kabulun yanında kızın velisi ve evlendikl erine dair iki de şahid bulunmuş ise, bu lafızlar ve şekil ile yapılan anlaşma, evlilik akdi sayılır. Çünkü bu, hem şer'i aktin sıfatlarını hem de medeni evliliğin şartlarını tamamlama ktadır. Bu, medeni ittifak değil şer'i akid ile evlilikti r. Şer'i evlilik akdinde bulunması gerekli olan şartların hepsi bulunmazs a bu işlem evlilik sayılmaz. Medeni evlilik ittifakının kapsadığı şartlar şeriata uygun olsalar da mutlak olarak herhangi bir değer taşımaz. Çünkü, şeriatın getirdiği hükümlerle amel etmenin vacib oluşu, kadın ile erkeğin kendi aralarında yaptıkları ittifakta n alınamaz. Bilakis evlilik akdinden ve şeriatın beyan ettiği hükümden kaynaklanır. Bu nedenle medeni ittifakın taşıdığı şartların evlilikte hiçbir değeri yoktur. Bunlar, şeriata muhalif olurlarsa akdin batıl oluşu açıktır. Eğer bu şartlar her iki taraf için de akdin gereğine ters düşmeyen, şeriata muhalif olmayan, şeriatın caiz gördüğü şartlar ise, bunlar arasındaki evlilik akdi muteber kabul edilir. Eğer aralarında herhangi bir evlilik söz konusu olmayacak ise bu şartların mutlak olarak herhangi bir kıymeti yoktur. Eğer medeni evlilik akdi, Müslüman bir erkek ile müslüman kadın veya Müslüman bir erkekle ehli kitaptan bir kadın arasında olursa durum böyledir. Eğer Müslüman bir erkek ile müşrike bir kadın veya müşriklerin muamelesi ne göre yürütülürse veya müslüman bir kadın ile müslüman olmayan bir erkek arasında olursa, bu türden evlilik batıl olduğu için akit gerçekleşmiş olmaz. Tüm bunlardan anlaşıldığı üzere evliliğin şerân sahih bir nikah akti ile tamamlana bilmesi için, bütün şer'î şartları bünyesinde taşıması lazımdır. Bu şartlarla tamamlanm ayan herhangi bir evlilik akdi, mutlak olarak evlilik sayılmaz.

Evlilik, şer'i olarak icab ve kabul ile gerçekleşir. İcab, akit yapan iki kişinin birinden ilk olarak sudur eden sözdür. Kabul ise akdi yapan diğer kimseden ikinci olarak sudur eden sözdür. Mesela, kız erkeğe, "ben kendimi sana eş olarak verdim”, erkek de “ben kabul ettim” dese ya da bunun tam tersi bir işlem yapılsa (önce erkek sonra da kadın konuşsa), konuşanlardan birincini n teklifi "icab", ikincisin in cevabı da "kabul"dür. İcab ve kabul direkt olarak evlenenle rin her ikisi tarafından olabileceği gibi, onların vekilleri tarafından da icra edilebili r veya biriyle diğerinin vekili arasında da gerçekleşebilir. İcabta "evlenmek" ve "nikâh etmek" lafızlarının olması lazımdır. Bu ifadenin kabulde yer alması şart değildir. Şart olan; bu icaba diğerinin razı olmasıdır. Evlenmeyi kabul ve razı olduğunu ifade eden herhangi bir lafız, bunu ifade eder. Ancak, icab ve kabulü ifade eden lafızların, mazi sigasıyla olması lazımdır. “Seni zevceliğe aldım” ve “kabul ettim” gibi lafızlarla olmalıdır. Bu lafızlardan biri mazi, diğeri müstakbel lafızlar ile olabilir. Çünkü, evlilik bir akittir. Evliliğin subut bulduğunu ifade eden bir lafızla olması lazımdır. O da, mazi sigasıdır. Evlilik akdinin gerçekleşmesi için dört şart gereklidi r:

1- “Kabul” ve “icab”ın cereyan ettiği mecliste birlik olmalıdır. Yani, icabın sudur ettiği yer aynı zamanda kabulün sudur ettiği yer olmalıdır. Bu husus, akid yapan iki kişinin hazır bulunmala rı halinde böyledir. Akid yapanlard an biri bir beldede, diğeri ise bir başka beldede olursa ve biri diğerine evlenme teklifi yapan bir icab mektubu yazsa, kendisine mektup gönderilen kimse de kabul etse evlilik gerçekleşmiş olur. Fakat bu durumda kendisi veya başkası iki şahid huzurunda mektubu okuyup onun ibaresini şahidlerin işitmesi lazımdır veya mektubu alan kimse, bulundurd uğu şahidler huzurunda, "Falan kimse, bana evlenme teklifi yapmış bulunuyor" diyerek, mecliste onları şahid tutar ve kendini onunla evlendird iğini söyler.

2- Akdi yapan her iki tarafın, birbirini n sözlerini işitmeleri ve anlamaları şarttır. Bu ifade ile evlilik akdinin kastedild iğini her iki tarafı da bilmelidi r. Eğer işitmediği ve anlamadığı için bunu bilmezse, mesela; bir erkek bir kadına anlamadığı Fransızca ile "seni zevceliğe kabul ettim" cümlesini telkin ettikten sonra kadın, manasını anlamadığı lafızların aynısını tekrarlar sa ve bundan maksadın evlilik akdi olduğunu bilmezse, evlilik akdi gerçekleşmiş olmaz. Eğer kadın, bu sözlerin evlilik akdinden dolayı söylenen lafızlar olduğunu bilirse akid sahih olur.

3- İcabın hepsine veya bir kısmına ait olsa da kabul, icaba muhalefet etmemelid ir.

4- Akid yapanlard an birinin diğeriyle evlenmesi ni şeriat mübah kılmış olmalıdır. Mesela, kadının Müslüman veya ehli kitap olması, erkeğin de sadece Müslüman olması lazımdır.

Bu dört şart tekamül ettiği zaman evlilik akdi gerçekleşmiş olur. Bu dört şarttan herhangi bir tanesi bulunmadığı takdirde, evlilik akdi gerçekleşmiş olmaz ve bu akid temelde batıl olur. Evlilik akdi gerçekleştiği takdirde evliliğin sıhhatı için üç tane sıhhat şartı lazımdır:

1- Kadın, evlilik akdinin “mahalli” olmalıdır.

2- Nikah ancak velinin varlığı ile sahih olur. Kadın kendi kendini evlendire mez veya velisi dışında bir başkası tarafından evlendiri lemez. Evlendirm e hususunda, velisinin dışında birisini vekil tayin edemez. Velisinin dışında birisini vekil tayin ederse nikah sahih olmaz.

3- Baliğ ve akıllı iki Müslüman şahidin bulunması lazımdır. Bu iki şahidin, evlilik akdiyle ilgili kabul ve icabı meydana getiren sözün gayesini anlamaları lazımdır. Bu iki şartı havi olduğu zaman, bu akid sahih olur. Bunlardan biri eksik olursa bu nikâh fasid olur. Ancak, evlilik akdinde akdin yazılmış olması veya bir vesika ile tescil edilmesi şart değildir. Kadın ve erkek tarafından, şifahi veya yazı ile bütün şartları havi şekilde cari olan kabul ve icab, evlilik akdini sahih kılar. İster bu yazılsın ister yazılmasın evlilik iki kişi arasında bir akid olduğu için ancak icab ve kabul ile tamamlanır.

Gerçekten akid ancak icab ve kabul ile tamamlanır ve oluşur. İcabta evlenmek ve nikâh lafızlarının şart kılınmış olması, nassta varid olduğu husustan dolayıdır. Nitekim Cenabı Allah:

"Onu seninle evlendird ik."

"Babalarınızın nikâhlandığı kimselerl e nikahlanm ayınız."   buyurmakt adır. Sahabe icmaı'da bu hususta tahakkuk etmiştir. İcab ve kabul meclisini n bir olması şartına gelince; meclisin hükmü, akd halinin hükmüdür. Eğer kabulden önce akit tarafları ayrılırlarsa icab batıl olur. Çünkü o zaman kabulün anlamı olmaz. Zira ondan yüz çevirip ayrılmak, kabulü ortadan kaldırır. Yine o sırada akit yapan her iki kişinin başka şeylerle meşgul olmaları kabulden imtina anlamına gelebilir . Akid yapanlard an her birinin, diğerinin sözünü işitip onu anlaması şartına gelince; bu ifade ve ibare ile evlilik akdi kastedili yor; yine bu söz icaba, kabul cevabı olduğu için neyi ifade ettiği bilinmeli dir. Çünkü icab; akid yapanlard an birinin diğerine hitabıdır. Eğer hitab edilen kimse söylenen şeyleri bilmezse hitab yapılmış sayılmaz. Dolayısıyla hitaba karşı herhangi bir kabul de söz konusu edilemez. icabın, kabule muhalif olmaması, icabın bütün gerekleri ne teslim olduğuna delalet etmediği müddetçe kabul sayılmaz. Eğer anlaşmazlık olursa, icaba dair varid olan hususlara teslim olunmamış olur ki kabul gerçekleşmiş olmaz. Şeriat'ın, akid yapan iki kişiden birinin, diğeri ile evlenmesi ni mübah kılmış olması şartına gelince; bilindiği gibi şeriat, caiz olmayan herhangi bir akdin yapılmasını yasaklamıştır.

Buraya kadar anlatılanlar akdin gerçekleşmesiyle ilgiliydi . Akdin sıhhatına gelince; akdi nehyeden herhangi bir husus varid olmazsa, şeriat o akdi tamam olarak görür. Fakat belli bir şey üzerinde yapılan akdin icrasını nehyeden bir husus mevcud olursa bu akid fasid olur. Ancak böylesi bir akid batıl olmaz. Kadının evlenme akdinde akid mahalli olarak şart kılınmasına gelince; şeriat bazı kadınlar ile evlenmeyi, bazı kadınları da nikah altında bir arada bulundurm ayı yasaklamıştır. Eğer yapılan akid, akdin icrasının haram kılındığı kimseler üzerinde gerçekleşmişse bu akid sahih olmaz. Velinin izni olmadan nikahın sahih olmamasına gelince; Ebu Musa Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet etmektedi r:

"Velinin izni olmadan nikah yoktur."  Kadının, kendi kendisini veya başkasını evlendirm e hakkına ve velisi dışındaki bir kimseyi vekil kılma hakkına sahip olmamasının delili Aişe (r.anha)'nın Nebi (s.a.v.)'den rivayet ettiği şu hadistir:

"Hangi kadın velisinin izni olmaksızın nikahlanırsa onun nikahı batıldır. Onun nikahı batıldır. Onun nikahı batıldır."   Ebu Hureyre ise Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet eder:

"Kadın kadını evlendire mez. Kadın kendi başına da evlenemez . Zani kadın; kendi kendine evlenendi r."

İki Müslüman şahidin bulunmasına gelince; Kur'an-ı Kerim ric'î talak ile boşanmış bir kadına, tekrar kocasına dönmesi halinde, iki Müslüman şahidi şart koşmaktadır. Nitekim Allah (c.c.) şöyle buyurmakt adır:

"O kadınlar müddetlerini tamamlayınca, onları ya güzelce tutun veya güzelce onlardan ayrılın. Ve sizden olan, iki adil kimseyi şahid kılın."   Hasan (r.a.), "ayette geçen "sizden" tabiri iki Müslüman anlamına gelmekted ir" diyor. Nikâh akdini devam ettirme anlamında olan "ric'î" de, iki Müslüman şahid şart kılındığına göre, evlilik binasını kurma sırasında yani nikâh akdi yapılırken iki şahidin bulunması şartı öncelikle aranır. Kaldı ki, nikâh akdi ve nikâh akdinin devamını istemek aynı konudur, her ikisinin de hükmü aynıdır.



EVLENMENİN ADABI


http://www.angelfire.com/mb/sancak/adap.htm


Evlenmek güzel bir şey... Fakat zordur.. Çünkü, evlenen kişi bir çok sorumlulu kları baştan kabullenm iş demektir. . O sorumlulu kları yüklenen kişinin her şeyden önce evlilik hak ve vecibeler ini yerine getirmesi gerekmete dir.

Evlenmekt e bir çok fayda mevcut olduğu gibi, bir çok da afeti vardır.

ŞİMDİ EVLİLİKTEKİ SORUMLULU KLARI SAYALIM :

1. Dünyalık için çalışmak.
2. Kazanç elde etmek için didinmek.
3. Eşi'nin haklarına sonderece dikkat edip asla ihmal etmemek.
4. Eşi tarafından gelecek eza ve cefaya (yani dırdırına) tahammül göstermek.
5. Nafakası ve zaruri ihtiyaçlarını temin etmekten kaçmamak. Çünkü bundan kaçan, kaçak köle gibi olur. Ailesinin nafakasından kaçan kişi, evine dönünce de ne namazı ve ne orucu kabul olmayan, kaçan köle gibidir, diye varid olmuştur.
6. Kendini nasıl felaketle rden korumakla yükümlü ise, ailesini de öyle felaket ve belalarda n korumakla yükümlü olmak.

Eşinden telezzüz ve temttu (faydalanm ak) mubah ise de bunun aşırısından kaçmak iyidir. İbrahim Edhem Hazretler i der ki:
"Kadınların bacaklarına aşırı derecede düşkün olan adamdan hayr gelmez"

Çünkü bu, kalbin ma'siva ile çok meşgul olmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda çok ma, çok evlad ile böbürlenmenin iyi bir şey olmadığı da Kur'an-ı kerim'in Hadid suresinin 20, ayetinde belirtilm iştir:
"Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür, aranızda bir öğünüştür, mallarda ve evladlard a bir çoğalıştır.."

Yahya Aleyhisse lam evlilik kaydı ile mevsuf olmadığı için (Seyyiden ve Hasuren) Medh-i Cemil'i ile övülmüştür. Resulüllah (S.A.V.) efendimi de şöyle buyurmuşlardır :
"Tarih ikiyüzden sonra, ümmetimin en hayırlısı el-Kafifu'l-haz olandır."
Eshabı Kiram : (Hafifu'l-Haz)ın ne olduğunu sorunca, şu açıklamayı yapmışlardır :
"- Hanımı ve çocuğu olmayan kimse demektir!"
Bir hadiste de şöyle buyurulmuştur :
"Ümmetimin üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda kişinin helakı, hanımı, ana-babası ve evladının elinde olur. İkide bir: "Sen fakirsin! sende iş yok!" diye ayıplarlar. Onu, altından kalkamıyacağı şeye iterler. O da mahcup olur. Sırf mahcup olduğunu gidermek için akl-ü hayale gelmiyen yollara süluk eder, dini gider ve oracıkta helak olur."
Ama bekar olan kişi, işte bu felaket ve cehaletle rden emin olur..

ŞİMDİ EVLİLİĞİN YARARLARI NI SAYALIM :

1. Kendini haramdan korumak,
2. Çok sevab elde etmek,
3. Ahlaken takamül etmek.. Çünkü bekarken kabına sığmayan nice kişiler vardır ki, evlendikt en sonra olgunlaşmaktadırlar.
4. Resulüllah (S.A.V) efendimiz in iftihar etmesine sebeb olmak Çünkü şöyle buyurmuşlardır :
"Evlenin, çoğalın! Çünkü ben sizin diğer milletler den çokluğunuzla övünürüm."

Diğer bir hadiste :
"Çoluk çocuk olamayan evde bereket te yokltur!" buyurmuştur.

5. Bir çok afet ve musibetle re sebeb olan kadının zabt-ü rabta girmesi.
6. Dinin korunması . Çünkü her kötü arzu kalbi karartır. Amma helal ve mubah olan cinsi münasebet ise kalbi aydınlatır, diye rivayet edilmiştir.
7. Rızkın genişliğine ve zenginliğe sebeb olmak. Nitekim Nur Suresinin bir ayetinde Cenab-ı Hak (C.C.) şöyle buyurmuştur :
"Şayet fakir olurlarsa, Allah fazlasından onları zengin kılar (kimseye muhtaç hale düşürmez)".

8. Müslümanların çoğalmasına sebeb olmak. Evliliğin daha nice faideleri vardır ki saymakla bitmez.
Resulüllah S.A.V. efendimiz buyurmuşlardır ki:
"Kim, Müslüman kişinin nikahında hazır bulunursa, allah yolunda bir gün oruç tutmuş olur. Bir gün ahiretin yediyüz gündür!"

Diğer bir hadisde şöyle buyrulmuştur:
"En iyi aracılık, evlilik babından kadın ile erkek arasında yapılan aracılıktır".
Nur suresinde, Müslümanlar evliliğe teşvik edilmişlerdir.

Yine Kur'an da Peygamber ler medh edilirken, onların eş ve çoluk çocuk sahibi kılındıkları bahs edilmiştir:
"And olsun ki biz senden önce Peygamber ler göndermişiz, onlara da zevceler ve evladlar vermişizdir."

Bir hadisde evlenmeni n önemi şöyle anlatılmıştır :
"Kim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir. Evlilik de şüphesiz benim sünnetimdendir"

Diğer bir hadis-i Şerif:
"Evli ve çoluk çocuk sahibi olan bir kimsenin kıldığı iki Rek'at namaz, bekar kimsenin kıldığı seksen iki rek'at namazdan hayırlıdır!"

Diğer bir hadis-i Şerif de:
"Kötüleriniz, bekarlarınızdır. Mevtalarınız'ın da kötüleri, bekar ölenlerinizdir!" buyurulmuştur.

Diğer bir hadisde şöyle açıklanmıştır :
"Evleniniz, ben diğer ümmetlere karşı çokluğunuzla iftihar ederim. Hristiyan rahibleri gibi olmayın"

Şimdi çok önemli bir noktaya geçiyoruz :

Şurası bir gerçektir ki; evliliğin iyi tarafı olduğu gibi zor ve güç tarafı da vardır. Onun yararları çok olduğu gibi zararları da vardır. Binaen aleyh evlenen kimsenin buna çok dikkatetm esi lazımdır. Evliliğinde yarar uman kimse hemen evlenmeli dir, evliliğin kendine ve ailesine mutlaka zarar getireceğine inanan kimse de bekarlığı tercih etmelidir, demişlerdir.

Hulasa, durum herkesçe bir değildir. Kimisine evliliği zarar getirir, kimisinie de yarar..
Nikahın (evliliğin) menfaat sağlayacağını, yani yarar getireceğini bilen ve buna böyle inanan kimsenin evlenirke n riayet edeceği bir çok hususlar vardır:

1. Evlenecek parası yoksa, mali durumu musaid değilse, borç para bulur, evlenir. Ödeme işinde Allah'a tevekkül eder. Çünkü bu niyetle evlenen kişiye muhakkak Cenab-ı Hak (C.C.) yardımcı olur.
2. Evliliğin başlıca gayesi, haramdan korunmak olduğu için, evlenirke n ileride arız olabilece k fakirlik ve yoksulluk tan korkmamak . Hadis-i şerifde:
"Fakirlik korkusund an evliliği terk eden bizden değildir!" buyurulmuştur.
3. Dindar kızla yahud kadınla evlenmek. Çünkü bu gibi kadın, dünyalıkların en iyisidir. Çok kadınla evlenmek, kesret-i dünyadan sayılmaz. Zira Mü'minlerin emiri Hz. Ali (K.V.) nin dört hanımı, ondokuz da cariyesi vardı.. Halbuki kendisi de son derece dindardır.. Mü'min takvaca ne kadar çok merhale kat' ederse, şehveti de o derece artar, denilmiştir.

Peygamber lerden Hazret-i Davud Aleyhisse lam'ın yüz hanımı ve üçyüz de cariyesi vardı. Hazret-i Süleyman Aleyhisse lam'ın da üçyüz hanımı ve yediyüz cariyesi olduğu anlatılır. Resulüllah (S.A.V) Efendimiz in de dokuz nikahlı hanımı ve ayrıca cariyesi de vardı. Her Peygamber deki cinsi temas gücü kırk adamınkine bedeldi. Resulüllah (S.A.V.) Efendimiz in, bu kırk peygamber deki cinsi güce tekabül ederdi, diye rivayet edilmiştir..

4. Soyca iyi bilinen kadınla evlenmek.
5. Mümkün olduğu kadar sabırlı ve tevekkülü çok olan kadını aramak. Bu hususta ilginç bir hikaye anlatırlar :

Hatem el-esam (R.A.) Hacce gitmek istediğinde, hanımına sorar:
- Size harcamanız için ne kadar para bırakayım? Kadın cevab verir :
- Sen aramızdan ayrıldıktan sonra, ömrümüz ne kadar ise o kadar bırak!
- Onu allah'tan başka kimse bilemez ki! der. Hatem'el-Esam :
- Kadın öyleyse rızık işini de ona bırak! der.
Bu konuşmadan sonra Hatem, hanımına hiç bir şey bırakmadan Hacca gider.

Sonra, Bağdad hanımları ileri geri konuşmaya, dedikodu yapmaya başladılar: "Hatem son derce zalim bir adammış meğer! Hanımına bir şey bırakmadan çekip gittiler!" dediler. Bunun üzerine Hatem'in hanımı, şöyle konuştu: "Hatem rızık veren değil, Allah tarafından kendisine verilen rızıkları yerdi!" Kadınlar bu söz karşısında mahcup olumuşlardı..

Hatem'in de yolda harcıyacak parası yoktu.. Yolculuk esnasında hacıların başı olan kişiye bir başağrısı arız oldu. Hacılar arasında nefesi kuvvetli olan bir okuyucu yokmu /" dedi.. Hemen Hatemi alıp yanına götürdüler. Ona okuyup üfledi, Biznillah i Telala iyileşti, hiç bir ağrısı kalmadı.

Hatem'in halini gören zat, ona bir dve ikram etti, gidip gelinceye kadar bütün ihtiyacla rının görülmesin emretti. Fakat Hatem bu defa parasız bıraktığı çocuklarını düşünmeğe başladı.. Başladı amma Allah (C.C) onların da ihtiyacının vermişti. Şöyle :

Bağdad'daki Halife hacıları teşyi' ettikten sonra sarayına dönerken çok susamıştı.. Şu evden biraz su getirin, dedi. Meğer O ev Hatm'in evi imiş... Gittiler, topraktan bir tas içinde getirdikl eri suyu Halife'ye takdim ettiler. Halife dedi ki, Bu ne? demek ki zavallıların bundan daha iyi bir kabları yokmuymuş! Eğer olsaydı hiç Halife'ye bu topraktan kap içinde su yollarlar mıydı? Acaba bu ev kimindir?"
Hatem'in olduğunu haber verdiler. . "Vah vah! demek ki zavallılar pek fakir mişler!" dedi, onlara acıdı ve yanındakilereni :

- Şimdi üstümüzde verecek bir şeyimiz yok! Siz altın kemerleri nizi emanet olarak onlara bırakın, sonra gelip o kemerleri n değerlerini ödeyip, geri alın! emrini verdi. Onlar da Halife'nin emrini yerine getirdile r. Kemerleri n değeri yetmiş bin altını bulmuştu.. Böylece Hatem'den sonra, Allah (C.C.) hanımının ve çocuklarının nafakasını da, bu suretle ihsan buyurdu. İşte tevekkül'ün müsbet anlamdaki faidesi!

6. Kendi güzel fakat huyu güzel olmayan kadınlarla evlenmekt en kaçınmak.
Çünkü güzellik fanidir, yaşlandıkça gider, fakat güzel huy daimidir, kadın yaşadıkça kadınla beraber yaşamakta devan eder. Huyu kötü olan kadnla evlenmek, kendi güzel olsa dahi, kocasını fakirliğe ve perişanlığı iter.

İşte Resulüllah Sallellah u Aleyhi Vesellem Efendimiz in bu husustaki uyarısı :
"Kim kadınla, güzelliği ve malı için evlenirse, malından da güzelliğinden de mahrum olur. Kim dindarlığı için evlenirse, allah ona malını da güzelliğini de ihsan eder."

7. Malca ve soyca kendinden aşağı olan kadınla evlenmek. Böyle yaparsa fitne, fesad ve fücur'dan kurtulmuş olur, demişlerdir.
8. Uzun boylu ve zayıf kadınla evlenmek.
9. Kısa boylu ve çirkin kadınla evlenmeme k.
10.Hayızdan, nifastan kesilmiş yaşlı kadınla evlenmeme k.
11.Dul olup da son kocasından çocukları olan kadını almamak.
Nitekim İsrailoğullarından biri evlenmek istediğinde yüz kişiye danışmış, doksandok uz kişinin verdiği fikri kabul etmemiş, nihayet demiş ki, sabahleyi n sokağa çıktığımda kime rastlarsa m ona danışırım. Onun bana vereceği fikirle amel ederim. Sabahleyi n sokağa ilk çıktığında ilk rastladığı adam deli olur. Adam bir kamışa binmiş koşuyor. Bunda mutlaka bir hikmet vardır, deyip adamı çağırır ve danışır. Deli adamın tavsiyesi :

Kadın üç kısımdır :
a) Zararlı,
b) Yararlı
c) Durumu mechul.

Bu sözü söyledikten sonra hiç beklemez, atını dehler ve uzaklaşır. Bunda mutlaka bir hikmet vardır, diyerek adamın ardına düşer ve onu bir yerde yakalar. Der ki :

- Ne olur, bana o anlattığın üç çeşit kadının açıklamasını yap! Deli bunun üzerine şu açıklamayı yapır :
- Yararlı olana gelince, o daha önce hiç evlenmemiş olan kızdır. Zararlı olan kadına gelince, o önceden evlenmiş sonra dul kalmış çocuklu kadındır.
Yararlı veya zararlı olduğu bilinmeye n kadına gelince; çocuksuz dul kadındır...
- Sen hiç deliye benzemiyo rsun, sözlerinde büyük hikmetler vardır, doğruyu söyle sen gerçekten delimisin?
- Hayır! Bulunduğum belde ahalisi bana Kadılık teklif etti, kabul etmedim. Zorlamaya kalkıştılar... Ben de ellerinde n kurtulmak için böyle delilik numarası yaptım...

12. Doğurgan kadına rağbet etmek. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulum uştur:
"Çok doğuran siyah kadın, çocuk doğrmayan güzel kadından hayırlıdır."

13. Evlilikte kızı tercih etmek. Zira Peygamber imiz (S.A.V.) şu tavsiyede bulunmuştur:
"Bakire kızlarla evlenmeli siniz. Çünkü onların ağızları daha tatlı, rahimleri daha temizdir. Ayrıca aza da (herkesten) çok razı olurlar."

Vaktiyle güzel bir delikanlı bir kızla nişanlanır. Tam zifafa girecekle ri gece son derece çirkin bir adam onu kaçırır. Zorla ırzına geçip, bakireliğini izale eder. Sonra adamın elinden onu alıp tekrar o güzel nişanlısıyla evlendiri rler. Yirmi senelik evlilik hayatından sonra kadın hastalanır. Ölüm döşeğine düşer. Ve kocasına şu tavsiyede bulunur :

- Ben öldükten sonra sakın dul alma, kız al. Çünkü beni zorla kaçıran o zorba adamın zevkini hala unutamadım. Senin bütün güzelliğine rağmen ve seninle bu kadar uzun yıl geçirdiğim halde sende tatminkar bir lezzet bulamadım.

14. Evleneceği kadının yaşı, boyu, malı, soyu kendinden aşağı olmak. Çünkü kendinden üstün olursa durmadan onu hakir görür.

15. Şu dört şeyde kadın kendinden üstün olmalı:
Güzellik, terbiye, huy ve takva (dindarlık).

16. Dünürlükte kolaylık gösteren, mehri az olan ve çok doğuran kadına rağbet etmek. Hadis-i şerifte şöyle buyurulum uştur:
"İstenmesi kolay, mehri az, rahmi elverişli olan kadında bereket vardır."

17. Nikah için en elverişli zamanı seçmek. Çünkü Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Aişe (R. Anha) Validemiz in nikahını Şevval ayında kıymış ve Onundan zifafa da yine Şevval ayında girmiştir. Hazret-i Aişe (R. Anha) validemiz şöyle buyurdu: "Resulüllah benimel Şevval ayında evlendi, benimle zifafa yine Şevval ayında girdi."

18. Evlendiği kızla zifafa grmeden önce başına hurma, şeker ve badem gibi şeleri saçar. Orada bulunanla r, teberrüken o saçılanların yerler. Bunun hakkında eser varid olmuştur.

Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Ensardan birinin düğününde bulundu. Cariyeler hurma ve badem gibi şeyleri gelin-güveyinin başına saçtılar. Eshab-ı Kiramdan hiç bir kimse buna rağbet göstermeyince, Peygamber Aleyhisse lam şöyle buyurdula r :

- Hadi ne duruyorsu nuz? Kapışsanıza!
- Sen biz yağmadan menetmedi n mi?
- O, asker yağmasıydı (Yani harplerde ki ganimet yağmas). Bu ise gelin yağması! Bunda bir sakınca yoktur" buyurdu.

19. Nikah'tan sonra az da olsa halka yemek yedirmek. Çünkü Peygamber (S.A.V.)
"Bir koyun veya biraz ekmek etle dahi olsa ziyafet ver!" buyurmuştur.

20. O yemekten yemeyi bir ganimet ve fırsat bilmelidi r. Gerek düğün sahibleri ve gerekse halk o yemeten yerler. çünkü o yemekte cennet ni'metlerind en bir miskal vardır, diye nakledilm iştir. Ayrıca velime yemeğine Hazret-i İbrahim Aleyhisse lam bereketle dua buyurulmuştur. Güvey zifafa girdiği gece iki ayağını yıkar ve suyunu hanenin etrafına saçar. Bunda da bereket vardır, demişlerdir.

21. Gelin düğün için süslenir.
22. Zifafa girecekle ri zaman gelin ile güvey iki rek'at nafile namaz kılarlar.
23. Namazdan sonra güvey elini gelinin başına koyup üç kere şu duayı okur:
"Ellahümme barik li fi ehli ve barik li ehli fiyye."
(Allah'ım, beni hanımıma hanımımı da bana mübaret kıl!)

24. Cima yapacağı zaman şu duayı üç kere okur:
"Ellahümme bismike istehlelt u ferceha ve bi emanetike eheztuna."
(Allah'ım senin adınla fercinin bana helal olmasını istedim, senin emanetinl e onu ladım.)

25. Cinsi münasebetten gayenin ne olduğunu bilmek ve anlamaktır; bundan gaye şudur:
a) Helal olan cima ile nefsini haram'dan korumak,
b) Vücudda biriken meninin ifrazını düşünmek ve vücuda zararlı olacağından cima yapmak suretiyle meniyi vücuddan dışaro çıkarmak,
c) Cima etmek suretiyle nefsini terbiye edip, başına gelecek bütün bela ve musibetle re olgunluğu sayesinde tahammül göstermek.
d) Evlenmek hakkında varid olan yüce emir ve direktifl eri yerine getirdiğini sevinçle mülahaza etmek.

26. Eşler, vücudlarından çıkacak yaşlılıkların bertaraf edilmesi için birer bez hazırlarlar. Tek bir bezle yetinmek, aralarnda soğukluğa sebeb olur, demişlerdir.

27. Eşinin karnına elini koyup şu duaayı okur:
"Ellahümme in kane nin hazel-betni veleden feUsemmih i Muhammede n." (Allah'ım eğer bu karında çocuk olursa adını Muhammed koyacağım!)

28. Cima'ya (Euzü Besmele) ile başlamak. Bunu müteakib hemen şu duayı okumak:<
"Ellahümme cennibneş-şeytane ve cennibişşeytanema rezektena ." (Allah'ım, şeytanı bizden ve bize rızık olarak verecek olduğun yavrudan uzaklaştır!)
Peygamber (S.A.V. Ebu Hureyre (R.A.)'ye hitaben şöyle buyurmuşlardır:
"Ey Ebu Hureyre, cima ettiğin zaman, Besmele çek! Böyle yaparsan cenabette n yıkanıcaya dek hafeze Melekleri senin defterine sevab yazarlar."

Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
"Cima ettiğinde (Bismillah irrahmani rrahim) de! Hafeze Melekleri n cenabette n yıkanıncaya kadar sana sevablar yazmaktan çekinmezler. Bu ilişkiden çocuk olursa, oçocuğun ve ondan gelecek zürriyetin nefesleri adedince sana sevab yazılır."
Besmelesi z yapılan cinsi temasda, bu yararlar olmadığı gibi, şeytan bile burnunu sokup beraberce cima eder, diye nakledilm iştir.

29. Cima'dan önce eşini yatırır, kendisi de sağ yanına yatar. Yani kadın kocanın sol tarafında bulunup cimaya teşebbüs edeceği zaman kadının sağından kalkıp cima eder.

30. İnzan vukuunda aklından güzel bir insanı gerçirir.

31. İnzal vukuundan sonra kadının üzerinden inmek

32. Kadından da inzal vaki oluncaya kadar beklemek. Nitekim hadis-i Şerifte şöyle buyurulmuştur:
"Onun ihtiyacı karşılanmadan senin ihtiyacın görülürse, acele etme, onun da ihtiyacı görülünceye dek sabret."
Şayet kendi tatmin olup kadını tatmin etmezse, o zaman kadına fütür ve tenbselli k arız olur, uyuşuk bir kadın haline gelir, demişlerdir.

33. Kadının avret mahalline bakmamak. Zira bu, kişinin kör olmasına yol açar, demişlerdir. Buradaki körlükten murad basiret gözünün veya hakikat gözünün körlüğüdür, diye tefsir etmişlerdir.
Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulum uştur:
"Biriniz hanımı yada cariyesi ile cinsi temas kurduğu zaman, sakın fercine bakmasın. Çünkü bu körlüğe seseb olur."

 
AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA EVLİLİK

http://www.formistan.com/islam-ve-din-bolumu/458909-ayet-ve-hadisler-isiginda-evlilik.html

Kur’an:

“İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyeler inizden salih olanları evlendiri n. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.” [1]

“İçinizden, kendileri yle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgeleri ndendir. Bunlarda, düşünen Kavim için dersler vardır.” [2]

“Andolsun ki, senden önce nice peygamber ler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiç bir peygamber bir ayet getiremez . Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.” [3]

bak. Al-i İmran suresi, 39. ayet, Nahl suresi, 72. ayet, Furkan suresi, 74. ayet

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer evlilik ve damatlık hususunda muhkem bir ayet ve uyulan sünnet (Allah Resulü’nden) olmasaydı bile, yine de Allah’ın bu işte karar kıldığı akrabalar a iyilik etmek ve yabancılarla kaynaşmak konusu, kalp ve gönül sahibi kimseleri n evliliğe rağbet etmesine ve doğru düşünen akıl sahibinin evliliğe yönelmesine yeterli bir sebep sayılırdı.” [4]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah ile tertemiz bir şekilde görüşmek istiyorsa, eşiyle (evli bir halde) birlikte mülakatetmelidir.” [5]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde evlilikte n daha sevimli ve değerli bir bina inşa edilmemiştir.” [6]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlenin ki sayınız artsın. Şüphesiz ben kıyamet günü diğer ümmetlere karşı düşük yapılanlar da dahil sizinle övünürüm.” [7]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah için evlenir ve Allah için birini evlendiri rse Allah’ın dostluğuna layıktır.” [8]

Evlilik Sünnettir

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlenmek benim sünnetimdir. Her kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz, zira ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm.” [9]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlilik benim sünnetimdir. O halde her kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” [10]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Evleniniz, zira Allah Resulü bir çok defa şöyle buyurmuştur: “Her kim sünnetime uymak istiyorsa evlenmeli dir. Zira evlenmek benim sünnetimdendir.” [11]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlenmek benim sünnetimdir. Her kim benim dinimi seviyorsa, sünnetimle amel etmelidir .” [12]

Genç Yaşta Evlenen Kimse

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Genç yaşta evlenen gencin şeytanı şöyle feryat eder: “Vay olsun ona! Dininin benden korudu.” [13]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Genç yaşta evlenen her gencin şeytanı şöyle feryat eder: Vay olsun ona, vay olsun ona! Dinini üçte ikisini benden korudu.” O halde kul dinin diğer üçte birisi için de Allah’tan korkmalıdır.” [14]

Evlenen Kimse Dininin Yarısını Korumuştur

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul evlendiği zaman dininin yarısını kemale erdirmiş olur. Dininin diğer yarısını korumak için de Allah’tan korkmalıdır.” [15]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim evlenirse kendisine ibadetin yarısı verilmiş olur.” [16]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim evlenirse, dininin yarısını sağlam kılmış olur. Diğer yarısı için de Allah’tan korkmalıdır.” [17]

Namaz ve Evli İnsanın Uykusu

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Evli insanın kıldığı iki rekat namaz, geceyi ibadetle geçiren ve gündüz oruç tutan bekar kimseden daha hayırlıdır.” [18]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Evli insanın kıldığı iki rekat namaz, bekar insanın kıldığı yetmiş rekat namazından daha hayırlıdır.” [19]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Uyuyan evli kimse Allah nezdinde, oruç tutup gece ibadetle sabahlaya n bekardan daha üstündür.” [20]

Rızkın Evlilikle Artması

Kur’an:

“İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyeler inizden salih olanları evlendiri n. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.” [21]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlenin, zira evlenmek rızkınızı artırır.” [22]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bekarlarınızı evlendiri n, zira bu işle Allah onların ahlakını güzelleştirir, rızıklarını artırır ve mürüvvetlerini çoğaltır.” [23]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim fakirlik korkusuyl a evlenmeyi terk ederse bizden değildir.” [24]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendini Allah’ın haram kıldığı şeylerden temiz tutmak için evlenirse, ona yardım etmesi Allah’a bir haktır.” [25]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim fakirlik korkusuyl a evlenmezs e aziz ve celil olan Allah’a kötü zanda bulunmuştur. Oysa aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Eğer yoksul iseler Allah onları lütfü ile zengin kılar.” [26]

Resululla h (s.a.a), ashabından birine şöyle buyurmuştur: “Evlendin mi?” O, “Hayır, evlenecek bir şeyim yok” deyince Peygamber şöyle buyurdu: “Kul huvallahu Ahad” ayetine sahip değil misin?” O, “Evet” deyince Peygamber şöyle buyurdu: “Kur’an’ın dörtte birine sahipsin?” Daha sonra şöyle buyurdu: “Kul ya eyyuhel kafirun” suresine sahip değil misin?” O, “Evet sahibim” deyince Peygamber şöyle buyurdu: “Kur’an’ın diğer dörtte birine sahipsin?” Daha sonra şöyle buyurdu: “İza zulzileti l arzu” suresine sahip değil misin?” O, “Evet sahibim” deyince Peygamber şöyle buyurdu: “Kur’an’ın diğer dörtte birine sahipsin?” Daha sonra şöyle buyurdu: “Evlen! Evlen! Evlen!” [27]

Evliliği Terk Etmekten Sakındırmak

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir kadın İmam Bakır’a (a.s) şöyle arzetti: “Allah beni sana feda etsin, ben dünyayı terk eden bir kadınım.” İmam şöyle buyurdu: “Dünyayı terk etmekten maksadın nedir?” O, “Asla evlenmek istemiyor um.” İmam, “Neden?” diye sorunca o şöyle dedi: “Ben fazilet elde etmek istiyorum .” İmam şöyle buyurdu: “Bundan el çek, eğer bu bir fazilet olsaydı, Fatıma (a.s) ona daha müstahak olurdu. Hiç kimse fazilet hususunda ondan öne geçemez.” [28]

Resululla h (s.a.a) Akkaf adında birisine şöyle buyurdu: “Eşin var mıdır?” O, “Hayır, ey Allah’ın Resulü” dedi. Peygamber, “Bir cariyen var mıdır?” diye sordu. O, “Hayır, ey Allah’ın Resulü!” dedi. Peygamber, “Mali imkanın var mıdır?” diye sordu. O, “Evet” dedi. Peygamber şöyle buyurdu: “Evlen, aksi takdirde günahkarlardan olursun.” [29]

Bekârlar

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ölülerinizin en kötüsü bekarlardır.” [30]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Aşağılık ölüleriniz, bekarlarınızdır.” [31]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En kötüleriniz bekarlarınızdır. En aşağılık ölüleriniz, bekarlarınızdır.” [32]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En kötüleriniz, bekarlarınızdır. Evli insanın iki rekat namazı, evli olmayan insanın kıldığı yetmiş rekat namazdan daha hayırlıdır.” [33]

Din Kardeşlerini Evlendirm enin Sevabı

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir bekarı evlendiri rse, aziz ve celil olan Allah kıyamet günü ona lütfüyle bakar.” [34]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim mümin kardeşini bir kadınla evlendiri rse, o kadın onun arkadaşı, desteği ve huzur kaynağı olduğu müddetçe Allah onu hur’ul-ayn ile evlendiri r, ailesi ve kardeşlerinin doğru olanlarından sevdiği kimselerl e onu arkadaş ve dost kılar. Onları da kaynaştırır.” [35]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Üç kimse, Allah’ın arşının gölgesinden başka hiç bir gölgenin olmadığı günde, arşın gölgesi altında olur: Müslüman kardeşini evlendire n, ona hizmet eden ve sırrını örten kimse.” [36]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En iyi aracılık evlilik hususunda düzene girsinler diye iki kişi arasında aracılık etmektir.” [37]

Kızları Çabuk Evlendirm eye Teşvik

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cebrail Peygamber’e (s.a.a) nazil oldu ve şöyle buyurdu: “Ey Muhammed! Rabbin sana selam gönderdi ve şöyle buyurdu: “Bakire kızlar, ağaç üzerindeki meyveler gibidir. Meyve yetişince, onu toplamakt an başka bir ilaç yoktur. Aksi takdirde güneş ve rüzgar sebebiyle bozulur. Bakire kızlar da ergenlik çağına erince onlara kocadan (evlendirm ekten) başka ilaç yoktur. Aksi takdirde, sapıklık ve fesattan güvende olamazlar .” Daha sonra Allah Resulü (s.a.a) minbere çıktı, insanları topladı, aziz ve celil olan Allah’ın emrettiği şeyi onlara bildirdi.” [38]

Evlilikte Kadının Dindar Olmasına Önem Vermek

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim helal bir malla bir kadınla evlenmek ister, ama onunla evlenmekt en hedefi, böbürlenmek veya gösteriş yapmak olursa, aziz ve celil olan Allah onun ancak horluğunu ve zilletini arttırır.” [39]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir kadınla güzelliği sebebiyle evlenirse onda istediğini bulamaz. Her kim bir kadınla malı için evlenirse, Allah onu o mala havale eder. O halde dindar kadınlarla evlenin.” [40]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Adamın biri Peygamber’in (s.a.a) huzuruna vardı ve evlilik hususunda kendisind en izin istedi. Peygamber ona şöyle buyurdu: “Evet evlen, dindar kadınlarla evlen ki ellerin hayır görsün.” [41]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kadınlarla güzellikleri için evlenmeyi n, zira bazen güzellikleri onların helak oluşuna sebep olur. Malları için de kadınlarla evlenmeyi n, zira bazen malları onları isyana sürükler. O halde onlarla dindarlıkları sebebiyle evlenin.” [42]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim dindarlığı ve güzelliği sebebiyle bir kadınla evlenirse bu iş onun fakir düşmesine engel olur.” [43]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kadının yüz güzelliğini, din güzelliğine tercih etmemek gerekir.” [44]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bir kadınla dört şey sebebiyle evlenilir: Mal, güzellik, dindarlık ve soy. Sen dindar kadınlarla evlen.” [45]

Evlilikte Dindar Erkekle Evlenmeni n Önemi

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Birisi sizden kız istemeye gelir ve onun dindarlık ve emanetçiliğini beğenirseniz ona kız verin. Eğer böyle yapmazsanız yeryüzünde bir çok fesat vücuda gelir.” [46]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer birisi senden kız istemeye gelir de din ve ahlakını beğenirsen kızını onunla evlendir, fakirliği senin bu işi yapmana engel olmasın. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Eğer ayrılırlarsa Allah her ikisine de genişliğinden zenginlik verir.” Hakeza şöyle buyurmuştur: “Eğer fakir olurlarsa Allah onları kendi fazlından zengin kılar.” [47]

İmam Hasan (a.s), kendisiyl e kızının evliliği hususunda meşveret eden birine şöyle buyurmuştur: “Kızını takvalı biriyle evlendir. Zira eğer kızını severse, onu yüce tutar. Eğer sevmezse ona zulmetmez .” [48]

Mehirin Hikmeti

Kur’an:

“Kadınlara mehirleri ni cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.” [49]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mehiri erkeğin üzerine farz kılmanın ve kadınların kocalarına mehir vermesini n farz olmamasının sebebi, kadının masraflarının erkeğin sorumluluğunda olmasıdır. Çünkü kadın kendisini veren, erkek ise onu alandır. Satış bir paha karşısında, alış ise o pahayı ödemek suretiyle gerçekleşir. Ayrıca kadınlar, ticaret edemezler ve benzeri bir çok nedenleri vardır.” [50]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İşleri bir olduğu halde mehirin kadına değil de erkeğin sorumluluğunda olmasının sebebi şudur: Erkek ihtiyacını giderip tatmin olunca kalkar ve kadının tatmin olmasını beklemez. İşte bu yüzden mehir kadının değil de erkeğin sorumluluğundadır.” [51]

Mehiri Fazla Tutmayı Kınamak

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadının uğursuzluğu mehirinin çok oluşu ve eşine itaatsizl iğidir.” [52]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin kadınlarından en üstünü en güzel yüzlü olan ve mehri en az olan kadındır.” [53]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En hayırlı mehir en hafif olanıdır.” [54]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kadının kolay istenmesi, mehirinin hafif oluşu ve rahat doğum yapması onun uğurlu oluşundandır.” [55]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mehiri kolay tutun. Zira ağır mehir kadını meşru kılar, ama erkeğin kalbinde ona karşı bir kin ve düşmanlık meydana getirir.” [56]


Kadın Seçimine Önem Vermek

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kadın boyuna asılan bir halkadır. O halde boynuna neyi astığına iyi bak. Kadın için bir değer ve paha tayin etmek mümkün değildir; ne iyileri için ve ne de kötüleri için! İyi kadının değeri altın ve gümüş değildir. İyi kadın altın ve gümüşten daha değerlidir. Kötü kadının değeri ise toprak değildir. Toprak bile kötü kadından daha hayırlıdır.” [57]

Nutfeleri niz (spermleri niz) İçin İyi Seçim Yapın

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İyi ve salih bir aileyle evlilik yapın. Zira kanın etkisi vardır.” [58]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Nutfeleriniz için iyi yer seçin. Size denk olan kimselerl e evlenin. Denklerin e kız verin.” [59]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Nutfeniz için iyi bir yer seçin. Zira kadınlar, erkek ve kız kardeşlerine benzer çocuklar doğururlar.” [60]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Nutfeleriniz için iyi bir yer seçin ve eşlerinizi seçerek alın. Kalçalı kadınlarla evlenin, zira onlar daha çok doğururlar.” [61]



[1] Nur suresi, 32. ayet

[2] Rum suresi, 21. ayet

[3] Ra’d suresi, 38. ayet

[4] Mekarim’ul-Ahlak, 1/449/1541

[5] Bihar, 103/220/18

[6] a.g.e. s. 222/40

[7] el-Muheccet’ul-Beyza, 3/53

[8] a.g.e. s. 54

[9] Kenz’ul-Ummal, 44407

[10] Bihar, 103/220/23

[11] a.g.e. 10/93/1

[12] Muheccet’ul-Beyza, 3/53

[13] Kenz’ul-Ummal, 44441

[14] Bihar, 103/221/34

[15] Kenz’ul-Ummal, 44403

[16] Bihar, 103/220/22

[17] Muheccet’ul-Beyza, 3/54

[18] Kurb’ul-İsnad, 20/67

[19] Bihar, 103/219/15

[20] a.g.e. s. 221/25

[21] Nur suresi, 32. ayet

[22] Bihar, 103/217/1

[23] a.g.e. s. 222/38

[24] Kenz’ul-Ummal, 44460

[25] a.g.e. 44443

[26] Nur’us-Sakaleyn, 3/597/141

[27] a.g.e. 5/699/3

[28] Bihar, 103/219/13

[29] a.g.e. s. 221/27

[30] a.g.e. s. 220/19

[31] a.g.e. h. 21

[32] Kenz’ul-Ummal, 44449

[33] a.g.e. 44448

[34] el-Kafi, 5/331/2

[35] Bihar, 77/192/11

[36] el-Hisal, 141/162

[37] Bihar, 103/222/41

[38] a.g.e. 16/223/22

[39] a.g.e. 76/362/30

[40] a.g.e. 103/235/19

[41] Vesail’uş-Şia, 14/21/2

[42] Sunen-uİbn-i Mace, 1859

[43] Kenz’ul-Ummal, 44588

[44] a.g.e. 44590

[45] a.g.e. 44602

[46] Bihar, 103/372/3

[47] a.g.e. h. 7

[48] Mekarim’ul-Ahlak, 1/446/1534

[49] Nisa suresi, 4. ayet

[50] Nur’us-Sakaleyn, 1/440/42

[51] a.g.e. h. 43

[52] Mean’il-Ahbar, 152/1

[53] Bihar, 103/237/25

[54] Kenz’ul-Ummal, 44707

[55] a.g.e. 44721

[56] a.g.e. 44731

[57] Mean’il-Ahbar, 144/1

[58] Kenz’ul-Ummal, 44559

[59] a.g.e. 44556

[60] a.g.e. 44557

[61] a.g.e. 44594


Mümin Kadın Mümin Erkeğin Dengidir

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben, kölem Zeyd b. Harise’yi, Zeyneb binti Cahş ve Mikdad’ı ise Zübeyr’in kızı Zebaa ile evlendird im ki Allah nezdinde en değerli olanınızın en iyi Müslüman olduğunu bilesiniz .” [1]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zeyd b. Harise’yi Zeyneb binti Cahş ve Mikdad’ı Zübeyr b. Abdulmutt alib’in kızı Zebaa ile evlendird im ki en büyük şerafetin İslam olduğunu bilesiniz .” [2]

Evlenilme mesi Gereken Erkek

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şarap içen kimseye kız vermeyin. Eğer ona kız verecek olursan zinaya aracılık etmiş gibi olursun.” [3]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlilik kölelik halkasıdır. O halde kızını evlendire n kimse onu köle vermiş olur. Dolayısıyla sizden her biriniz kızını kime köle ettiğine iyi bakmalıdır.” [4]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “(Hakkaniye tiniz hakkında) şek içinde olan aileden kız alın, ama onlara kız vermeyin. Zira kadın, erkeğin ahlakını alır ve erkek onu kendi dininin tesiri altına alır.” [5]

Hüseyin b. Beşşar şöyle diyor: “Ebu’l Hasan’a (a.s) şöyle yazdım: “Akrabamdan biri kızımı istiyor, ama kötü ahlaklıdır.” İmam şöyle buyurdu: “Eğer ahlakı kötü ise ona kızını verme.” [6]

Evlenilme mesi Gereken Kadınlar

Resululla h (s.a.a) halka hitaben şöyle buyurmuştur: “Hezra ed-Demen’den sakının.” Kendisine, “Ey Allah’ın Resulü! Hezra ed-Demen ne demektir?” diye sorduklarında ise şöyle buyurdu: “Kötü bir ailede büyüyen güzel yüzlü kadın.” [7]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ahmak kadınla evlenmekt en sakının, zira onunla oturmak insanı zayi eder ve çocuğu sırtlan sıfatlı olur.” [8]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şehbere, lehbere, nehbere, heydere ve lefut kadınlarla evlenmeyi n... Şehbere, kötü dilli mavi gözlü kadındır lehbere, uzun boylu ve zayıf kadındır, nehbere çirkin ve kısa boylu kadındır, heydere ölümün eşiğinde bulunan yaşlı kadındır lefut ise önceki eşinden çocuk sahibi olan kadındır.” [9]

Kadınların Çeşitleri

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadınlar üç kısımdır: Biri tümüyle senin lehinedir, biri ise hem senin lehine hem de senin aleyhined ir, diğeri ise hem senin aleyhined ir ve hem de senin için bir faydası yoktur. Senin lehine olan kadın, bakire kadındır. Hem senin lehine ve hem de aleyhine olan kadın, dul kadındır. Senin aleyhine olup, sana hiç bir faydası olmayan kadın ise, önceki eşinden çocuk sahibi olan kadındır.” [10]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadınlar üç kısımdır: Birisi eşine dünya ve ahiret işlerinde yardımcı olan ve eşinin aleyhine olan zamana karşı ona destek olan, sevgi dolu doğurgan kadın. Diğeri kocasına hayırlı işlerde yardım etmeyen kısır kadındır, Diğeri ise güzellikten nasibi olmayan, çok bağırıp duran, bir ayağı dışarıda olan, ayıplayan, çoğu az bulan ve çoğu da kabul etmeyen kadındır. Böyle bir kadına bağlanmaktan sakın. Zira Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hezra ed-Demen’den sakının.” Kendisine, “Ey Allah’ın Resulü! Hezra ed-Demen kimdir?” diye sorulunca da şöyle buyurmuştur: “Kötü bir ailede yetişen güzel kadındır.” [11]

Kocanın Hakları

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kadın üzerinde en büyük hak kocasınındır. Erkek üzerinde en büyük hak ise annesinin dir.” [12]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadın için Rabbi nezdinde kocasının hoşnutluğundan daha etkili şefaatçi yoktur. Fatıma (a.s) vefat ettiğinde, Müminlerin Emiri (a.s) baş ucunda ayağa kalkarak şöyle buyurdu: “Allah’ım! Ben Peygamber’inin kızından razıyım! Allah’ım o şu anda yalnızdır, o halde sen ona arkadaş ol.” [13]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kocasını sinirlend iren kadına eyvahlar olsun! Kocasının kendisind en razı olduğu kadına ne mutlu!” [14]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer birinin birine secde etmesini emretseyd im, kesinlikl e kadının kocasına secde etmesini emrederdi m.” [15]

Kays b. Sa’d şöyle diyor: “Hire’ye vardım, insanların sınır korumaları karşısında secdeye kapandıklarını gördüm. Onlara şöyle dedim: “Allah Resulü, secde edilmeye daha layıktır.” Kays daha sonra şöyle diyor: “Bilahare Peygamber’in (s.a.a) yanına döndüm ve şöyle arzettim: Ben Hire’ye gittim ve insanların, sınır korumaları karşısında secde ettiğini gördüm. Oysa ki ey Allah’ın Resulü, sen bizim secde etmemize daha layıksın.” Peygamber şöyle buyurdu: “Eğer kabrimin önünden geçersen secde eder misin?” Kays şöyle diyor: “Ben, “Hayır” dedim. Peygamber şöyle buyurdu: “Bu işi yapmayın! Eğer birinin birine secde etmesini emretseyd im, şüphesiz kadınlara Allah’ın eşleri için boyunlarına yüklediği haklar sebebiyle eşlerine secde etmelerin i emrederdi m.” [16]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadın kocasına karşı üç hususa riayet etmelidir: Kendisini günahtan korumalıdır ki kocası sevdiği veya sevmediği hususlard a ona kalbinde itminan etsin. Kocasına ve yaşamına dikkat etmelidir ki bir hata yaptığı zaman ona merhametl i davransın. Kadın kocasına işve yaparak, kendini sevdirere k uygun bir şekilde gözüne güzel gözükerek aşık olduğunu izhar etmelidir .” [17]

Kadının Hakları

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cebrail bana sürekli kadını tavsiye etti. Öyle ki kötülüğü tespit edildiği hususlar dışında onu boşamanın caiz olmadığını zannettim .” [18]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kadının kocası üzerindeki hakkı, karnını doyurması, bedenini giydirmes i ve ona suratını asmamasıdır.” [19]

İmam Zeyn’ul-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadının hakkı şudur: Bil ki aziz ve celil olan Allah onu senin huzurun ve kaynaşman için bir vesile kılmıştır. Bil ki kadın Allah’ın sana verdiği bir nimettir. O halde ona saygı göster, ona karşı yumuşak ol. Her ne kadar senin onun üzerinde hakkın daha da gerekliys e, ama onun senin üzerindeki hakkı kendisine merhametl i olmandır.” [20]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Erkek evini ve ailesini geçindirmek için üç haslete muhtaçtır, eğer tabiatı bunlara sahip olmazsa elde etmek için kendini zorluğa salmalıdır: Güzel davranmak, ölçülü bir şekilde eli açık olmak ve onları korumak hususunda gayretli olmak.” [21]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Erkeğin kadına “Seni seviyorum” demesi asla kadının kalbinden çıkmaz” [22]

İshak b. Ammar şöyle diyor: “İmam Sadık’a (a.s) şöyle arzettim: “Erkeğin yerine getirdiği taktirde iyilik sahibi olduğu kadının erkek üzerindeki hakkı nedir?” İmam şöyle buyurdu: “Kadının yiyeceğini ve giyeceğini temin etmesidir ve cahillik ettiğinde onu bağışlamasıdır.” [23]

Hasan b. Cehm şöyle diyor: “Ebu’l-Hasan’ı (a.s) gördüm. Kına sürmüştü. Ona, “Fedan olayım! Kına mı sürdün?” dedim. O şöyle buyurdu: “Evet süslenmek, kadının iffetini artırır. Kadınlar kocaları süslenmeyi terk ettiği için iffeti terk etmişlerdir.” Daha sonra şöyle buyurdu: “Eğer süslenmezsen, eşinin de senin gibi süslenmemesinden hoşlanır mısın?” Ben, “Hayır” dedim. İmam şöyle buyurdu: “O halde o da işte böyledir.” [24]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Erkek eşi ile ilgili olarak üç şeyden müstağni değildir: İlgisini, muhabbeti ni ve uyumunu elde etmek için kendisiyl e uyuşması, kendisine güzel ahlaklı davranması ve kendini onun için süsleyip refahı için gerekli imkanları temin ederek kalbini elde etmesi.” [25]

Erkeğe Hizmet

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ümmü Seleme, kadınların eşlerine hizmet etmesinin faziletin i sorunca, Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Kadın, kocasının evinde düzenlemek maksadıyla bir şeyi bir yere nakledinc e Allah ona bakar ve her kime Allah bakarsa ona azap etmez.” [26]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kadının cihadı kocasına güzel eşlik etmesidir .” [27]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kocasına yedi gün hizmet eden kadına, Allah cehennemi n yedi kapısını yüzüne kapatır ve cennetin sekiz kapısını yüzüne açar, böylece istediği yerden cennete girer.” Daha sonra şöyle buyurdu: “Kocasına bir yudum su içiren kadının bu ameli kendisi için gündüzleri oruç tuttuğu ve geceleri ibadetle geçirdiği bir yıldan daha hayırlıdır.” [28]

Kadına Hizmet

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Karısına bir su içiren erkek mükafata erişir.” [29]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Karısına sadece sıddık (doğru), şehit veya Allah’ın dünya ve ahiret hayrını dilediği kimse hizmet eder.” [30]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İki zayıf hakkında Allah’tan korkun: Yetim ve kadın. Şüphesiz en hayırlınız, ailesine en iyi olanınızdır.” [31]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ailesine iyilik eden kimsenin Allah ömrünü uzatır.” [32]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Erkeğin ailesinin yanında oturması Allah-u Teala’ya bu benim mescidimd e itikafa girmesind en daha sevimlidi r.” [33]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eşinin ağzına doğru lokmayı kaldıran erkek sevap elde eder.” [34]

Kocasına Eziyet Etmek

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kocasına eziyet eden kadın mel’undur, mel’undur! Kocasına saygı gösteren, ona eziyet etmeyen ve her zaman emrine itaat eden ise, mutludur, mutludur!” [35]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin kendisine eziyet eden bir karısı olursa, Allah o kadının, bütün ömrü boyunca oruç tutsa bile, kocasına yardım edip onu hoşnut etmedikçe namazını ve güzel amelini kabul etmez... Erkek de karısına eziyet eder ve ona zulmeders e aynı bu günah ve azabı görür.” [36]

Kadına Eziyet Etmek

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz aziz ve celil olan Allah ve Resulü kendisind en mehrini bağışlamak suretiyle boşanmasını sağlamak için karısına eziyet eden kimseden beridir.” [37]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kendisi dayak yemeye daha müstahak olduğu halde karısını döven kimseye şaşarım.” [38]

İmam Ali (a.s) oğlu Hasan’a (a.s) yaptığı vasiyetin de şöyle buyurmuştur: “Ailen senin nezdinde yaratıkların en mutsuzu olmamalıdır.” [39]

Kadının Kötü Ahlakına Sabretmek

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah için ve mükafat ümidiyle karısının kötü ahlakına sabreden erkeğe Allah-u Teala sabrettiği her gece ve gündüz için Eyyub’a (a.s) gördüğü bela karşılığında verdiği mükafatı bağışlar. O kadının günahı da her gece ve gündüz çakıllıktaki çakıl taşları sayısınca olur.” [40]

Erkeğin Kötü Ahlakına Sabretmek

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kocasının kötü ahlakı karşısında sabreden kadına Allah Asiye binti Muzahim’in sevabını bağışlar.” [41]

Saliha Kadın

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin aziz ve celil olan Allah’tan sakınmaktan sonra saliha kadından daha iyi bir şeyden hayır görmemiştir.” [42]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dünyanın en hayırlı metası saliha kadındır.” [43]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Saliha kadın erkeğin saadetind endir.” [44]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dünya bir metadır. En hayırlı metası ise saliha kadındır.” [45]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Saliha kadın iki kazançtan biridir.” [46]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kul gördüğünde sevinen ve ondan ayrıldığında gıyabında kendisini ve malını koruyan saliha bir eşten daha hayırlı bir fayda elde etmemiştir.” [47]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Saliha kadın gurab’il e’sam gibi takriben çok az bulunur.” Kendisine, “Takriben az bulunan gurab’il e’sam nedir?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Ayaklarından biri beyaz olan kargadır.” [48]

İmam Sadık (a.s), Sa’d’ın karısına şöyle buyurmuştur: “Sağlık olsun sana ey Hansa! Eğer Allah kızın Ümmü’l-Hüseyn’den başka bir şey sana vermeseyd i yine de sana çok hayır vermiş olurdu. Şüphesiz saliha kadının kadınlar arasındaki misali, kargalar arasında e’sam kargası misalidir . E’sam karga, bir ayağı beyaz olan (ve çok nadir bulunan) kargadır.” [49]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Saliha bir kadın, salih olmayan bin erkekten daha hayırlıdır.” [50]

Kötü Eş

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En kötü şey, kötü kadındır.” [51]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin en galip düşmanı, kötü kadındır.” [52]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin en galip düşmanı kötü kadındır.” [53]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü’nün (s.a.a) dualarından biri de şuydu: “Allahım! Yaşlılık çağım gelmeden beni yaşlatan kadından sana sığınırım.” [54]

Allah’a Günah Hususunda Kadına İtaat

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kötü kadından korkunuz, iyilerind en ise sakınınız. Eğer sizleri iyi bir şeye davet ederlerse kulak asmayın ki kötü işler de itaat etmenize tamah etmesinle r.” [55]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim karısına itaat ederse Allah onu yüz üstü ateşe atar.” Kendisine, “İtaatten maksat nedir?” denilince şöyle buyurmuştur: “Kendisinden ince elbiseler ister ve erkek de bunu kabul eder.” [56]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir kadının yönettiği erkek mel’undur!” [57]

Ailesinin Geçimini Temin Etmekte Riayet Edilmesi Gerekenle r

İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah ailesini daha fazla nimet ve refah içinde yaşatan kimseden daha çok hoşnuttur.” [58]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz mümin, Allah’ın terbiye ettiği bir kimsedir. Allah ona genişlik verdiğinde eli açık olur. Allah ondan aldığında ise kendini tutar.” [59]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim pazara girer, bir hediye alır ve onu ailesine götürürse, bir grup aç insana sadaka götüren kimse gibidir ve hediye vermekte kızlardan başlamak gerekir.” [60]

Çok Eşlilik

Kur’an:

“Eğer, yetimlere haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer ve dörder evlenebil irsiniz; şayet, aralarında adaletsiz lik yapmaktan korkarsanız bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariye) ile yetinin. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.” [61]

Şöyle rivayet edilmiştir: “Zındık birisi Ebu Cafer Ehvel’e şöyle dedi: “Bana söyle bakayım, Allah-u Teala’nın, “Kadınlardan beğendiğinizi alın” ayeti ile surenin sonundaki, “Her ne kadar isteseniz de kadınlar arasında adalete güç yetiremez siniz” ayeti arasında bir fark ve ihtilaf var mıdır? Ebu Cafer Ehvel şöyle diyor: “Ben bu soruya cevap veremedim . Bunun üzerine Medine’ye gittim ve İmam Sadık’ın (a.s) huzuruna vardım. Ona iki ayeti sordum. İmam bana şöyle buyurdu: “Eğer adaletle davranmam aktan korkarsanız o halde biriyle yetinin” ayetindek i adalete riayet nafaka ve masraflar ile ilgilidir . “Asla yapamazsınız” ayetinden maksat ise kadınları sevmekte eşitliğe riayet etmektir. Zira hiç kimse iki eşini eşit şekilde sevemez. [62]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin iki karısı olur ve kendisini bölüştürmede ve onlara harçlık vermede aralarında adaletli davranmaz sa, kıyamet günü elleri bağlı, bedeninin yarısı bir tarafa eğrilmiş bir şekilde getirilir ve ateşe girer.” [63]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Birinin iki karısı olur ve onlar arasında adaletle davranmaz sa, kıyamet günü bedeninin yarısı düşmüş olarak getirilir .” [64]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendileri yle cinsel ilişkiye giremeyec eği kadar kadın alır ve neticede onlardan biri zinaya düşerse günahı onun boynunadır.” [65]

Adem’in İki Çocuğunun Evliliği

İmam Rıza (a.s), kendisine Adem’in soyunun çoğalma şekli hakkında soran Ahmet b. Muhammed b. Ebi Nasır’a şöyle buyurmuştur: “Havva, Kabil ve kız kardeşine bir defasında hamile oldu. İkinci defasında ise, Habil ve kız kardeşine hamile kaldı. Habil, Kabil ile birlikte doğan kız kardeşiyle evlendi. Kabil ise Habil ile birlikte doğan kız kardeşiyle evlendi ve ondan sonra kız kardeşiyle evlenmek haram sayıldı.” [66]

Düğün Davetini Kabul Etmenin Adabı

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Düğün merasimin e davet edildiğinizde ağır davranın. Zira bu merasim insana dünyayı hatırlatmaktadır. Ama bir cenazeyi teşyii etmeye davet edildiğinizde acele davranın. Zira bu merasim insana ahireti hatırlatır.” [67]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi düğün yemeğine davet edildiğinde kabul etsin.” [68]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Düğün yemeği kötü bir yemektir, onda zenginler yedirilir, fakirlere engel olunur.” [69]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Düğünün ilk günü davet haktır, ikinci günü davet ihsan ve iyiliktir, üçüncü günü davet ise gösteriş ve şöhrettir.” [70]

Evliliği İlan Etmeye Teşvik

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bu evlilikle ri açıkça yapın ve onları camilerde düzenleyin.” [71]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlilik merasimin i açıkça yapın.” [72]

Resululla h (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Evlilik merasimin i açıkça, kız istemeyi ise gizlice yapın.” [73]

[1] Kenz’ul-Ummal, 313

[2] Mekarim’ul-Ahlak, 1/452/1546

[3] Bihar, 79/142/55

[4] a.g.e. 103/371/2

[5] a.g.e. s. 377/8

[6] Mekarim’ul-Ahlak, 1/443/1525

[7] Bihar, 103/232/10

[8] a.g.e. s. 237/35

[9] a.g.e. s. 231/6

[10] Tuhef’ul-Ukul, 317

[11] Bihar, 103/234/15

[12] Kenz’ul-Ummal, 44771

[13] Bihar, 103/256/1

[14] a.g.e. s. 246/24

[15] el-Kafi, 5/508/6

[16] Sunen-uEbi Davud, 2140

[17] Bihar, 78/237/70

[18] a.g.e. 103/253/58

[19] a.g.e. s. 254/60

[20] a.g.e. 74/5/1

[21] Tuhef’ul-Ukul, 322

[22] el-Kafi, 5/569/59

[23] a.g.e. s. 510/1

[24] a.g.e. s. 567/50

[25] Bihar, 78/237/70

[26] a.g.e. 103/251/49

[27] el-Kafi, 5/507/4

[28] El-İrsad’ul-Kulup, 175

[29] Kenz’ul-Ummal, 44435

[30] Bihar, 104/132/1

[31] a.g.e. 79/268/5

[32] el-Hisal, 88/21

[33] Tenbih’ul-Havatir, 2/122

[34] Muheccet’ul-Beyza, 3/70

[35] Bihar, 103/253/55

[36] Vesail’uş-Şia, 14/116/1

[37] Sevab’ul-A’mal, 338/1

[38] Cami’ul-Ahbar, 447/1259

[39] Bihar, 77/229/2

[40] Sevab’ul-A’mmal, 339/1

[41] Bihar, 103/247/30

[42] Kenz’ul-Ummal, 44410

[43] a.g.e. 44451

[44] el-Kafi, 5/327/4

[45] Bihar, 103/222/37

[46] a.g.e. s. 238/39

[47] a.g.e. s. 217/2

[48] el-Kafi, 5/515/4

[49] el-Kafi, 5/515/2

[50] El-İrsad’ul-Kulub, 175

[51] Bihar, 103/240/52

[52] a.g.e.h. 53

[53] El-Fakih, 3/390/4370

[54] el-Kafi, 5/326/3

[55] Bihar, 103/224/4

[56] a.g.e. s. 228/27

[57] el-Kafi, 5/518/10

[58] Bihar, 78/136/13

[59] a.g.e. 77/157/135

[60] a.g.e. 104/69/2

[61] Nisa suresi, 3. ayet

[62] Bihar, 10/202/6

[63] Sevab’ul-A’mal, 333/1

[64] Kenz’ul-Ummal, 44820

[65] el-Kafi, 5/566/42

[66] Nur’us-Sakaleyn, 1/433/10

[67] Bihar, 103/279/2

[68] Kenz’ul-Ummal, 44617

[69] a.g.e. 44625

[70] a.g.e. 44628

[71] a.g.e. 44536

[72] a.g.e. 44531

[73] a.g.e. 44532

http://www.formistan.com/islam-ve-din-bolumu/458909-ayet-ve-hadisler-isiginda-evlilik.html#post1299629

http://www.formistan.com/islam-ve-din-bolumu/458909-ayet-ve-hadisler-isiginda-evlilik.html#post1299630

« Son Düzenleme: Mayıs 28, 2015, 06:34:32 ÖÖ Gönderen: admin » Logged
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
LinkBacks Enabled by LordReco | FoRuMBoL Themes